-
-
4.052 m
1.920 m
0
3,4
6,9
13,71 km

1113 kere bakıldı , 42 kere indirildi

yer  Kısıklı, Bitlis (Türkiye)

Kışkılı köyüne kadar minibüs ile gelindi. Kışkılı'dan At Yaylasına çıkıldı ve burada kamp kuruldu. Su yok. Gece 02.30 da yürüyüş başladı. Saat 10.00 da da zirveye ulaşıldı.Saat 14.45 da At Yaylasına inildi. Kamp toplanarak saat 17.00 de minibüs ile Kışkılı köyünden Adilcevaz'a dönüldü. Parkurun 2,5 km si kayalar üzerinde yürünüyor. Kışkılı köyüne kadar gidiş-dönüş 17 km.

Hüseyin Sarı'nın Raporu:
Süphan Dağı, 4058m (03-04 Ağustos 2017)
Yazı ve fotoğraflar: Hüseyin Sarı (www.huseyinsari.net.tr)
Ağrı ve Cilo Uludoruk (Reşko) zirvesinden sonra Türkiye’nin en yüksek üçüncü noktası olan
Süphan Dağı’na çıkmak için Bursa’dan Sami Ergüzen, Naci Beytekin, Muhsin Tüysüz ve Turgay
Yalçıntaş’dan oluşan 5 kişilik bir ekiple ile Adilcevaz’a gidiyoruz. Etkinliğin organizasyonunu Sami
Ergüzen yapıyor. Bu etkinlikte, Süphan Dağı’nın yanısıra zamanımız ölçüsünde Ahlat ve Memrut
Krater Gölü’nü gezip Nemrut Dağı’nın zirvesine de çıkmayı planlıyoruz.

