süre  12 saat 54 dakika

Koordinat sayısı 2246

Uploaded 30 Nisan 2018 Pazartesi

Recorded Nisan 2018

-
-
962 m
450 m
0
15
31
61,64 km

42 kere bakıldı , 1 kere indirildi

yer  Güney, Denizli (Türkiye)

uygun fiyata karnınızı doyurabileceğiniz bir yer.
2018/04/30 tarihinde suyu akıyor. içilip içilmediğini sorunuz.
iki dut ağacının gölgesindeki çeşme 2018/04/30 tarihinde suyu akıyor. Yaptıran Osman Oğlu Bekir
2018/04/30 tarihinde suyu akıyor.
2018/04/30 tarihinde suyu akıyor.
2018/04/30 tarihinde suyu akıyor.
2018/04/30 tarihinde suyu akıyor. Yukariseyit Mh. Yaşar Bacak Hayratı.
Kamp yapmak için son derece elverişli ağaç altında düz çim alana sahip. piknik bankları, tuvalet, çeşme, ateş yakmak için barbekü ve çöp bulunuyor. Uyarı!: belli zamanlarda sulama amaçlı kullanılan pancar motoru rahatsızlık verebilir.
Adıgüzel Barajı ve Hidroelektrik Santrali (HES) Denizli'nin Güney ilçesinde Büyük Menderes Nehri üzerindedir. Bereket Enerji bağlı ortağı olan Düzce Aksu Elektrik Üretim A.Ş. tarafından işletilen santral 62 MWe kurulu gücü ile Türkiye'nin 195. Denizli'nin ise 6. büyük enerji santralidir. Tesis ayrıca Türkiye'nin 85. büyük Hidroelektrik Santrali'dir. Adıgüzel Barajı ve HES ortalama 112.043.102 kilovatsaat elektrik üretimi ile 33.850 kişinin günlük hayatında ihtiyaç duyduğu (konut, sanayi, metro ulaşımı, resmi daire, çevre aydınlatması gibi) tüm elektrik enerjisi ihtiyacını karşılayabilir. Adıgüzel Barajı ve HES sadece konut elektrik tüketimi dikkate alındığında ise 35.569 konutun elektrik enerjisi ihtiyacını karşılayabilecek elektrik üretimi yapmaktadır.
Çal'ın antik dönemlerdeki adı Mosyna'dır. Türklerin bölgeye gelmesine kadar bu isimle anılmıştır. Türkler bölgeye Çal adını vermiş ve bu yöre Çal Yöresi olarak anılmaya başlanmıştır. Çağatay lehçesinde yüksek yer ya da yayla anlamına gelen Çal adı, ilçenin doğal konumundan dolayı verilmiştir. "Çal" kelimesi bunun yanında taşlık yer, çıplak tepe, kireçli toprak gibi anlamlara da gelmektedir. Çal uzun yıllar bir yerleşim merkezinin değil, bölgenin adı olarak kullanılmıştır. Çal'ın bugün olduğu yerdeki yerleşim yerinin adı ise Demirciköy'dür. Bölgeye yerleşenlerin önemli kısmının demircilikle geçindiği için bu ismi aldığı ifade edilmektedir. Daha sonra bölgenin genel adı olan Çal, merkez ilçenin adı haline gelmiştir.Anadolu'daki yer adlarında benzer örneklere rastlanılır. Çal'da mevcut iki kitabede de Çal'ın ismi Demirci Karyesi olarak geçmektedir. Bu kitabelerden birisi Hicri 1267 (1850) tarihli Çarşı Camii minare girişinde bulunan kitabedir. Diğeri ise Fakıoğlu Camiinde bahçe duvarında monte edilmiş olan 1247 (1831) tarihli kitabedir. Ancak Çal ile ilgili ilk Osmanlı belgelerinde Demirciköy adına rastlanmaması ve sürekli "Çal" isminin kullanılması bu değişimin çok önceki dönemlerde gerçekleştiğini göstermektedir. Nitekim Çal'dan bahseden hemen bütün belgelerde net olarak Çal tabiri kullanılmıştır. Özellikle bir kaza merkezi haline geldiği 17. yüzyıldan itibaren yörenin genel olan Çal merkez içinde kullanılmaya başlanmıştır. Yukarıda belirttiğimiz 1831 ve 1851 tarihli kitabelerde Demirciköy adının kullanılması muhtemelen yöresel bir kullanımdan kaynaklanıyor olmalıdır. Yani çok daha önceleki dönemlerde kaza merkezine resmi makamlar tarafından Çal adı verilmiş ve bu isim kullanılmaya başlanmış ise de; halk arasında alıştıkları isim olan Demirciköy tabiri kullanılmaya devam etmiş olmalıdır. Nitekim merkezdeki iki caminin kitabesinde Demirciköy isimlerinin kullanılmasını bu yaklaşıma göre açıklayabiliriz. Roma İmparatorluğu döneminde ait çeşitli kalıntıların bulunduğu Çal Anadolu Selçukluları devrinde Türklerin idaresine girdi. Çal bölgesinin kuruluşu 1072 yıllarına kadar uzanır. Selçuklunun Kayı boyundan gelen Türkler Çardak üzerinden bugün adı Boğaziçi olan bölgeye yerleşmiştir. Baklanı kuran Abdi bey den sonra bu bölgeye gelen Hüsamettin dede Daha sonra Çal ve havalisini fethetmiştir. 