-
-
1.147 m
736 m
0
6,7
13
26,88 km

14 kere bakıldı , 0 kere indirildi

yer Khanjarah, Çankırı (Türkiye)

08.07.2019
Yol arkadaşım Metin Uluışık ile Ankara Otobüs Terminalinde buluştuk ve Çankırı'ya birlikte geldik. Öğretmen Evine yerleştik.

Bugün Çankırı gezilecek.
İlk olarak Sultan Süleyman Cami (Büyük Cami) ziyaret edildi. Mimar Sinanın kalfası Sadık Kalfa' nın eseri.1558.
İç bezemeleri dikkat çekici.

Hemen arkasındaki Çivitçioğlu Medresesine geçtik. Son yıllarda yapılan restorasyon ile halka açık güzel bir tanıtım yeri haline getirilmiş.

Çankırı Anadolu Selçukluları döneminde önemli bir merkez olduğu için muhafazakar insanlar ve topluluklar bu şehirde hala çok etkin. Her taraf medrese ile dolu. Şimdi Buğday Pazarı Medresesine gidiyoruz. O da bir Caminin yanında ve aynı planda yapılmış bir bina.

Tarihi Çankırı Evlerinin topluca bulunduğu (hepsi restore edilmiş) bir sokağa girdik.

Henüz restorasyonu tamamlanmamış olan ve sadece dışarıdan fotoğraflanabilen Taş Mescid-i (Şifahane ve Darül Hadis) ziyaret ettik. Bir Anadolu Selçuklu Eseri olan bu yapının zemin katında yaptıran Cemalettin Ferruh Atabey'in ve yakınlarının mumyalanmış 6 mezarı bulunmaktadır.

Çok görmek istediğimiz Çankırı Müzesini, bugün pazartesi olduğu için, maalesef ziyaret edemedik.

Eski tuz pazarının olduğu yerde bulunan bugünkü kaya tuzu satıcılarından birine girdik. Yarın gideceğimiz tuz mağarasından gelen kaya tuzu parçalarını inceledik. Bir küçük parçayı uğur getirmesi niyetiyle cebimin en derin köşesine yerleştirdim. Bir hatıra.

Yarın tuz yolunda olacağız.

09.07.2019 - Bölüm.1
21,3 km

Çankırı'lı bir arkadaşımızın, Cumhur Sert beyin, aracıyla bizi almasını ve Tuz Mağarasına götürmesini yol arkadaşım Metin Uluışık ile heyecan içinde bekledik. Tuz Mağarasının geçici olarak her gün 09:00 - 16:30 arasında ziyarete açık olmasına çok sevindik.

Cumhur beyden öğrendiklerimiz:

Kaya tuzlarının yüzyıllar boyunca kazılarak çıkarılmasıyla oluşan tünellerin boyu 27 km kadarmış.

Tüneller o kadar genişmiş ki, bazı kavşak noktalarında oldukça büyük meydanlar oluşmuş.

Ziyarete açık olmayan bazı yerlerde çalışan işçiler için evler bile yapılmış.

Mağara yakınlarında bir gölet var. Bakkal Göleti. O göletin fotoğrafını bugün yayınlayacağım 2.bölüm notlarımda göreceksiniz. İşte o gölet arazinin çukur bir noktasında kendiliğinden oluşmuş. Yağmur ve kar suları tuz kayaç üzerinde biriktiği için suları tuzlu, içilemiyor ve sulama amaçlı kullanılamıyor. O gölette bir eşek boğulmuş. Uzun yıllar sonra gölet suları epeyce çekilince eşek ortaya çıkmış. Görmüşler ki, eşek sanki mumyalanmış gibi, neredeyse canlı gibi. Tuzun koruyucu etkisi olsa gerek. Şaka ama sanki eşek turşusu olmuş.
Bu eşek aşağıdaki fotoğraflarımın birinde göreceğiniz gibi tuz mağarasında sergilemektedir. Fakat mağara ortamında bile olsa açıkta yeterli korunma yapılamadığı için giderek bozulmaya başlamış.