03 Ağustos 2017 Perşembe
Diyarbakır’dan Vangölü Turizm firmasının saat 05.30 otobüsü ile Adilcevaz’a gidiyorum. Bursa’dan
gelecek ekiple, Sami Ergüzen, Naci Beytekin, Muhsin Tüysüz ve Turgay Yalçıntaş oluşan bugün
saat 10.00 gibi Adilcevaz’da buluşmak için sözleşmiştik. Saat 10:35’de Adilcevaz’da oluyorum.
Ekibi beklerken bir yandan da otogardaki taksici ve yazıhane sahipleri ile konuşarak Aydınlar
Beldesine araç ayarlamaya çalışıyorum.
Ekip gelince otogarda Erciş Seyahat’in yazıhanesinde görevli Gökhan Uluğ ile bizi Aydınlar
beldesinin Kışkıllı mahallesine 100TL’ye götürüp, ertesi gün de 100TL karşılığında alacak şekilde
anlaşıyoruz. Çantalarımızı Gökhan’ın minibüsüne yüklüyoruz. Bu işi hallettikten sonra Süphan’a
çıkışımızı jandarmayı bildirmek ve alışveriş yapmak üzere ilçe merkezine yürüyoruz. Sami Beyin
hazırladığı, bilgilerimizi içeren dilekçeyi jandarmaya veriyoruz, ama öncelikle başvurumuzun
Kaymakamlığa yapılması gerektiğini öğreniyoruz. Resmi daireler öğle tatiline girmeden dilekçemizi
Kaymakamlığa götürüp işlem yapıldıktan sonra jandarmaya veriyoruz.
Bürokratik işlerimizi bitirdikten sonra yemek için Kervansaray lokantasına oturuyoruz. Burada sulu
yemek olmayınca ben başka yerde yemek için sipariş vermiyorum, ekip kebap türü birşeyler
söylüyor. Herkesin 10TL katkısı ile ortak bütçe oluşturuyoruz.
Yemeğin ardından ekiple, Adilcevaz Kalesi’ne çıkıyoruz, Naci Bey sıcağı bahane edip gelmiyor.
Yürüyerek kolayca kaleye çıkıyoruz. Kale, hakim bir noktaya inşa edilmiş, buradan Adilcevaz’ın
korunaklı konumunu daha iyi görülebiliyor. Kale ziyaretinin ardından ekip alışveriş yaparken ben de
karnımı doyurmak için lokanta arıyorum. Lalezar Ev Yemekleri lokantasında sulu yemeklerle
karnımı doyuruyorum.
İşlerimizi bitirdikten sonra Gökhan minibüsü ile bizi saat 14:45’de ilçe merkezinden alıyor. Araçla
Aydınlar beldesinin Kışkıllı mahallesine gidiyoruz. Adilcevaz’a yaklaşık 34 km mesafedeki Kışkıllı
mahallesine saat 15:25’de ulaşıyoruz. Kaptanımız, 2300 m rakımıyla Kışkıllı’nın Türkiye’nin en
yüksekteki yerleşim yeri olduğunu söylüyor. Araç daha yukarıya çıkmıyor; buradan kamp
kuracağımız At Yaylası’na yürüyeceğiz. Telefonların çekmediğini düşünerek Gökhan’dan, eğer
bizden başka türlü haber alamazsa bizi yarın saat 15:00’de buradan alacak şekilde plan yapmasını
istiyoruz. Eğer zirveden erken veya geç inersek kendisini saat 15:00’den önce arayacağımızı
söylüyoruz. Yürüyüş için hazırlığımızı yaparken sürüsüyle yanımızdan geçen çoban Ferhat Kayhan
ve buralı olup da Ankara’da yaşayan genç Mehmet Zana Emre ile ayak üstü sohbet ediyorum.
Çantalarımızı yüklenip At Yaylası’na giden belirgin patikayı izeyerek (gps aletimize yüklediğimiz
rotanın da yardımını alarak) yürüyoruz, At Yaylası’nda su olmadığı için ihtiyacımız olan bütün
suyumuzu da yanımızda taşıyoruz, bu yürüyüşümüzü oldukça zorlaştırıyor. Gevenler arasından
giden 2.8 kilometrelik patika yolu 1 saat 12 dakikada yürüyerek saat 17:15’de 2700m yükseklikteki
At Yaylası kamp alanına ulaşıyoruz.
Hava kararmadan çadırlarımızı kuruyor ve akşam yemeği için hazırlıklara başlıyoruz. Hava
bulutsuz. Süphan’ın eteğindeki bu kamp yerinden hem Süphan’ın heybetli gövdesini hem de Van
Gölü’nü aynı noktadan rahatlıkla görebiliyoruz. Bir yandan da Süphan’ın geniş gövdesini
inceleyerek yarın çıkacağımız rotayı bulmaya çalışıyoruz.
Süphan Dağı’nın zirvesine 4 farklı rotadan çıkılabiliyor. Bunlar: doğu yüzünden çıkılan Kışkıllı
rotası (klasik rota), güneyden Aygır Yıldız rotası, güneybatıdan Harmantepe rotası ve batı yüzünden
çıkılan Çanakyayla rotası (Ahurik). Biz, Kışkıllı üzerinden çıkılan klasik rotayı kullanacağız.
Yukarılarda yer yer karlı parkurlar var. Daha önce çıkan dağcıların; Sadi Yalgın ve Sedat Serçe’nin
gps kayıtlarını edinmiştik, yarın o bilgileri de kullanarak zirveye çıkacağız ama rota oldukça bariz
bir şekilde görülüyor.
Ortak hazırlayıp yediğimiz akşam yemeğinin ardından çadırlarımıza çekiliyor, uzun otobüs
yolculuğunun yorgunluğunu atmak ve yarın yapacağımız zorlu yürüyüş için enerji toplamak için
erken uyumayı planlıyoruz. Yarın erkenden, saat 02:00’de ayakta olacak şekilde saatlerimizi
kuruyoruz; en geç 02:30 gibi yola çıkmayı planlıyoruz. Zirveye çıkacağımız rota zorlu değil ama
oldukça uzun; sıcağa çok kalmadan olabildiğince serinde yol almayı, bunun için de kahvaltıyı
yürüyüşe başlamadan önce kampta değil de günün ağarmasıyla birlikte rota üzerinde yapmayı
planlıyoruz.

