• Fotoğraf Aziz Paul Yolu: Eğirdir, Akpınar, Yukarı Gökdere, Serpil, Sipahiler, Adada, Boğazköy, Sütçüler [Saha Raporu / Field Report]
  • Fotoğraf Aziz Paul Yolu: Eğirdir, Akpınar, Yukarı Gökdere, Serpil, Sipahiler, Adada, Boğazköy, Sütçüler [Saha Raporu / Field Report]
  • Fotoğraf Aziz Paul Yolu: Eğirdir, Akpınar, Yukarı Gökdere, Serpil, Sipahiler, Adada, Boğazköy, Sütçüler [Saha Raporu / Field Report]
  • Fotoğraf Aziz Paul Yolu: Eğirdir, Akpınar, Yukarı Gökdere, Serpil, Sipahiler, Adada, Boğazköy, Sütçüler [Saha Raporu / Field Report]
  • Fotoğraf Aziz Paul Yolu: Eğirdir, Akpınar, Yukarı Gökdere, Serpil, Sipahiler, Adada, Boğazköy, Sütçüler [Saha Raporu / Field Report]
  • Fotoğraf Aziz Paul Yolu: Eğirdir, Akpınar, Yukarı Gökdere, Serpil, Sipahiler, Adada, Boğazköy, Sütçüler [Saha Raporu / Field Report]

Zorluk seviyesi   Orta zorlukta

süre  3 gün 3 saat 54 dakika

Koordinat sayısı 3766

Uploaded 24 Mayıs 2016 Salı

Recorded Mayıs 2016

-
-
1.486 m
450 m
0
20
39
78,55 km

1400 kere bakıldı , 46 kere indirildi

yer  Eğirdir, Isparta (Türkiye)

Dört günlük, kamplı, tek başına yürüyüş



-Genel İzlenimlerim-

19-22 Mayıs tarihleri arasında, dört gün iznimi St Paul Yolu'nda geçirmeye karar verdim. Likya Yolu'nun bu dönem çok kalabalık ve sıcak olacağını düşünerek, yönümü kuzeylere çevirdim. Lojistik açıdan en uygun bulduğum Eğirdir'den başlamak mantıklı görünüyordu.

Internette, bu rota ile ilgili fazla yürüyüş raporu yok; araştırdığımda, dört iyi kaynak buldum:
a. http://www.backpackinglight.com/cgi-bin/backpackinglight/forums/thread_display.html?forum_thread_id=49615 : Çok iyi bir anlatımı olan, GPS kayıtları da içeren bir yürüyüş raporu, Güney-Kuzey ekseninde rotanın neredeyse tamamına sadık kalınarak yürünmüş
b. http://gang-gang.net/nomad/turkey/turkey02.html : St. Paul Yolu'nun bir kaç etabını yürümüş bir çiftin detaylı raporu, ve GPS dosyaları
c. http://www.peterlill.de/trekking/stpaultrail/stpaultrail.htm : (Almanca) Tüm rotaları içeren çok kapsamlı bir rapor, tüm yolun GPS kayıtları da var.

d. http://www.huseyinsari.net.tr/hiking.htm: Frig Yolu'nun yaratıcılarından Hüseyin Sarı'nın sitesi.


St. Paul Yolu, beni dört gün boyunca nefis dağ eteklerinden, minicik patikalardan, ovalardan, Aksu kanyonundan, Adada antik kentinden, bu kentin orijinal yollarından geçirdi. Harika manzaralar, güneye gittikçe kendini sedir ağaçlarından, çam ormanlarına bıraktı. Dördüncü günün sonunda, Sütçüler tabelasını gördüğümde, kendi kendime "iyi ki bu yolu yürüdüm" dedim.

