Zorluk seviyesi   Orta zorlukta

Koordinat sayısı 1308

Uploaded 09 Ekim 2017 Pazartesi

-
-
474 m
6 m
0
55
110
219,42 km

554 kere bakıldı , 1 kere indirildi

yer  İstasyon, Edirne (Türkiye)

(Tur Hikayesi)
SARDOS olarak 15,16,17 Eylül 2017 tarihlerinde uygun olan arkadaşlarla Edirne, İpsala sınır bölgesinin Yunanistan tarafında bisiklet turu gerçekleştirdik.
Sadece farklı bir bölgede pedal çevirmenin yanında bu turu nasıl anlamlı kılarız diye bir araştırma yaptık . Bisikletçi dostum-ağabeyim Ahmet Tabakoglu'ndan da aldığımız bilgiler doğrultusunda planlamayı Rodopların üzerinde Ruşenler köyüne çevirdik.
İlk gün tura çıkmadan önce Trakya bisiklete uğradık artık bu bizim Edirne'den başlayacağımız turlarda bir gelenek oldu. Her zamanki gibi güler yüzü ve sıcaklığı ile Engin Tekin dostum karşıladı. Bisikletlerimizi hazırladıktan sonra Tamer Yörükoğlu hocam ve Emre Ata' da geldi.
Her zamanki gibi Engin ağabeyin o güzel çayını içtikten sonra pedallar dönmeye başladı.
İlk gün;
Pazarkule gümrük kapısından çıktıktan sonra Orestiada'ya doğru harekete başladık.
Öğlen yemek molasını burada verdik . Burası şehir planlaması yeni genç bir yerleşim yeri. Bütün sosyal mekanlar meydanda toplanmış cıvıl cıvıl bir yer.
Yemekten sonra pedallar Dimetoka 'ya doğru dönmeye başladı .Akşam Dimetoka da kalacağız . Dimetoka şehri tarihi alanları fazla olan güzel bir şehir. Şehir merkezine girer girmez ilk önce eski kaleye çıktık.
Sonradan öğrendiğimize göre aslı Diplo(Duble) Tiko yani Çift Duvar demekmiş Osmanlı baskınlarından kurtulmak için duvarları öyle yapmışlar.
Bu bilgiler orada yaşayan Türkler den alınan dipnotlardır :)
Bizi üzen bir görüntü Osmanlı'dan kalma kurşun kubbeli 1421 yılı yapımı Çelebi Mehmet camii nin yanmış görüntüsü oldu. 2017 Mart ayında bilinmeyen bir sebeple camii yanmış 15 sene önce restorasyon için konan demirleri dahi eritmiş alevler, tabii kaç asırlık tonlarca kerestelerin mevcut olduğu bir yapı. Söylentiler kasıtlı yakıldığı yönünde ama tabi bu ispat edilmiş değil :(
Burada bolca eski Hıristiyan ibadethaneleri ve farklı yapılar var .Bunları gezdikten sonra şehrin kenarını şöyle bir tavaf ettik . Amacımız gece kamp atacağımız yeri tespit edip geceyi beleşe getirmek :)
Yunanistan'da resmi kamp alanlarının haricinde kamp kurmak yasak. Bir arkadaşımın söylemi ile VahşiKamp yapanları polis görürse izin vermiyor.
Neyse tekrar şehir merkezine çıktık. Yine sosyal alanların yoğun olduğu bir yere demir atlarımızı park ettik. Sanki kendimizi kızarmış istakoz gibi hissediyoruz sıcak o derece fazla. İlk iş hemen bir markete gidip soğuk içecek aldık, Amstel çivi gibi gidiyor tam radyatör soğutucu tavsiye olunur :D
Oradan akşam sakin bir tavernada oturup yemek yeyip, Yunan müzikleri dinlemeye karar verdik. Sorduk herkes aynı yeri işaret etti.
Vakit daha erken olduğu için önce biraz dolaştık. Görkemli görüntüsü ile duran Çelebi Mehmet camisine alternatif olarak yapıldığı söylenen görkemli kiliseyi gezdik.
Papaz bizi kovmadan önce bir kaç fotoğraf sıkıştırmayı başardık :)