19. yüzyıl sonuna kadar Demirciköy olan ismi 19. yüzyıl sonu itibarı ile Çal olarak anılmaya başlamıştır. II. Murat devrinde Osmanlı topraklarına katılan Çal 1886'da Denizli Sancağına bağlı bir kaza haline geldi. Kurtuluş Savaşı sırasında Çal Kuvayı Milliyesinin direnişi Çal'ın Yunanlılar tarafından işgalini engelledi. Çal Müftüsü Ahmet İzzet Efendi'ye Kurtuluş Savaşı sırasında yaptığı hizmetlerinden dolayı İstiklal Madalyası verildi. Çal yöresi, aynı zamanda 12 Olympos tanrısından biri olan Dionysus'un yaşadığı yer olarak bilinir. Kimi rivayete göre Çal şarabının dünyaca ünlü olması Dionysus'un şarap tanrısı olmasından dolayıdır. Aynı zamanda tiyatronun dünyada ilk kez oynandığı antik Dionysosopolis buradadır ve ayrı bir önem taşır. http://www.cal.bel.tr/
M.Ö 547’den M.Ö 334’e kadar bölgenin egemeni yani ilçemizde hâkimiyet sahibi olanlar Perslerdir. Pers uygarlığı daha sonraki uygarlıkları da etkilemiştir. İlçe merkezinin kuzeydoğusunda Eşme yolu açılırken bulunan mezar steni Pers etkisini taşımaktadır ve üzerinde Pers ismi vardır. Mezar taşı Helenistik stil ve üslubuyla yapılmış olup, Helenistik öncesi uygarlığın Varolucuğunu ve etkilendiğini göstermektedir. Güney, M.Ö 334 yılında İskender tarafından egemenlik altına alınmıştır. İskender’in ölümüyle açılan Helenistik dönem ile ilgili birçok buluntu bulunmuştur. Özellikle bu devreye ait işlenmiş taşlar, o zaman basılmış sikkeler bilgi vermektedir. Bu dönem birbirinden çok farklı ve karışık toplulukların, onların uygarlıklarını birbiriyle karıştırarak yeni bir potada yeni bir uygarlık oluştuğu dönemdir. Uygarlıkların birbirini etkilemesi dönemidir. M.Ö 323 yılında İken liderin ölümü üzerine generallerinden Antikonos’un yönetimindeki bölgenin içinde kaldı Güney. İskender’in generalleri arasındaki savaş ve kargaşa süreklidir. M.Ö 306’da kendisine kral unvanını verdi. 301’de İpsos’ta oğlu ile birlikte yenilince kendini öldürdü. Oğlu Demetrios direndiyse de galipler arsayı paylaştılar. Güney 281’e kadar bazen koalisyonun bazen de Demetrios’un yönetiminde kaldı. 283’de Demetrios’un Lysimakhos’a, onun da 281’de Manisa’da Seleikosa yenilmesiyle Güney’in hâkimi Sereikos oldu. Kereinos 280’de Sereikos’u öldürdü. Seleikos’un oğlu Antakos ve Demetrios’un oğlu Antigonos arasında 279’dan 277’ye kadar süren savaş sonunda varılan anlaşma sonucu Güney’in egemenliğini Seleikos’un oğlu Antiokos oldu ve bu soy Seleikoslar adıyla monarşik bir devlet kurdular. M.Ö 189 yılında son Seleikos kralı Antiokos 3. ’ün Manisa’da Makedonya kralı Filiphos 5. ve Romalılar tarafından yenilmesi sonucu devletin varlığı sona erdi. Romalılar bölgeyi şehir devletlerine bıraktılar. Onların özgürlükleri yeniden ilan edildi. İlçemiz sınırları içinde bulunan fakat yeri kesin olarak saptanmayan Sala kenti Seleikos’lar zamanında önemli bir merkez haline gelmiş olabilir. Sala-Salakon-Salakos-Seleikos sözcüklerindeki çağrışım böyle bir ihtimali akla getirmektedir. Antik belgelerden Salenun, Gerekçe olarakta (CANHON) olarak saptanmıştır. Sala için basılmış bir bronz sikkeden kentin yöneticisiyle arkaüzümde kentin adı yazıtı ve amblemi olan asma yaprağı ve üzüm salkımı bulunmaktadır. Sikkenin Roma döneminde M.