Baştan uyarayım; St Paul Yolu, sanırım benim yürüdüğüm en "kazık" trekking hedeflerinden biri. Turizm altyapısının eksikliği, karayolu ulaşımının çok sık olmaması, normalden daha fazla hazırlık gerektiriyor. Dikenli çalılar, dik tırmanışlar, ve dere geçişleri de tamam, hepsine varım. Ama özellikle Sipahiler-Adada arası kanyon geçişi, normal bir trekking güzergahında görmeye alışık olmadığınız derecede tehlikeli noktalar barındırıyor, kimi yerlerde teknik bir hal alıyor. Doğrusu, Kate Clow ve Terry Richardson, kanyondaki bazı yerlerde, öyle akla hayale gelmeyecek yerlerden tırmandırıyorlar ki, artık iş keyifli bir yürüyüşten, inatçı bir mücadeleye dönüyor. Kanyon çıkışında, beni olmadık yerlerden, sırtımda kamp çantamla, hoplatıp zıplatan rota yaratıcılarına küfretmedim değil. Fakat sonra, (Allah'tan), rota bir anda o sevdiğim, yeşil tavanlarla, çim tabanlarla kaplı daracık patikalara geri döndü. Ben de, 12 yıldır, üzerinde yürüdüğüm bu eski keçi yollarından, sadece bu coğrafyayı keşfetmek için geçmiş nice yürüyüşçüyü düşündüm; önceki kulak çınlatmalarımı geri alıp, bu büyük projede emeği olanları -iyi anlamda- andım!.

Geçirdiğim dört günün her birinde, başka yürüyüşçülerle karşılaştım; ilk gün, Fransız Elizabeth ve Jan, sonra rus İvan (köylülerin söylediğine göre, İvan, bir karpuzu tek başına bitirmiş), rehber eşliğinde gezen İngiliz bir grup, ve Alman çift Esther ve Ferdinand... Elizabeth ve Jan, bir akşam önce, yaylada misafiri oldukları bir aileyi anlata anlata bitiremediler, ve St. Paul Yolu'nda yürümenin en keyifli kısmının, insanların misafirperverliği olduğunu söylediler. Cep telefonlarındaki bir uygulama sayesinde, iletişim kurabiliyorlardı. Benim adıma, köylerde, yaylalarda insanların sıcak gülümsemeleri ve çayları ile karşılaşmasam, yürüyüş bu kadar anlamlı olmazdı. Rotayı ters istikamette yürümem sayesinde, daha fazla yürüyüşçü ile karşılaştım.

Aslında, teorik olarak, kamp kurulmadan, Eğirdir ve Sütçüler'de otellerde kalınıp, dolmuşla transferler sağlanarak bu rota yürünebilir. Ancak dolmuşların erken saatlerde tükenmeleri, bu seçeneği güçleştiriyor. Ya da yol boyunca köylerin muhtarları ile konuşularak, köy evinde konaklama önceden ayarlanabilir. Bu bölgede vahşi hayvan tehlikesi kesinlikle yoktur, gönül rahatlığı ile serbest kamp yapılabilir.

Bu yürüyüşün bence en büyük zaafı, örneğin Evliya Çelebi Yolu'nda gibi, temaya uygun kesin bir rotadan geçmemesi. Aziz Paul'un gerçekte hangi yollardan geçtiğini artık ancak Tanrı bilir. Dolayısı ile, rotanın biraz "rastgele" yerlerden geçmesi, motivasyonu azaltıyor. Coğrafyanın ve yürünen zeminlerin çeşitliliği ve farklı zorlukları ise, St Paul Yolu'nun zenginlikleri.

Son tahlilde, yürünmeye layık, ciddi bir güzergah çıkmış ortaya.


-Navigasyon ve İşaretleme-

a. Rota İşaretlemeleri: Bu konuda okuduğum raporlardan sonra, rotanın beklediğimden daha iyi durumda olduğunu söylemeliyim. Bu kadar uzun bir rotanın baştan aşağı tespiti ve işaretlenmesi, büyük insan emeği istiyor; çabaları takdir etmemek imkansız. Ancak, işaretlere güvenerek yola çıkan, en iyi ihtimalle gergin anlar yaşayacak, kuvvetle muhtemel de rotayı yitirecektir. Yolda karşılaştığım diğer yürüyüşçülerin de onayladığı gibi, kimi kesimlerde rota, cömertçe, hatta coşkuyla işaretlenmişken, kimi yerlerde işaretler bir anda kesiliyor. Sanki, boya tükenmiş, ve "trailblazer"ler, "aman be adam! burayı işaretlemesek kimse fark etmez bile!" diyerek, rotada boşluklar bırakmışlar. Uzun yangın yolu geçişlerinde, "nasıl olsa güzergah belli" diyerek boyalarda pintilik edilmiş, ama bu da yürüyüşçünün tereddüt edip, sık sık GPS'i kontrol etmesine sebep oluyor. Bir iki yerde, GPS'e rağmen, işaretleri bulamayıp, istikamet belirleyerek yürümek zorunda kaldım. Bu rota epey yaşlı, ve çok popüler değil, ama istisna bazı kesimler haricinde, patikalar az buçuk belli oluyor.
b. Kitap ve Harita: Basılı harita, ancak GPS'in arızalandığı durumlarda yararlanmak için acil durumlarda kullanılabilir, ya da köylülere gösterilebilir. Ancak rotayı bulmada fikir veremez. Kitaptaki rota tasvirleri de çoğu zaman anlaşılması zor, "ölçülebilir olmayan ölçüler" var. Ancak rotaların genel durumlarını bildirmede yararlı, ve yükseklik eğrisi de bulunduruyor.
Kitabın eski sürümü, 25Tl gibi makul bir fiyata satılıyor, ancak bu Türkçe versiyon, yeterince güncel değil. Güncel İngilizce versiyon ise 25$!!!
c. GPS: Kitabı satın alınca, Kültür Rotaları Derneği'nden orijinal GPS koordinatlarını istemelisiniz. Gönderilen dosya, hattın "track" olarak kaydı değil, ama çok sık
aralıklı waymark'larla, kolayca rota bulunabiliyor. Ayrıca, raporun başında belirttiğim (a) ve (c) raporlarında, yürüyüşçülerin kendi GPS koordinatları var, bunlar %80-85 civarında, orijinal rotayı tutturmuşlar.