Tuz mağarası ışıklandırılmış fakat ziyaretçiler için yön levhaları yok. Girerken merakla ışıkları takip ederek gidiyor insan ama dönüşte hele yalnız iseniz insan panikleyebiliyor. Bence burada ışıklı çıkış levhaları yerleştirilmeli.

Mağarada özellikle Göktürk Boyu temalı tuzdan yapılmış heykeller sergilenmektedir. İlginç ve görülmeye değer buldum.
Ayrıca Sefer Oruç isimli bir sanatçımızın boynuz parçalarından yapılmış bir sanat sergisini de izlemek fırsatını yakalamış oldum.

Bugünkü notlarımın 1. Bölümünde sadece tuz mağarasına ait fotoğrafları yayınlıyorum. Devamı 2. Bölümde olacak.

09.07.2019 - Bölüm. 2
21,3 km

Tuz mağarasından çıkınca karşı yamaçta Balibağa köyüne doğru tırmanarak yükselmeye başladık. Sırt çantamızı Öğretmen Evinde bıraktığımız için havanın sıcak oluşundan pek fazla etkilenmedik.

Sırta ulaşınca, artık hasat zamanı iyice yaklaşmış, neredeyse insan boyunun yarısına kadar boy atmış altın renkli başakların hafif esen rüzgarda yavaş yavaş başlarını eğerek bize "hoşgeldiniz" diye seslenmesi çok etkileyiciydi.
Biz de onlara gereken hürmeti gösterdik doğrusu. Mümkün olduğunca onları çiğnemedik, tarla sınırlarını ve traktör izlerini adımladık.

Sonra nadasa bırakılmış kar gibi yumuşak topraklara sahip tarlalarla karşılaştık. Onları dahi ezmemeye gayret ettik, sınırlarını geçmemekte özen gösterdik.

1.Bölümde açıkladığım eşek mumyasının bulunduğu Bakkal Göletini fotoğraflayarak Esentepe köyüne ulaştık.

Esentepe köyünden Çankırı 'ya kadar parkurumuz asfalt yoldan ilerlediği için yürüyüşümüzü bitirmeye ve yol arkadaşım Metin Uluışık ile Halk Otobüsüne binmeye karar verdik. Tuz mağarası ile Esentepe köyü arası 14,3 km 'dır.

10.07.2019
Yol: 27,0 km
Toplam yol: 48,3 km

Çankırı merkezden başlayan bugünkü parkurumuzun İç Yenice köyüne kadar asfalt yol olduğunu öğrenince bir taksi kiralamaya karar verdik. 30 derece sıcakta 9,7 km lik asfalt yol yürüyüşü yapmak çok büyük bir hata olurdu.

İç Yenice'den itibaren önce toprak yolu sonra traktör yolunu izleyerek Sarıdağ'ın eteğinde ilerledik. Sonra oldukça uzun ve dar, kıvrımlı bir boğazda yükselerek Sarıdağ 'ın öteki tarafına geçtik.

Masmavi suyu ile Alpsarı göletini ve kıyısındaki Karatekin köyünü gördük.
Karatekin köyünden biraz önce içinden geçtiğimiz küçük koruluk hariç bu bölgede arazi tamamen açık. Başak tutmuş buğday tarlaları her yerde etrafımızda uzanıyorlar. Alpsarı göletinin kıyısındaki dinlenme, eğlenme ve piknik alanı çok güzel görünüyor.

Bugay ve Kayıçivi köylerinin arasından geçerek Ildızım köyüne yaklaştık. Karabük - Çankırı tren yolu ile karşılaşınca raylar üzerinde biraz oynadım. Bizi köye ulaştıran yolun son 2 km si yine asfalt idi.

Ildızım köyünde bizi önce Müze Ev karşıladı. Tarihi tarım araçları başta olmak üzere günümüzde artık kullanılmayan çeşitli araç gereçlerin sergilendiği özel müzeyi sahibini bulamadığımız için kendimiz gezdik ve fotoğrafladık. Bu ziyaret beni çocukluk zamanıma götürdü.