04 Ağustos 2017 Cuma
Saat 02.00’de uyanıp hazırlığımızı yaptıktan sonra saat 02:45’de zirve için yola koyuluyoruz.
Gökyüzü açık, çok soğuk değil. Yürüdüğümüz patikayı görmek için kafa lambalarımızı yakıyoruz.
Yürümek için ideal bir hava var. Olabildiğince GPS kaydının tarif ettiği patika yolu izliyoruz. Küçük
bitkilerle özellikle gevenle kaplı araziden yürüyerek Süphan’ın zirvesine doğru yükseliyoruz.
Saat 04.30 gibi yolun dikleştiği bir mevkide şafak söküyor; hem biraz dinlenmek hem de kahvaltı
yapmak için mola veriyoruz. Gün Van Gölü’nün üstünden yavaş yavaş kendini gösteriyor, akşamdan
kahvaltılık niyetine hazırladığımız kumanyalarımızı termosta getirdiğimiz sıcak çayla yiyoruz.
Kahvaltının ardından yeniden yürüyüşe koyuluyoruz. Hava aydınlandığı için çevreyi daha iyi
görebiliyoruz. Yürüdüğümüz zemin hala gevenlerle kaplı kumsu bir yapıda; zeminin kumlu oluşu
yürüyüşümüzü güçleştiriyor, daha çok yoruyor.
Bir süre daha yükseldikten sonra bitki örtüsü değişiyor, yer yer kar parkurlarının olduğu bölgeye
giriyoruz. Yukarıdan kamp alanımızı seçebiliyoruz, bayağı yol kattettmişiz. Zirve küllahının olduğu
çanağı geçtikten sonra büyük, parçalanmış kayalarla kaplı yürümesi zor ve tehlikeli bir parkura
giriyoruz. Burada yürümek hem çok yorucu hem de çok tehlikeli; kocaman kayalar emaneten
duruyor, hafif hareket etmeleri bizler için çok büyük tehlike oluşturabilir.
Bu bölgeyi daha sık molalar vererek geçiyoruz, yükseklikle birlikte performansımız da düşüyor.
Zorlu bir çıkıştan sonra nihayet saat 09:25’de Anadolu’nun 3. en yüksek noktasına, 4058 m
yükseklikteki Süphan dağının zirvesine ulaşıyoruz. Zirveye ulaşmak için 4 saat 35 dakika yürüyerek
(duraklamalar hariç), 8.6 km yol almışız. Benim GPS aletim zirveyi 4050m olarak gösteriyor, 2 mlik
hata kabul edilebilir. Başarımızı kutlarcasına yaklaşık bir saat zirvede oyalanarak hem
yorgunluğumuzu atıyor, hem de manzaranın keyfini çıkarıyoruz. Zirveden, zirvenin altındaki buzul
gölü, Van Gölü’nü, ve Van Gölü’nün kıyısındaki Sodalı gölü rahatlıkla görebiliyoruz. Yanımıza
getirdiğimiz yiyeceklerimizi yiyip zirve defterini yazdıktan sonra saat 10:30’da zirveden ayrılarak
çıktığımız güzergahı takip ederek iniyoruz.
Yorgunluk dönüşümüzü zorlaşıyor, özellikle kayalık bölgeden inmek oldukça zamanımızı alıyor.
Sorunsuz ama bize çok uzun gelen inişten sonra saat 15.00’de kamp alanına ulaşıyoruz. Dönüş
yolunda da 2 saat 53 dakikada 7 km yol yürümüşüz. Kısa bir dinlenmenin ardından çadırlarımızı
toplayıp zaman kaybetmeden Kışkıllı mahallesine iniyoruz. Gökhan’ı arayarak Kışkıllı’ya
varışımızın saat 17.00’yi bulabileceğini söylüyoruz.
Aracımız saat 17:00’de geliyor, neredeyse eş zamanlı Kışkıllı’ya varıyoruz. Zaman kaybetmeden
Adilcevaz’a iniyoruz. Turgay beyin ayağının kötü olması sebebi ile yapmayı planladığımız Ahlat
gezisi ve Nemrut tırmanışını iptal ediyoruz; ekip yarın Bursa’ya dönmek yönünde plan yapıyor. Naci
Bey, Muhsin ve Turgay otogarın üstünde Süphandost’un konukevinde kalmaya, Sami Bey ile ben ise
göl kenarında çadır kurmaya karar veriyoruz. Çantalarımızı konukevine bırakıp karnımızı doyurmak
için ilçe merkezine yürüyoruz. Yemek öncesi jandarmaya uğrayarak dağdan sağ salim döndüğümüz
bilgisini veriyoruz. Buradan Kervansaray lokantasına geçerek zirve yapmış olmanın keyfiyle yemek
yiyoruz.
Yemek yedikten sonra Sami Bey ile ben göl kenarına giderek çadır kuracağımız uygun bir yer
arıyoruz. Sahil inanılmaz derecede kirletilmiş, her tarafta plastikler ve piknik artıkları var!