Ben, Android telefonumda Oruxmaps kullanıyorum. Bu uygulama, uçak modunda da çalışabiliyor, offline haritaları destekliyor, ve çok küçük bir hack ile, Google hybrid ve Google topografik haritalar, offline kullanım için download edilebiliyor.


-Ulaşım ve Lojistik-

İstanbul'dan Eğirdir'e Kamil Koç ve diğer bazı firmalar otobüs çalıştırmakta. Gece yolculuğu ile 9 saatte Eğirdir'e gidilebiliyor. Tren bağlantısı yok.
Isparta-Eğirdir arası sık çalışan minibüsler var. (yolculuk süresi 40dk)
İstanbul'dan Sütçüler'e (ve tersi istikamette) belirli günlerde Tandoğan Sütçüler firması otobüs kaldırmakta. Isparta-Sütçüler arası (Eğirdir üzerinden), Tandoğan Sütçüler firması minibüs kaldırmakta. Isparta->Sütçüler [en az] 2 saat sürmekte. Ücret 15Tl. Sefer saatleri aşağıdaki gibidir.

Sütçüler -> Eğirdir -> Isparta
06:00 (karadiken'den)
07:00
08:15 (karadiken'den)
09:00
11:30
13:30
16:00
17:15 express

Isparta -> Eğirdir -> Sütçüler
06:30 express
08:00
10:00
12:30 (karadiken'den)
13:00
14:00
15:30 (karadiken'den)
16:00
18:30

Minibüs Boğazköy, Sipahiler ve Yukarı Gökdere'den geçer. Ayakta yolcu alınır. Eğirdir - Sütçüler karayolu araç yoğunluğu çok düşüktür (1araç/10dk), otostop yaygın ancak bu miktarda araç geçişi, uzun beklemeler anlamına gelebilir).