Ildızım Köyü Muhtarı Celal Dere (0530 691 1246) karşıladı bizi. Köy Odasında misafir etti ve bütün ihtiyaçlarımızı karşıladı. Ben ve yol arkadaşım Metin Uluışık misafirperverliği için gönülden teşekkür ediyoruz.

11.07.2019
Yol = 16,9 km
Toplam yol = 65,2 km

Ildızım köyünden sonra Çankırı - Karabük tren yolunu bir köprü altından geçmeden önce Karabük Demir Çelik İşletmelerine demir cevheri taşıyan vagonların oluşturduğu uzun bir treni fotoğrafladım. Mühendislik hayatımın ilk yıllarında bu vagonların taşıdığı demir cevherlerinin kırılması ve elenmesi ile sinterleme (yüksek fırınlar için ön hazırlama) işlemlerini görev edinmiştim. Hey gidi günler.

Ildızım tren istasyonu aşağılarda kaldı. Kıvrılarak yükselen, zaman zaman kaybolan İncegeliş patikaları bazan genişliyor ve kolayca farkedilebilir oluyorlar. 1470 m kotundaki Ildızım yaylasına kadar her yer sapsarı, ağaç yok. Fakat 1515 m deki sırtlara ulaşınca çevre yeşillenmeye başladı. İç Anadolu iklimi yerini Karadeniz iklimine bıraktı. Bu bölgede Tuz Kervanı yolları çok belirgin.

Uzak yamaçlardaki ormanlar yanımıza iyice yaklaştılar. Dar bir vadi içinde inişe geçtiğimiz bölgede bolca bulunan Sığır Kuyruğu çiçekleri çok güzel görüntüler yaratıyorlar.

Nihayet Çakırın Sırtını aştık. Aşağıda, çok ileride ince bir çizgi halinde kıvrılan söğüt ağaçlarını öbek öbek farkediyoruz. Bu söğütlere yakın bir yerde büyük bir Han' dan bugüne kalmış duvar taşlarına ait kalıntıları arıyor gözlerimiz.

İNCEGELİŞ TUZ YOLU 'nun fikir babası Ömer Faruk Eryılmaz "İncegeliş " öyküsünde bu anı şöyle anlatıyor.

....."Deringöz gölünü arkada bırakan kervan, Çakırın Sırtını da aşmış, kararan havaya karşın, "Han" tüm azametiyle görünür olmuştu. Önden gidenlerin hızını artırdıklarını gören Kervancıbaşı onları yavaşlatıp, kervanın birbirinden kopmamasını sağlayarak, askeri bir düzen sağlıyordu. Hocahasan camisinden okunan akşam ezanıyla birlikte ilk arabası da hanın önüne gelmişti kervanın. Hanın arkasındaki ağıllara peş peşe yanaşan arabalardan öküzler çözülürken, yük kontrol ediliyor, açıkta kalan yerleri keten örtülerle sıkı sıkı kapatılıyordu. Yol boyu susuz kalan öküzler başlarındaki arabacıları dinlemiyor, söz birliği etmişcesine birbirlerini ite kaka olukların başına koşuyorlardı. "....

Hanönü mevkiindeyiz.
Tuz Kervanlarının konakladığı iki katlı büyük hanın birinci katına ait kalın duvarlardan kalan taş yığınlarının fotoğrafını çekerken içim burkuluyor. Çimene çöküyorum. Azık torbamdaki peynirli çöreklerimi çiğnemeye çalışıyor fakat yutmakta zorlanıyorum.

Ömer Faruk Eryılmaz "İncegeliş " öyküsünde kervancıların durumunu şöyle anlatıyor:

..."Odanın ortasına serilen örtünün üzerine büyük bir kasnak koyan hanın yardımcısı, kasnağın üzerine de kocaman bir meydan sinisi yerleştirdi. Koşar gibi gidip geliyor, sininin üzerine tahta kaşıkları, maşrapaları koyuyordu...."

