İndir
bayram kus

İrtifa kazancı

840 m

Teknik zorluk seviyesi

Kolay

İrtifa kaybı

840 m

Maksimum irtifa

2.265 m

Trailrank

51

Minimum irtifa

1.491 m

Rota türü

Döngü

Hareket süresi

3 saat 27 dakika

Süre

3 saat 41 dakika

Koordinatlar

3435

Yüklenme tarihi

4 Kasım 2020

Kayıt tarihi

Kasım 2020
İlk alkışlayan siz olun
Paylaş
-
-
2.265 m
1.491 m
20,01 km

45 kere bakıldı , 2 kere indirildi

yakınında: Çamlıköy, Rize (Türkiye)

Uzun zamandır kısa yürüyüş kaçamakları dışında yabana dokunmamıştım. Dün günün büyük bir kısmı boş olduğundan Çamlık tarafına gidip dağların durumuna bakmak ve biraz fotoğraf çekmek istedim. Hava durumuna göre yağış ihtimalini azdı. Bu kararsız havalar güzel ışık koşulları yaratmaya namzettir her zaman. Dağlara karın düştüğü de belliydi. Sonbahar renkleriyle kış beyazının hemhal olduğu bu güzel demde ben de demimi bulmak istiyordum. Yol üzerinde ara ara durup geleneksel mimariye sahip eski evlerin rengarenk ağaçlar içindeki görüntülerini ve dik ormanlardaki sis geçişlerini kaydettim. Çamlık’a ulaştığımda Ovit Dağı tarafı karlar altında ve sisliydi. Belli ki kar yağıyordu. Ne yapacağıma sonra karar verip geri dönmek üzere hızlıca Ovit’e gittim. Sulu sepken kar atıştırıyor, kayalık zirveler yer yer bulutların arasından sızan ışıkla alacalanıyordu. Burada bir kaç kare alıp Çamlık’a geri döndüm. Yol üzerinde araçla Vaşa Yaylası’na çıkıp Demirkapı Yaylası üzerinden orman yoluna bağlanır oradan da Cimil Vadisi’ne inerim diye düşünmüştüm. Ama daha yolun başında tepenin zirvesindeki Vaşa Yaylası’na bakıp üşendim. Arabayla dolaşmak zevk vermiyor hiç. Yürüme olsa hiç gözüme gelmezdi o yol ama arabayla bitmek bilmiyor. Geri dönüp yolda ne yapacağıma karar veririm diye düşündüm. Tekrar ana yola ulaşıp İkizdere doğrultusunda yavaş yavaş inmeye başladım. Sıkıntılı bir kararsızlık içerisinde yola devam ediyordum ki sol tarafta, derenin karşısında bir köprü dikkatimi çekti. Köprünün devamını gözlerimle takip ettiğimde ormanın içinden belli belirsiz seçilebilen yolu gördüm ve kararımı verdim: O yola dalacağım! Ana yolun alt tarafında, dere kıyısında ilerleyen eski bir yol köprüye ulaşıyordu. Yolun ana yola bağlandığı yer uzak olmamalıydı. Biraz daha inince sol tarafta girişi yakaladım ve yola girdim. 250-300 metre sonra üzerinde canlı alabalık tabelası olan eski bir ev karşıma çıktı. Köprü bu yapının biraz ilerisindeydi. Köprüden geçip yola girdim. Sonbaharın döktüğü yapraklarla bezeli harika bir yoldu. Fazla ilerlemeden aracı bırakıp, yeni bir güzergah bulmanın hazzıyla fotoğraf makinem sırtımda ağzım kulaklarımda tabanlamaya başladım. Yer yer ağaçlar arasından vadiyi gören bir yoldu. Bulutlar ağaçlarla karışarak vadi boyunca yükseliyor, göğü kaplayan yoğun bulutlar arasından yüzünü göstermeye fırsat bulan güneş, yol üzerinde gölgelerle dans ediyor, bir yandan da ince ince yağmur atıştırıyordu. Muhteşem bir atmosferdi. Kendi kendime kahkaha atıyor, ıslık çalıyordum. Tatlı bir eğimle hissettirmeden yükselen yolda fotoğraf çeke çeke birkaç kilometre yürüdüm ve birkaç dönüşten sonra keskin bir viraja geldim. Yol virajdan sonra dikleşip yükseliyordu ama virajın önünde devam eden başka bir yol daha vardı. Bu yol iki kısa demir direk arasına çekilmiş kalın bir zincirle araç geçişine kapatılmıştı. “Araç giremiyor ha!” düşünmedim bile, hemen o yola daldım ve yumuşak zeminde aheste aheste yürümeye başladım. Yolun İkizdere ensesi kalınlarından birinin özel mülküne çıktığını düşünüyordum ama yaklaşık 3km yürüdüğüm halde mavi brandayla sarılmış derme çatma bir ormancı barakası dışında herhangi bir yerleşkeye rastlamadım.