-Sektör Sektör-

1) Eğirdir -> Yukarı Gökdere: Eğirdir'de Perşembe günleri pazar kurulur. Eğirdir-Akpınar arası asfalt yol, epey tırnanış da var, burada taksi tutulabilir, pek matah değil. Akpınar'da bakkal yok. Yeni açılan maden ocağı rotayı ezmiş, ama yol bulunuyor. İşaretler yeterli, bir yerde dikenli tellerden KD'ye dönmek lazım (haritada SAP diye işaretli). Yukarı Gökdere'de üç market, kahve, ve minik köfteci var. Bol tırmanışlı, başları biraz daha sıkıcı, sonrasında canlanan bir kısım.
2) Yukarı Gökdere -> Sipahiler: Serpil'den geriye, başladığınız yere bakabiliyorsunuz! Serpil Köyü'nde bakkal var, köyden sonra çok güzel bir ova var. Ova çıkışında benim tırmandığım yerden değil, 20m doğuda olduğunu tahmin ettiğim daha kolay ve işaretli patikadan tırmanın (haritada tricky! diye işaretli). İşaretler kimi yerlerde yetersiz. Sipahiler'de bakkal ve kahve var. Çok güzel manzaraları olan bir kısım. İşaretleme başlangıçta iyi, sonra vasat.
3a) Sipahiler -> Sağlık Mevkii (Kanyondan): Kanyona girmek için, dikenli telleri, bir kayanın tellerle aynı hizaya yükseldiği yerden geçiyorsunuz. Kanyonda işaretlemeler çok iyi. Kanyon boyunca tehlikeli düşüşlerle noktalanabilecek zorlu bir geçiş var. Çocuklarla, ya da ıslak zeminde, ya da ağır sırt çantası ile, ya da yalnız geçilmesi önerilmez. DİKKAT Kanyon bir çöplük kadar pis, bazen gerçek anlamda pet şişelerden adım atacak yer kalmıyor. Kanyon içinde su kaynağı yok, sadece kayalıklardan damlalar şeklinde akan su var. Bence bu kısımda yürümek çok zevkli değil, atlanabilir. (3.5, 4 saat civarı sürebilir!)
3b) Sağlık Mevkii -> Adada (Kanyondan): Kanyonun insan geçemeyecek kadar dar ve debinin vahşi olan kısmında, rota gerisingeri yola çıkıyor. Sonra, 50m kadar güneyden, geri kanyona inmeye çalışıyor. DİKKAT kanyona geri inilmeye çalışılan yer TEHLİKELİ (haritada işaretli). Kanyona geri inecekseniz, buradan değil, 300m güneyden, benim yaptığuım gibi kolayca inmenizi tavsiye ederim. Bu kısımda kanyonda işaretleme YOK. Kanyonun batı kıyısında bir patika var, Batı kıyısı tercih edilebilir. Kanyon'dan çıktıktan sonra (çıkış işaretli) Adada'ya kadar yürüyüş çok keyifli. Kanyon içinde su kaynağı yok.(total 2.5 saat)
4) Adada -> Boğazköy: Bura çok çok keyifli. Eski Adada otoyolundan yürünüyor. km 65.8'te, (çıkışı km68.3) rotayı şaşırdım, çok dik bir rampa inerek rota ile birleştim. Adada'da bekçi kulübesi var ama bekçi yok. Kantin, ya da su kaynağı yok. Adada'dan sonra güneye doğru bir müddet işaret yok, sonra işaretler sıklaşıyor. Sonra, ana yola yakın yerlerde kayboluyor. Boğazköy -> Sütçüler: Sıkıntısız, genelde yangın yollarından geçiyor, rota keyifli, işaretlemler zayıf, sorun yok. Sütçüler'de güzel bir camii, ve nefis yemekleri ile sizi bekleyen Ömür Lokantası var.
5) Isparta: Tarihi Dalboyunoğlu Hamamı'nda mis gibi temizlenmenizi öneririm.


-Ekipman- (üzerimdekiler dahil)

2 litre su (yeterlidir)
iki öğün yemek (üç öğüne gerek olmaz bence)
pusula
harita
40lt çanta ve yağmurluğu
mat
çadır
üç mevsimlik tulum
kafa lambası, ve çakı
iki sentetik tshirt
bir sentetik pantalon
iki iç çamaşırı
3 çift kalın tip yürüyüşe uygun çorap, bir çifti sadece gece için
termal içlik seti, pijama olarak kullanıldı
yağmurluk
buff
ince eldiven [kullanılmadı]
ilkyardım kiti (hızlı kan durdurucu, pansuman malzemesi, flaster temel kit) [kullanılmadı]
düdük [kullanılmadı]
kitap
bir çift baton
akıllı telefon (GPS ve fotoğraf amaçlı), ve şarj aleti
diş fırçası
güneş kremi
su geçiren boğazsız trekking ayakkabısı





A four days, unssuported solo trek with camping gear.


 


-Impressions-

I decided to spend a 4-days vacation between 19-22 May at St. Paul's way. I assumed the more popular Lycian Way to be crowded and sizzling in this season, and turned my way a bit north, Eğirdir, which is a logical decision with its wide transportation options.


On the internet, there aren't many detailed reports about this route, tough I've found a few good ones:

a. http://www.backpackinglight.com/cgi-bin/backpackinglight/forums/thread_display.html?forum_thread_id=49615 : This report has excellent description of the south-north trek, and includes GPS tracks too.


b. http://gang-gang.net/nomad/turkey/turkey02.html : A report of a couple who did some sections of the trail. Includes GPS records.
c. http://www.peterlill.de/trekking/stpaultrail/stpaultrail.htm : (in German) A very extensive report of the whole routh, and includes GPS records too.