Gerçekten içi harika bir kilise insanın dikkatini çekecek her ayrıntı düşünülmüş , papaz dahil :)
Akşam harika bir yemek yedik, geç saatlerde el ayak çekildikten sonra nehrin kenarında kavakların altında kampımızı attık ve istirahate çekildik.
İkinci gün;
Sabah 07 de kalktık güzel bir kahvaltıdan sonra yola koyulduk. Bugünkü gideceğimiz yer çok özel. Rodoplara tırmanacağız , Ruşenler(Russo) köyüne gidip, Seyyid Ali Sultan(Kızıl Deli) dergahını ziyaret edeceğiz.
Çok sıcak bir hava var ama yollar güzel akıyor adeta. Lavara köyünde kısa bir mola verdik. İsmi Yanni olan, Türkçe bilen bir ihtiyar delikanlı ile oturup sohbet ederken Edirne'den Dedeağaç'a tur yapan bisikletçi dostlarımız ile karşılaştık. Islık çaldık durdurduk. Nevzat Çakmakli abim ve diğer dostlar ile kucaklaştık kıs bir sohbet ve hatıra fotoğrafı alımından sonra onları uğurladık biz de frappelerimizi yudumladık.
Baktık ki jeep model araçlarla gelenler araç kaputlarının üzerine vurdukları tavşanları koyup böbürlü bir şekilde dolaşıyorlar!?
Avlanmış tavşanları görmek biraz canımı sıktı tabi. Yanni ye sordum bunun ne anlama geldiğini. Köpeklerinin çok iyi olduğunu göstermek için vurdukları avlarını böyle teşhir etmek adetmiş .
Vedalaşıp tekrar yola koyulduk. Mandra köyünden sağa döndük istikamet Küçük Derbent(Mikro Derio) ve oradan Ruşenler köyü(Russo)
Artık Rodoplara doğru tırmanışa başladık.Küçük Derbent köyüne geldik esas tırmanış buradan başlıyor. Burada biraz mola verdik.Güzel bir dut ağacının gölgesinde bir cafede yine soğuk siparişler verdik. Orada yemek yiyen ve çipra ile ufaktan demlenen kişilerle sohbet ettik. İçlerinden birisi biraz Türkçe biliyor Vasilis ismindeki bu kişi anlayamadığı noktalarda Dedeağaç'ta ikamet eden oğlu Niko'ya telefon ile tercümanlık yaptırdı. İçtiğimiz içeceklerin de ücretini verdirmeyen Vasilis'e ben de telefon numaramı verdim ve Keşan'a davet ettim.
Çıkışa başlamadan önce Vasilis bizi orada geçen bir şahıs ile tanıştırdı Zeki Çolak adındaki bu kişi Dergahın sorumlusu olduğunu, balık tutmaya gittiğini ve akşam görüşeceğini söyledi. Biz de bu görüşmeden sonra yola koyulduk.
Çok sıcak bir havada Rodoplara yaptığımız bu kılçıksız 10 km.ik tırmanış bizi oldukça yordu ama mutlu sona ulaştık .Ruşenler köyüne geldiğimizde sürpriz Dergahın üç km. daha uzakta olmasıydı .
Seyyid Ali Sultan tarihi belgelerdeki kayıtlara göre Haci Bektaşi Veli'nin tek oğludur. Ayrıntılı bilgileri albüm içindeki fotoğraf altında açıklanacaktır.
Dergahın olduğu yerde ikamet için sadece bir ev var. Müslüm abi , eşi Oğlu Zeki , Eşi ve üç kızı kalıyor burada . Gönüllü olarak buranın gözetiminden ve bakımından sorumlu olmuşlar. Müslim abi bize çevreyi gezdirdi. Seyyid Ali Sultan'ın kabrinde duamızı yaptık , ziyaretçi defterine iz bıraktık.
Burada iki adet mutfak var birisi aynı zamanda yemekhane,bir adet misafirhane, cemevi mevcut .Bütün binalar özel bir taştan yapılmış duvarların kalınlığı 50 cm. kadar çatıları da yine özel bir taştan yapılma ilginç ve güzel yapılardan oluşuyor.
Avluda çok eski bir dut ağacı var ve bu dutları yiyenlerin şifa bulduğu söyleniyor.