Ö 2. ya da 1. yy’da basıldığı tahmin edilmektedir. Ayrıca gerek ilçemizin kuzeydoğusunda bulunan eski yerleşim yerinde, gerekse aşağı çeşme höyüğünde yerleşimin devamlılığını vurgulayan Lydia ve ondan sonrasına ait sikkeler bulunmuştur. M.Ö 133’de Romalılar Bergama kralı Attalos 3’ün mirasını ele geçirdi, şehir denetimlerinin özgürlüğüne son vererek Güney dahil Batı Anadolu’ya iyice yerleştiler. Gerek hellenistik devre, gerekse Roma devrine ait mimari parçalar ve sikkeler her zaman çevrede bulunabilmektedir. M.S 50 yıllarında bölge Hıristiyanlaştı. Roma İmparatorluğunun parçalanması ile doğu roma hakimiyetine geçti. Bizans (Bizantion) 330’da Doğunun başkenti oldu. Doğu Roma İmparatorluğu, Batı Roma’nın 476’da ortadan kalkmasıyla Bizans İmparatorluğu adı altında değişik ve yeni bir devlet niteliğinde görülür. Konstantinus zamanında büyüyen ve Konstantinopolis adını alan İstanbul (Bizans) 395’te parçalanan Roma İmparatorluğu’nun doğusunun başkenti oldu. Bizans hâkimiyeti Güney’de Türklerin Anadolu’ya göçleri sonucu yurt edinmelerine dek sürer. Bu devir de 1300 yıllık bir zamana tekabül eder. Ortaçesme Köyü’nün güneybatısında bulunan mozaik, Güney’in ilçe merkezinin bugün suyunu aldığı kaynağın galerileri Bizans devrinin ilginç kültür izlerindendir. Eski yerleşim alanlarının Bizans mimari parçalarını ve Bizans sikkelerini her zaman bulundurduğunu görüyoruz. Bizans devrine ait mezar başlıkları ve onlardaki yazılar Güney ve çevresinin önemli Bizans yerleşim merkezlerinden olduğunu açıklar. Büyük Menderes nehrinin ortasından böldüğü Güney ilçe topraklarının gerek güney kısmından (Örnek olarak Cindere ve Belenardıç çevreleri), gerek kuzey kısmında Roma ve Bizans devrine ait 10’u aşkın yerleşim merkezleri yüzeysel olarak tespit edilmiştir. Buralarda o devre ait kültür kalıntılarına yüzeysel olarak da rastlanmaktadır. 1070 yıllarından sonra Anadolu’nun diğer kesimlerinde olduğu gibi ilçemiz Güney’de de Bizans egemenliği biter. Türklerin buraya egemen oluşuna kadar özellikle ilçemiz Bizanslılar ve Türkler arasında 150 yıllık ve hatta daha fazla bir süre içinde sık sık el değiştirir. http://guney.bel.tr
M.Ö 547’den M.Ö 334’e kadar bölgenin egemeni yani ilçemizde hâkimiyet sahibi olanlar Perslerdir. Pers uygarlığı daha sonraki uygarlıkları da etkilemiştir. İlçe merkezinin kuzeydoğusunda Eşme yolu açılırken bulunan mezar steni Pers etkisini taşımaktadır ve üzerinde Pers ismi vardır. Mezar taşı Helenistik stil ve üslubuyla yapılmış olup, Helenistik öncesi uygarlığın Varolucuğunu ve etkilendiğini göstermektedir. Güney, M.Ö 334 yılında İskender tarafından egemenlik altına alınmıştır. İskender’in ölümüyle açılan Helenistik dönem ile ilgili birçok buluntu bulunmuştur. Özellikle bu devreye ait işlenmiş taşlar, o zaman basılmış sikkeler bilgi vermektedir. Bu dönem birbirinden çok farklı ve karışık toplulukların, onların uygarlıklarını birbiriyle karıştırarak yeni bir potada yeni bir uygarlık oluştuğu dönemdir. Uygarlıkların birbirini etkilemesi dönemidir. M.Ö 323 yılında İken liderin ölümü üzerine generallerinden Antikonos’un yönetimindeki bölgenin içinde kaldı Güney. İskender’in generalleri arasındaki savaş ve kargaşa süreklidir. M.Ö 306’da kendisine kral unvanını verdi. 