 


The trail led me through some mountain shores, minor goat paths, plains, Aksu canyon, Adada ruins, and its original roads. The beautiful views changed from cedar trees to pine forests as I went south. When I saw the "Sütçüler" sign at the end of day four, tought to myself "I'm glad I've walked this trail". And that sums up the trek.



Take it as a spoiler, or warning: St. Paul's Way is probably the most difficult I have walked, among other trails created by Culture Routes of Turkey Society. The area lacks tourism infrastructure, and road transport is not as frequent as the rest of nearby cities. And oh, I am ok with bushwalking, steep climbs, and river crossings. But as far as I can tell, the section between Siphailer and Adada was way beyond the difficulty I ever saw in a trekking route, and some moments bacame almost technical. Kate Clow and Terry Richardson led the route from such horrible passes that, the trek becomes a challange more than a pleasure. I was cursing them both, when I was alone in the canyon, with my camping gear on my back, hopping from one rock pile to the other. Thank God, the route became the same green and pleasant way i was used to, and I rolled back my fury, thinking about the 12 years, and numerous trekkers hosted by those minor roads. Then my feelings altered from dissatisfaction to respect, for all those who had made to Isparta, just to see the countryside of Turkey, and then it was pleasing again to trek on the trail.


During the 4 days, I met the French couple Elisabeth and Jan, Ivan the Russian (in one of the villages I passed, the locals told me they've met Ivan, and witnessed him eating an whole watermellon in a few minutes), a group of Brits on a guided tour, and the German couple, Esther and Ferdianand. Like the other trekkers, Elisabeth and Jan were very pleased by the hostipality of the locals, while showing some pictures of themselves and a shepard's family, from a night before, during a meal. Thanks to an application on their smartphone, communications was not a problem at all. For myself, I always enjoy the smiles and the offered tea on the countryside, that makes this walk more than a simple trek, and an "experience" (if you call it) in itself. My decision to walk the path on the opposite direction also contributed to meet more trekkers on the road.


Theorically, you could do this trail without camping, accomodated at the facilities at Eğirdir and Sütçüler, and using the minibuses. That said, the early last minibus tends to limit that option. On the other hand, pre arrangements with the village headsman (muhtar) can gauarantee some homestays at the villages, and a tent will not be necessary in that case.


A major drawback of the trail is that, as nobody knows where St. Paul has actually passed on his original pilgrim trip, the trail somehow loses the "theme" feeling; eg Evliya Celebi Way gives a better motivation to walk, as it passes through the very original path Evliya has passed some 500 years ago (or at least very near). On the other hand, the scenery, and road  surfaces differ hugely, and that helps the trail to be very entertaining.


As a final word, this is one fine trail, which deserves to be walked!


-Navigation and Waymarking-

a. Route Waymarking: After reading the trail reports, my expectancy of the waymarking was very low, but that was not true; in fact the trail has somehow some fresh waymarks. Alltogether, marking a trail at this length requires significant manpower, and the Culture Roads Socitety must be respected by the work they've done. BUT, anyone who does the trail with only navigating by the waymarks, will at least have some hard moments, but more likely (almost inevidably) will loose the path on the first few hours. As other trekkers have also confirmed, the paths are generously painted on some courses, and all of a sudden, there is no waymarks anymore in the middle of nowhere. It's like the trailblazers went out of paint, and tought "well, too bad. Probably no one will notice if we skip this sector". I did notice the missing waymarks! On longer stretches, again, the paints are barely used, and it forces you to check the GPS frequently. Altough I had an online map, I couldn't find any waymarks at some sections, and simply had to decide on a direction, and walk freely. Altough the trail is quite old, most of the paths are frequently used, and quite obvious.


b. Book and Map: The printed map cannot give any idea for finding or following the trail; it can only be an emergancy guide in case the GPS brokes down, or can be used for getting help from the villagers. The route descriptions in the book are very hard to follow, and some measures are not measurable at all. But it gives general info about the state and level of the trail, with elevation charts. The 2013 Edition of the English review is a whopping 25$ (2004 Turkish edition is 25try, that's quarter the price).


c. GPS: You shall ask for the original GPS files from the society, as soon as you get the guide book. The GPS file is not recorded as a "track", but has thousands of waypoints, and will be your real companion on the trek. The (a) and (c) reports that I've mentioned on the top of this page also include GPS files, which follow the original trail about %80-85.


