-
-
535 m
110 m
0
5,3
11
21,17 km

682 kere bakıldı , 8 kere indirildi

yer  Bodrum, Muğla (Türkiye)

Güzel bir patikayla beraber zorlu hafif tümsekler birlikte yaka köyde bitirdik...
TARİHLE İÇ İÇE.. ADIM ADIM BODRUM..

BODRUM LELEG YOLU..

Myndos, Pedesa, Termera, Telmissos, Madnasa, Syangela, Theangela, Side ve Uranium..

Bu tarihi noktaların tamamı birer Leleg Şehri..



Peki Siz Bodrum’un asıl sahiplerini hiç merak ettiniz mi?

Her medeniyet gibi, Bodrum da kültürel tüm değerlerini, Yarımadanın en eski ve yerleşik halkı olan Leleglere borçludur.

Batı Anadolu’nun bu köklü ve en eski halkına dair tüm bilgiler bizlere bıraktığı kalıntılarla gün yüzüne çıkmaktadır.

Bu şehirlerin dikkat edilecek ortak yanları ise yükseklerde dağların tepelerinde kurulmuş olmaları ve mimari tarzlarıdır ki, mimarlık literatürüne "Leleg Tarzı" diye geçmiştir. Şehirler yükseklerde kurulmuş ve kalın surlarla çevrilmiştir.

Leleglerle ilgili en çekici nokta, tüm yerleşimlerin dağların en yüksek doruklarında kurulmuş olmasıdır

Günümüzde ıssız ve uzak ören yerleri olarak bilinen bu yerleşim yerleri, tepe doruklarında konumlanmış, denizi ve çevre adalarını gözetlemede çok stratejik bir öneme sahiptir.

İşte bu yüzden de Bodrum Leleg Yolu diğer yürüyüş yollarından konumları itibariyle farklılık göstermektedir.

Sizde Bodrum’a Leleglerin gözünden bakmak istemez misiniz?

O zaman sizleri Ekim ayından Mayıs başına kadar 185 km’den oluşan Bodrum Leleg Yürüyüş Yollarını sırtınızda çantanız, elinizde fotoğraf makineniz ile yürümeye davet ediyoruz..

Bodrum’a farklı açılardan bakarken, Leleglerin yolunda, eşsiz Bodrum manzarası ile huzur bulabilirsiniz.

Leleg’ler Kimlerdir?

Sizin bildiğiniz, hatırladığınız en eski uygarlık benim

Milattan çok çok önce Bodrum yarımadasında bir baştan bir başa uzanırdım.

Bir ucum Theangela’ya, bir ucum Myndos’a dayanırdı.

Barınma, avlanma ve güvenlik üçgeni üzerine kurulmuştu tüm yaşamımız, tüm dünyamız

Ondandır dağların en yücelerini seçmemiz

En yüksek yerimiz en doğudaydı, güneşi ilk gören yerimizdi Theangela; En güvenli yerlerimizden biriydi..

Çevresi geçit vermeyen sık ormanlarla ve on yıllar boyunca çalışıp çevirdiğimiz yüksek surlarla kaplıydı..

Denizi Myndos’da yakalardık, dört ya da beş gün boyunca güvenli diye en sarp dağlardan, sırtlardan geçerek..

Tırmanışı zor olsa da şimdi sizlerin Kaplan Dağı dediğiniz yer ilk durağımızdı, en büyük yerleşim merkezlerimizden biriydi.

Çok geniş düz bir alanlarımız vardı en tepesinde

Çok görkemli yapılarımız, mezar yerlerimiz serpilmişti dört bir yanına

Sarp kayalarla korunuyordu dört bir yanımız fazla surlara gerek bile kalmamıştı

En tepedeki en görkemli barınaklarda kutsadıklarımız kalırdı..

Vardığımızda onlar sahiplenir, onlar korurdu bizi kendi sınırları içerisinde..

Yolculuğumuzun devamı Akdam’a uzanırdı.