301’de İpsos’ta oğlu ile birlikte yenilince kendini öldürdü. Oğlu Demetrios direndiyse de galipler arsayı paylaştılar. Güney 281’e kadar bazen koalisyonun bazen de Demetrios’un yönetiminde kaldı. 283’de Demetrios’un Lysimakhos’a, onun da 281’de Manisa’da Seleikosa yenilmesiyle Güney’in hâkimi Sereikos oldu. Kereinos 280’de Sereikos’u öldürdü. Seleikos’un oğlu Antakos ve Demetrios’un oğlu Antigonos arasında 279’dan 277’ye kadar süren savaş sonunda varılan anlaşma sonucu Güney’in egemenliğini Seleikos’un oğlu Antiokos oldu ve bu soy Seleikoslar adıyla monarşik bir devlet kurdular. M.Ö 189 yılında son Seleikos kralı Antiokos 3. ’ün Manisa’da Makedonya kralı Filiphos 5. ve Romalılar tarafından yenilmesi sonucu devletin varlığı sona erdi. Romalılar bölgeyi şehir devletlerine bıraktılar. Onların özgürlükleri yeniden ilan edildi. İlçemiz sınırları içinde bulunan fakat yeri kesin olarak saptanmayan Sala kenti Seleikos’lar zamanında önemli bir merkez haline gelmiş olabilir. Sala-Salakon-Salakos-Seleikos sözcüklerindeki çağrışım böyle bir ihtimali akla getirmektedir. Antik belgelerden Salenun, Gerekçe olarakta (CANHON) olarak saptanmıştır. Sala için basılmış bir bronz sikkeden kentin yöneticisiyle arkaüzümde kentin adı yazıtı ve amblemi olan asma yaprağı ve üzüm salkımı bulunmaktadır. Sikkenin Roma döneminde M.Ö 2. ya da 1. yy’da basıldığı tahmin edilmektedir. Ayrıca gerek ilçemizin kuzeydoğusunda bulunan eski yerleşim yerinde, gerekse aşağı çeşme höyüğünde yerleşimin devamlılığını vurgulayan Lydia ve ondan sonrasına ait sikkeler bulunmuştur. M.Ö 133’de Romalılar Bergama kralı Attalos 3’ün mirasını ele geçirdi, şehir denetimlerinin özgürlüğüne son vererek Güney dahil Batı Anadolu’ya iyice yerleştiler. Gerek hellenistik devre, gerekse Roma devrine ait mimari parçalar ve sikkeler her zaman çevrede bulunabilmektedir. M.S 50 yıllarında bölge Hıristiyanlaştı. Roma İmparatorluğunun parçalanması ile doğu roma hakimiyetine geçti. Bizans (Bizantion) 330’da Doğunun başkenti oldu. Doğu Roma İmparatorluğu, Batı Roma’nın 476’da ortadan kalkmasıyla Bizans İmparatorluğu adı altında değişik ve yeni bir devlet niteliğinde görülür. Konstantinus zamanında büyüyen ve Konstantinopolis adını alan İstanbul (Bizans) 395’te parçalanan Roma İmparatorluğu’nun doğusunun başkenti oldu. Bizans hâkimiyeti Güney’de Türklerin Anadolu’ya göçleri sonucu yurt edinmelerine dek sürer. Bu devir de 1300 yıllık bir zamana tekabül eder. Ortaçesme Köyü’nün güneybatısında bulunan mozaik, Güney’in ilçe merkezinin bugün suyunu aldığı kaynağın galerileri Bizans devrinin ilginç kültür izlerindendir. Eski yerleşim alanlarının Bizans mimari parçalarını ve Bizans sikkelerini her zaman bulundurduğunu görüyoruz. Bizans devrine ait mezar başlıkları ve onlardaki yazılar Güney ve çevresinin önemli Bizans yerleşim merkezlerinden olduğunu açıklar. Büyük Menderes nehrinin ortasından böldüğü Güney ilçe topraklarının gerek güney kısmından (Örnek olarak Cindere ve Belenardıç çevreleri), gerek kuzey kısmında Roma ve Bizans devrine ait 10’u aşkın yerleşim merkezleri yüzeysel olarak tespit edilmiştir. Buralarda o devre ait kültür kalıntılarına yüzeysel olarak da rastlanmaktadır. 1070 yıllarından sonra Anadolu’nun diğer kesimlerinde olduğu gibi ilçemiz Güney’de de Bizans egemenliği biter. Türklerin buraya egemen oluşuna kadar özellikle ilçemiz Bizanslılar ve Türkler arasında 150 yıllık ve hatta daha fazla bir süre içinde sık sık el değiştirir.

Yorumlar

    You can or this trail