Yürümeye devam ediyordum ki bir an yolun sağ tarafından bir hayvan fırlayıp hızlıca önümden kaçtı. İlk şaşkınlıkla yavru bir karaca olabileceği aklımdan geçti ama bunun aptalca bir fikir olduğunu hemen anladım, kaçan tavşandı. Siyah-beyaz alacalı ve aşırı hızlıydı. 2-3 saniye içinde gözden kayboldu. Garip bir şekilde hiç ayı izine ve dışkısına rastlamadım. Kuş sesleri dışında herhangi bir gürültüyle rahatsız edilmeden usul usul ilerledikçe ağaçların arasında uzaktaki bir iki mezra görünmeye başladı. Yolun eğimi tatlı tekdüzeydi. Herhangi bir yaylaya bağlanmadığı belliydi. Biraz daha yürüdükten sonra yolu tamamlamayı hazırlıklı çıktığım bir güne bırakıp geri döndüm.

Dönüş yolunda yolu kapatan zincire nispeten yakın bir yerde yavru bir domuzun cesedi ile karşılaştım. Başta çakal sanmıştım ama yanına gidince domuz olduğunu anladım. Sağrısı ve arka bacakları yenmiş, kemikleri açığa çıkmıştı. Çukura kaçmış kapkara birer oyuk gibi gözler ve şaşkınlıkla açık kalmış bir ağız. Hoş bir manzara değildi. Fazla oyalanmadan zinciri geçip geldiğim yola girdim. Çamlık tarafındaki yüksek mezra evleri ve arkalarında yükselen karla kaplı kayalık zirveler harika bir ışıkla boyanmış halde bana poz veriyorlardı. Fırsatı kaçırmayıp bu ışığı değerlendirdim. Fotoğraf işi bittikten sonra aracıma ulaştım ve İkizdere’ye döndüm. O yolda keşfedilecek çok şey vardı ve bu keşif hemen ertesi gün olacaktı! Yani bugün...

Bugün için birkaç dersi akşama erteleyip sabahı ve gün ortasını boşalttım. Sabah 09.20’de Çamlık yakınlarındaki köprüye ulaşıp aracımı köprünün yanında bıraktım ve vurdum yola. Bu sefer zincirle kapalı yola değil yukarıya devam edecektim. Dün akşam Google Earth üzerinden yaptığım incelemede yolun iki mezraya bağlandığını görmüştüm. Hedefim bu mezralardı. İkinci mezradan sonra yol görünmüyordu ama eğer varsa oradan inecektim yoksa aynı yolu geri dönecektim maksat yürümek ve doğada olmak nasılsa... Hava düne göre kapalı ve kasvetliydi. Yolda yağmur da başlamıştı. Çantanın da benim de yağmurluğumuz olduğundan sorun yaşamayacaktım. Zaten şiddetli bir yağmur ihtimali yoktu.

Yola henüz başlamıştım ki yağmurluk bunaltmaya başladı, çıkarıp çantaya koydum. Yanıma aldığım hurmalı-meyveli barlardan birini hiç edip yolu hızlı bir tempoyla tüketmeye devam ettim. Zincirle bağlı yola kadar tatlı bir eğimle ilerleyen yol, o noktadaki virajdan sonra dikleşmeye başladı. Nedense bana Gito Yayla yolunu anımsatıyordu bu yürüyüş. Her ne kadar Gito yolunun içinden geçtiği orman daha etkileyiciyse de benzer bir deneyim sunuyordu iki yol da. Yolun vadi oluğu boyunca yükselen bir kısmında beton başladı! Umarım sadece bu kısım böyledir yoksa yürümeye değmez diye düşündüm ve bir sonraki dönüşte yol tekrar toprak kimliğine büründü.