Yıllarca çalışarak, kayaları oyarak su kuyuları yapmıştık,

Yaz sıcaklarında buharlaşmasın ve hayvanlar içmesin diye üzerlerini büyük taş yığınlarıyla kapadıklarımız bile olmuştu.

Bir de açık alanlara su kuyuları açardık, gelen hayvanları avlamak için..

Kot olarak yolculuğumuzun en alçak yerlerinden biriydi Syangela

En görkemli yapılarla asıl sanatımızı orada göstermiştik.

Batısında ki zorlu tırmanış bizleri en güvenli noktaya, şimdi Kocadağ dediğiniz tepeye taşırdı; Artık her taraf göz önünde ve bizler en güvenli yerdeydik.

En tepesindeki yerleşim merkezimizin konukları hiç bitmezdi.

Tek derdimiz suydu; Suyumuz bittiğinde aşağılara inmek yaban hayvanlarına av olma tehlikesini de birlikte getiriyordu

Alazeytin dediğiniz düz alana indiğimizde güneşin battığı yönde diğer dağa geçmek için en uygun yol ağaçlarla çevrili dere yatağıydı..

Bizden sonra da değişime uğrayan, onarım gören Pınar dağı üzerindeki ulu sarnıç gecelemek için güvenli bir alandı.

Bazen güneşimizin bol olduğu uzun günlerde burayı da aşıp surlarla çevrili sizin Kışladağı dediğiniz tepeye varırdık.

Kışladağı’ndan Pedasa ya geçmek için fazla aşağılara inmeden Halicarnasus üzerindeki en yüksek, en güvenli boğazı tercih ederdik..

Pedasa ana yerleşim merkezimizdi..

Toplantılarımız, konaklamalarımız, şenliklerimiz burada olurdu..

Pedasa’yı görmemek bizler için büyük bir noksanlıktı.

Pedasa aynı zamanda en güvenli yerimizdi.

İki giriş kapısı tutulduğunda içeriye yabancıların girmesi mümkün değildi..

Batıya devam eden yolculuğumuz güvenli bölge diye iki yandan da denizi gören en yüksek sırtlardan ve tepelerden devam ederdi.



Yol boyunca irili ufaklı onlarca barınma noktalarımız, yerleşim merkezlerimiz, mezar yerlerimiz vardı

Kutsal mezar yerlerimize uğramamak, görmeden geçmek uğursuzluk sayılırdı.

Artan avlarımızı bu merkezlere bırakmak en büyük cömertliğimizdi.

Sibda’ya varmadan geçtiğimiz uzun boğaz avlanmanın ve av olmanın en sık rastlandığı alandı; Ondan dolayı bu boğaza hazırlıksız ve tek başımıza girmeyi hiç sevmezdik.



Av sonrası yükümüz ağır olduğunda Sibda’ya tırmanmak çok zorlardı bizi..

Sibda’nın yaşlıları ve çocukları dört gözle bizlere ve sırtımızdaki yüklere bakarlardı aç karınlarını doyurmak için..

Yüksek tepelerin olmadığı alanlarda suların bol olduğu, ağaçların geçit vermediği derin dereleri tercih ederdik daha güvenli olsun diye..



Partipanas kayası mutlak uğrak ve durak yerimizdi..



Su kaynaklarımızı Sandıma eteklerinden temin ederdik..



Şimdi sizlerin Dedeler mevkii dediğiniz yerde piramitlere benzeyen çok görkemli tapınaklarımız ve mezar yerlerimiz vardı.



Dört ya da beş günde ulaşırdık en batıdaki Hirtenburg ve Myndos’a..



Deniziler ötesinde sayısız adalarımız, tanıdıklarımız, boylarımız vardı.

Aç kalma riskimiz yok denecek kadar azdı artık.

Denizler daha cömertti bizler için..
http://www.lelegyolu.org/tr/leleg_yolu sayfasından ALINTIDIR...

1 comment

  • Fotoğraf shyrob62

    shyrob62 30.Nis.2019

    Any water on this trail? Cesme, well?

You can or this trail