05 Ağustos 2017 Cumartesi
Sabah 07.00 gibi uyanıyoruz. Van gölünün kenarında çadırda uyanmak çok güzel. Çadırlarımızı
topladıktan sonra Sami Beyin önerisiyle kurduğumuz çadırların kira parası niyetine sahilde biraz
temizlik yapıyoruz. Çantalarımızı konukevine bıraktıktan sonra hep birlikte kahvaltı yapmak için
ilçe merkezine gidiyoruz. Kahvaltı için, Süphandost’un yöneticisi Cesim Koyuncu’nun, işkembe ve
paça çorbasının çok meşhur olduğunu söylediği Merkez Lokantası’nda karar kılıyoruz; ancak bugün
paça olmadığı için ben mercimek çorba yiyorum. Çay için, çayını çok beğendiğimiz Coşkun
Çayevi’ne oturuyoruz; sohbet ederken çayevinin sahibi Coşkun Topal benim Çüngüşlü olduğumu
öğrenince bir iç geçirerek askerdeyken çok samimi Çüngüşlü bir arkadaşının olduğunu ama uzun
zamandır, yaklaşık 20 yıldır kendisinden haber alamadığını söylüyor. Çüngüş’de tanıdıklarımın
olduğunu eğer arzu ederse asker arkadaşı Ramazan Türkmen’in iletişim bilgilerine ulaşabileceğimi
söylüyorum; çok memnun olacağını söylüyor. Günün ilerleyen saatlerinde Çüngüş’deki teyzeoğlu
Ali’yi arayarak, şu anda İstanbul’da yaşayan Ramazan’ın telefon numarasını Coşkun’a
gönderiyorum, sevincini ve minnettarlığını telfondaki sesinden hissedebiliyorum.
Ekip saat 10:30’da Erciş Seyahat otobüsü ile Bursa’ya dönecek; ben de aynı araca binerek Tatvan’a
geciyorum. Planımda Tatvan öğretmen evine yerleştikten sonra araç kiralayarak veya dolmuşla
Nemrut Krater gölüne ve Ahlat’a gitmek var.
Saat 11:30’da Tatvan’da ekiple vedalaşarak otobüsten iniyorum; dolmuşla ilçe merkezine
geçiyorum. Yürüyerek sahildeki Tatvan Öğretmenevi’ne giderek giriş yaptırıyorum. Odalar 3 kişilik.
103 nolu odayı veriyorlar. Odada şu an bir öğretmen kalıyor. Yerleştikten sonra kısa bir ilçe turu
yapıyorum. Üstüme çöken rehavetten ne Nemrut’a ne de Ahlat’a gidebiliyorum.
Teşekkür…
Bu etkinliği organize eden Sami Ergüzen’e ve etkinliği keyifli kılan ekip arkadaşlarıma teşekkür
ederim.
18 Ağustos 2017
Ankara

İletişim:
Yerel
Gökhan Uluğ (minibüscü-Adilcevaz) 0 507 430 8836
Cesim Koyuncu (Suphandost-Adilcevaz) 0 537 554 9237
Coşkun Topal (Coşkun Çay Evi-Adilcevaz) 0 532 763 8016
Tatvan Öğretmenevi 0 434 827 2411

Yorumlar

    You can or this trail