Akşam bizi misafirhane de ağırlayacaklar, mutfağı da istediğimiz gibi kullanabileceğimizi söylediler. Tek eksik duş, onun için de dergahın dışarıdaki tuvaletine Müslim abi bir hortum taktı ve o şekilde duşumuzu aldık. Yol arkadaşımız Şinasi Göktaş hocam iyi bir saz üstadı. Misafirhane de mevcut bir kaç sazdan birini seçti ve tezenesini tellerine kavuşturdu ,kısa birkaç Anadolu ezgisi mırıldandı .
Gece Ruşenler köyüne geçtik orada köy sakinleri ile sohbet edip yaşam fanusumuza unutulmaz dostluklar ve anılar doldurduk. Yunanistan'da değil de sanki ana vatanda gibi hissettik kendimizi.
Üçüncü gün;
Sabah güzel bir kahvaltı yaptık, Müslim abi vakfın şapkalarından hediye etti bize ve birlikte fotoğraf ile o anı ölümsüzleştirdikten sonra yola koyulduk. İlk etapda biraz çıkış var ama sonrasında uzun bir iniş ile balata ve patik kokusuna boğulduk :).
Sofulu'da öğle yemeği için mola verdik . Nerede yiyelim derken bizi bir fass food mekanına yönlendirdiler.
Dışarıyı oturduk , bir kaç dakika sonra önümüzde bir otobüs durdu , Selanik'e gidiyor. Türk olduğunu tahmin ettiğimiz anne ve nine kızçelerini uğurluyor gözlerden akan sel.. Allah Kavuştursun dediğimizde, şaşkın bir bakışla bizlere dönen soydaşlarımız teşekkür ediyor.Sorduğumuzda Üniversiteye okumaya gittiklerini söylüyorlar.
Mekanın ismi Vlasis , tavsiye ederiz sahibi Thomas çok sıcak kanlı bir insan. Bize de birer tane bira ısmarlayan Thomas ile kısa bir sohbet ettikten sonra tekrar yola koyulduk. Bugün hepsinden daha sıcak asfalttan alev çıkıyor sanki. Sofulu'dan çıktıktan bir müddet sonra yolada iki otostopçu gezginle karşılaştık aynı zamanda müzisyenler. Nominoe Belçika'lı, Natacha ise Kanada'lı .. Natacha keman çalıyor , Nominoe ise korno.
Yanlarında durduktan sonra Türk olduğumuzu anlayınca başladılar Üsküdara gider iken çalmaya:)
Şinasi hocam da Natacha dan aldı kemanı eşlik etti .
Baktık ki suları bitmiş sularımızı paylaştık sonrasında tekrar pedallar İpsala'ya dönmeye başladı.
Yunanistan gümrüğünde iki bisikletçi ile karşılaştık Küçük Çekmece Bisiklet Kulübünden olan Cahit çelik ve Ahmet Yıldız Dedeağaç'a tur yapmışlar dönüyorlardı. Kısa bir sohbetten sonra vedalaştık, bizim gümrükte tekrar karşılaştık ve oturup çay içip sohbetimize kaldığımız yerden devam ettik.
Bu tur ile yine yaşamımızı yeni dostluklarla zenginleştirip , yaşam fanusumuza unutulmaz anılar doldurduk . Güzel bir uyum sağlayan ve bu yolculukta yoldaş olan yol arkadaşlarım Şinasi Göktaş öğretmenime ve Mehmet Çınar kardeşime sonsuz teşekkürlerimi sunuyorum.
Kalın Sağlıcakla..
  • Fotoğraf 1. Gün Kamp yeri
  • Fotoğraf 1. Gün Kamp yeri
Kamp alanı yok ve çadır kurmak yasak. Ama gece el ayak çekildikten sonra önceden keşfini yaptığımız nehir kenarındaki kavaklığa kampımızı kurduk :)
  • Fotoğraf SEYYİD ALİ SULTAN DERGAHI
  • Fotoğraf SEYYİD ALİ SULTAN DERGAHI
  • Fotoğraf SEYYİD ALİ SULTAN DERGAHI
  • Fotoğraf SEYYİD ALİ SULTAN DERGAHI
  • Fotoğraf SEYYİD ALİ SULTAN DERGAHI
İkinci gün Seyyid Ali Sultan Dergahında misafir edildik.

Yorumlar

    You can or this trail