-
-
1.131 m
705 m
0
2,9
5,8
11,67 km

5 kere bakıldı , 0 kere indirildi

yer Sığırlı, Bolu (Türkiye)

Bu sene uzun sürdü kış, hele ki dağlarda. Bir eridi bir yağdı kar. Bahar da şaşırdı böyle olunca, hah tamam şimdi geldi dediğimiz anlarda bembeyaz bir örtünün altında bulduk kendimizi…

Akyokuş Köyü’nen itibaren toprak yolla yavaş yavaş yükseliyoruz. Taze yeşil yapraklar çoktan yürümüş kayın ağaçlarının dallarına. Morlu, sarılı, pembeli çuha çiçekleri ise her tarafta. Tırmandığımız yamacın öteki ucunda bir koyun sürüsü var ve baharın tazeliğindeki çayırdaki tadını çıkarıyorlar. Çoban köpekleri ise temkinli, havlamalarıysa fazla yaklaşmamamız için küçük bir uyarı.

Çok geçmeden tırmanış bitiyor ve bizi Sülüklügöl’e ulaştıracak, altından suyolu geçen patikaya ulaşıyoruz. Patikanın girişini işaret eden üç büyük göknar ağacı ise henüz yeni kesilmiş, içimiz burkuluyor…

Uzayan kış ve geciken bahar etrafımızdaki çiçek çeşitliliğine de yansıyor. Kuytularda hala sıklamenler ve kardelenler var. Onları Yıldız sümbülleri, Dağ sümbülleri ve çuhalar takip ediyor. Hercai menekşeler ve Boynuz otları ise her yerde. Çirişotları daha açmamış ama çıplak sırtlardaki süsenler geçeli çok olmuş… Üstelik tanımlayamadığımız birkaç tür daha var.

Yürüdüğümüz yol oldukça az bir eğimle kayınların, asırlık meşelerin ve sarıçamların arasından geçerek yavaş yavaş yükseliyor. Öyle ki kıvrıla kıvrıla ilerlerken iğne yapraklı göknarların yaşadığı yüksekliğe nasıl geldiğinizi anlayamıyorsunuz.

Dikkatli bir gözlemci içinse keşfedecek çok şey var etrafta. Kimi zaman ilk önce sesi duyulan sonra kendisi görülen nadir Bir Aksırtlı Ağaçkakan bu kimi zamanda üzerine basıp geçtiğimiz milyonlarca yıllık bir salyangoz fosili. Yada ormanın en iri sakini olan bir bozayıya ait bir ayakizi…

Tabiatı Koruma Alanı içerisinde üç ayrı göl var. En büyüğü Sülüklügöl olarak biliniyor. Diğer ikisi daha küçük. Yolumuzu belki de daha güzel olan bu iki küçük göle çeviriyoruz ilk önce. Ortanca olan turkuvaza çalan rengi ve büyüleyici yansımasıyla karşılıyor bizi. En küçük olan ise adeta bir akvaryum gibi. Suyu o kadar berrak ki var mı yok mu anlayamıyorsunuz. İçindeki taşları, yıkılmış ağaçları ve özgürce oynaşan balıkları rahatlıkla görebiliyorsunuz.

Öğle yemeğimizi yemek için Sülüklügöl’ün kenarına kadar yürüyoruz. Aracımız burada bizi bekliyor zaten. Acıkan karınlarımız için bir an önce yemek hazırlıklarına başlamalıyız. Etrafında toplanmak için küçük bir ateş ise hiç fena fikir değil. Hele de bunların yanında güzel de bir çay demlenirse… Bu güzel günü paylaşan tüm dostlara teşekkürler…

Yorumlar

    You can or this trail