Bir noktada yol tekrar ikiye ayrıldı. Aşağı inen diğer yolun başında özenle inşa edildiği belli olan yosunlarla kaplı bir göze vardı. Burada birkaç yudum su içip yukarı çıkan yolda devam ettim. Yukarıda başka bir yol ayrımı karşıma çıktı ben yine yukarı çıkan yolu tercih ettim (Diğer yol Boyadüzü Yaylası’na gidiyor). Yükseldikçe doğu ve kuzeydoğu tarafında Puşula Mezrası, Vaşa Yaylası görünmeye başladı. Ağaç sınırına ulaşmıştım ki aniden karşıma küçük bir yerleşim yeri çıktı, bu kadar erken beklemediğimden şaşırmıştım. Aslında çok da erken değildi ama hızlı bir yürüyüş olduğundan ve yol boyunca yükselirken yukarıda çıplak tepelerde belli olan yolu gözlerimle takip edip oraya yaklaşık bir saate ulaşacağımı düşündüğümden hazırlıksız yakalanmıştım. Fazla kalabalık olmayan, yayladan ziyade mezraya benzeyen bir yerdi. Göç mevsimi geçtiğinden kimse kalmamış, yayla sessizliğiyle başbaşaydı. İsmini bilmediğim bir yerdi ve hiç bir yerde de herhangi bir tabela yoktu. Yayla içinde dallanan yol farklı güzergahlara gidiyordu. Bu yolları müstakbel yürüyüşlere bırakıp kuzeye devam eden yola koyuldum. Artık görüşüm ağaçlarca engellenmediğinden pek çok yeri seçebiliyordum. Puşula ve Vaşa ile birlikte, Taşte mezrası da görüş alanıma girdi. Aşağıda Çamlık bütün evleriyle belirgindi. Işık uygun olmasa da hatıra amacıyla çekim yapmak istedim ama fotoğraf makinesini çıkarıp deklanşöre basınca hafıza kartını unuttuğumu dehşetle fark ettim. Allahtan hava bozuk ve fotoğrafa uygun değildi, bir de güzel bir ışık karşımdayken bu duruma düşseydim çok daha kötü hisseder, kuvvetle muhtemel en okkalısından küfürleri sıralardım. Makineyi paşa paşa çantaya koyup bir sonraki mezraya doğru yürümeye devam ettim. Yol üzerindeki puğardan birkaç yudum içtim. Önümdeki sırtta iki harap eski ev görünüyordu. Onların arkasındaki virajı da alınca karlı başı bulutlar içindeki Ovit Dağı karşıma dikiliverdi. Yolun yan tarafından yukarıya giden, yeni açıldığı belli bir yol daha çıkıyordu. Haritadan baktığımda yolun tepeyi tırmanıp arka taraftan inişe geçtiğini gördüm. Bu da gelecek yürüyüşlere nasip olmak üzere hafızama kazınmış oldu.

Biraz daha ilerledikten sonra ismini bilmediğim diğer yayla karşıma çıktı. (Sonradan öğrendim ki burası aslında ismini bildiğim Mehule Yaylası’ymış. Vaşa Yaylası’na çıktığımda tam karşıda görünen yayla olduğundan merak etmiş, Çamlık’taki bir tanıdığıma ismini sorup öğrenmiştim. Ben Mehule’yi daha kuzeyde sanıyordum. Bugün bilmeden çıkmış oldum.) Aşağıda Çamlık tam karşıdaydı. Mezranın taş duvarlarla parsellenip sınırlanmış harika düzlükleri vardı. Yazın yeşilliğinde bürüneceği hali gözümde canlandırınca ne kadar hoş bir yer olduğu daha da belli oldu. Düzlüğün yanından inen yola devam ettim. Aşağıda birkaç ahşap ev daha vardı lakin yol orada bitiyordu. Demek ki aynı yolu geri dönecektim.

Burada telefonla birkaç fotoğraf çekip geri dönmeye başladım. Hava biraz kararmış ve yağmur damlaları sıklaşmıştı ama ıslatacak kadar değildi. Bu şekilde geldiğim yoldan yürüyüp diğer mezraya ulaştım. Ahşaptan inşa edilmiş, minik minaresi de eksik edilmemiş caminin yanındaki tabeladan bu yaylanın ismini “Suda” olduğunu öğrendim. Gelirken bu tabela dikkatimi çekmemiş demek ki. Geldiğim gibi hızlı bir ritimle inip aracıma ulaştım ve daha pek çok keşfe gebe bu keşfi de bu şekilde bitirmiş oldum. Belki buradaki bir sonraki keşif karda olur ha, evet evet çok güzel olur! Gel artık kış...
Fotoğraf

Fotoğraf

Fotoğraf

Fotoğraf

Fotoğraf

Fotoğraf

Fotoğraf

Fotoğraf

Fotoğraf

Fotoğraf

Fotoğraf

Fotoğraf

Fotoğraf

Fotoğraf

Fotoğraf

Fotoğraf

Fotoğraf

Fotoğraf

Fotoğraf

Fotoğraf

Fotoğraf

Fotoğraf

Fotoğraf

Fotoğraf

Fotoğraf

Fotoğraf

Fotoğraf

Fotoğraf

Fotoğraf

Fotoğraf

Fotoğraf

Fotoğraf

Fotoğraf

Fotoğraf

Fotoğraf

Fotoğraf

Fotoğraf

Fotoğraf

Fotoğraf

Fotoğraf

Fotoğraf

Fotoğraf

Fotoğraf

Fotoğraf

Fotoğraf

Fotoğraf

Fotoğraf

Fotoğraf

Fotoğraf

Fotoğraf

Fotoğraf

Fotoğraf

Fotoğraf

Fotoğraf

Fotoğraf

Fotoğraf

Fotoğraf

Fotoğraf

Fotoğraf

Fotoğraf

Fotoğraf

Fotoğraf

Fotoğraf

Fotoğraf

Fotoğraf

Fotoğraf

Fotoğraf

Fotoğraf

Fotoğraf

Fotoğraf

Fotoğraf

Fotoğraf

Fotoğraf

Fotoğraf

Fotoğraf

Fotoğraf

Fotoğraf

Fotoğraf

Fotoğraf

Fotoğraf

Fotoğraf

Fotoğraf

Fotoğraf

Fotoğraf

Fotoğraf

Fotoğraf

Fotoğraf

Fotoğraf

Yorumlar

    Bu rotaya veya rotayı