I use Oruxmaps on my Android phone, which can be used in flight mode, has offline maps, and with a small hack, you can even download Google Hybrid and Terrain maps.

-Transportation and Logistics-


Kamil Koç and other major companies run buses from Istanbul to Eğirdir every day, takes about 9 hours. No train connections.


Frequent minibuses between Isparta and Eğirdir (40mins)


Tandoğan Sütçüler has buses to-from Istanbul to Sütçüler, but not every day.


Tandoğan Sütçüler has minibuses between Isparta and Sütçüler (over  Eğirdir). Takes 2 hours, and 15tl. Time table (may be subject to changes):



Sütçüler -> Eğirdir -> Isparta
06:00 (karadiken'den)
07:00
08:15 (karadiken'den)
09:00
11:30
13:30
16:00
17:15 express

Isparta -> Eğirdir -> Sütçüler
06:30 express
08:00
10:00
12:30 (karadiken'den)
13:00
14:00
15:30 (karadiken'den)
16:00
18:30

Minibüs passes Boğazköy, Siphailer and Yukarı Gökdere. Takes standing passangers. Hitchiking can common on the road between Eğirdir and the villages, but number of passing cars very low (1car/10min), so may not be reliable for hitching.

-Sector by Sector-

1) Eğirdir -> Yukarı Gökdere: There is a bazaar at Eğirdir on Thursdays. The road leading to Akpinar is asphalt and steep, so it can be skipped with a taxi. The new mining facilities have ruined some parts of the trail, tough you'll manage to bypass it. There is market, and a small meatball house at Yukarı Gökdere. The first few kilometres of this section is so-so, but then it is just great.


 2) Yukarı Gökdere -> Siphailer: Looking back from Serpil, you can see where you came from yesterday! A market exists at Serpil, and a nice plain after that. Take 20m southeast at the end of the plain, when climbing, but not my trail (marked as tricky on the map). Market and tea house at Siphailer. Waymarks are so-so.


3a) Siphailer -> Sağlık Mevkii (From Canyon): You 've gotta pass some barbed wire, via a rock to enter the canyon. Waymarks in the canyon are very good. A dangerous pass awaits you in the canyon, which can lead to injuries. I don't reccomend this section with small children, or in wet conditions, or with a very heavy backpack. And the canyon is VERY VERY     filthy, full of rubbish, so lacks the atmosphere. No water resources in the canyon. It took me more than 4 hours to pass it. I suppose it's better to give this sector a miss.


3b) Sağlık Mevkii -> Adada (From Canyon): At the narrowest part of the canyon, the route climbs back up the main road, and them immediatly in 50m, returns back to canyon. That section is DANGEROUS (as marked in the map), and best should be avaoided. Better, 300m south, there is a much easier entrance to the canyon (that's what i did!). No waymarks in the canyon in this sector. From the canyon to Adada, the walk is pleasant again. (2.5 hours)


 4) Adada -> Boğazköy: Very very nicek walk, a highlight!. Passes the ancient road. km 65.8'te, (and km68.3) missed the trail, had to take a steep climb, and rejoined the St. Paul's trail. Adada has a keepers house, but was empty.. No water at Adada. No waymarks from Adada  towards south for a while..  Boğazköy -> Sütçüler: No problem, tractor paths, poor waymarking. Sütçüler has a beautiful mosque, and Ömür Restaurant with its super food!.



5) Isparta:  Historical and cheap Dalboyunoğlu Hamam is just great to refresh yourself.


-Equipment- (including what I wear)

2 litre water (enough)
2 courses of food (three courses probably not necessary)
compass and map


40lt backpack with rain cover
mattress
tent
3 season sleeping bag
headlamp, knife
2 tshirt
1 pants
2 underwear
3 hiking socks
long johns
raincoat
buff
thin mittens [not used]
basic first aid [not used]
whistle [not used]
book
walking sticks
mobile phime (GPS and pics), and charging
toothbrush
sunscreen
non-waterproof shoes (not boots)



Başlangıç ​​zamanı: 05/19/2016 10:40

Varış zamanı: 05/22/2016 14:34

Mesafe: 80,2 km (75:54)

Hareket süresi: 58:42

Ortalama hız: 1,06 km/h

Ort. hareket hızı: 1,37 km/h

Maks. hız: 50,89km/h

Minimum rakım: -38 m

Maksimum rakım: 1486 m

Yorumlar

    You can or this trail