...."Sininin ortasına konulan tencereden gelen tarhana çorbasının sarımsaklı kokusu, hepsinin elini kaşıklara götürdü. Sadık ağanın yüksek sesle söylediği "Bismillahirrahmanirrahim" sözüyle birlikte kaşıkların üçü beşi giriyor, üçü beşi çıkıyordu tencerenin içine. Kimsenin ağzından tek laf çıkmıyor, kollar kaşık sallamaktan yoruluyordu.".....

Gökyüzünde kara bulutlar çoğaldı, tek tük yağmur damlaları düşmeye başladı. Bir an önce Hocahasan köyüne ulaşmak için adımlarımızı hızlandırdık. Şiddetli yağmurdan önce köye ulaştık. Hocahasan köy muhtarı Mehmet Satılmışoğlu (0532 593 3202) ve kuzeni Şaban Satılmışoğlu bizi Köy Odasında misafir ettiler ve muhteşem bir misafirperverlik gösterdiler. Ben ve yol arkadaşım Metin Uluışık Hocahasan köyüne minnettarız.

12.07.2019
Yol : 16,1 km
Toplam yol :81,3 km

Hocahasan köyünden köyün eski muhtarı Şaban Satılmışoğlu'nun dualarıyla uğurlandık.
Hasatı yeni yapılmış buğday tarlalarını takip ederek Devres Vadisine doğru alçalmaya başladık. Devres Çayının yarattığı muhteşem kıvrımlı vadi panoraması kısa zaman önce çalıştırılmış bir taş ocağı faaliyeti sebebiyle maalesef ortadan kalkmış. Bir noktaya kadar Devres Çayının sağ kıyısını takip edip sırta tırmandık ve eskiden tek geçiş noktası olan Mamu Köprüsü karşımızda bulduk.

Estetik bir mimarisi olan 4 gözlü Mamu Köprüsünün ortası maalesef çökmüş ve iki başındaki gözler kalmış. Bu haliyle bile çok güzel.
Köprü bölgesine Kurşunlu Belediyesi güzel bir piknik alanı tesis etmiş.

Köprüden sonraki yokuştan sonra Çankırı Karabük demiryolu hattına kadar ekin tarlalarının sınırlarını takip ederek ilerledik. Nostaljik olsun diye bir müddet raylar üzerinde yürüdük.
Sazlı Çay boyunu takip ederek Kurşunlu'ya ulaştık.

Özetle;
İNCEGELİŞ TUZ YOLU nda doğa sporcularının beklediği adrenalini yükseltecek çok heyecan verecek görsellik belki yok ama Anadolu insanının sakinliği, misafirperverliği, tarihten gelen ağırbaşlılığı var.
Ziyaret edeceğiniz her köyde birçok güzel hikaye var.
Hocahasan köyünde "YAREN" var.

Ben şimdi evimde kendimi kısa bir süre için geçmişe gitmiş, o tarihi yaşamış ve günümüze dönmüş, mutlu bir kişi olarak hissediyorum.
Başka bir Tuz Kervanına katılarak Bartın'a, Amasra'ya kadar yürüyebilmeyi hayal ediyorum.

Bana bu duyguları yaşatan hocamız Hüseyin Sarı ve bu yolun fikir babası araştırmacı yazar Ömer Faruk Eryılmaz'a çok teşekkür ediyorum.

Etkinlik fotoğraflarına erişmek için,
https://www.facebook.com/metin.kurt.756/photos_albums
adresine gidiniz.

Doğada Kalalım, Sağlıklı Olalım.
Waypoint

1140m

10-TEM-19 9:59:25
Waypoint

AlpsariGolu

Waypoint

Bogaz

10-TEM-19 9:35:55
Waypoint

Bugay

Waypoint

Cesme

10-TEM-19 11:11:23
Waypoint

Ildizim

Waypoint

Karatekin

Waypoint

Kayicivi

Waypoint

Koyodasi

11-TEM-19 8:09:02
Waypoint

MuhtarinEvi

10-TEM-19 15:05:59
Waypoint

OgretmenEvi

08-TEM-19 12:09:58
Waypoint

Orman

10-TEM-19 10:13:09
Waypoint

Su1

10-TEM-19 8:40:38
Waypoint

Su3

10-TEM-19 14:20:40
Waypoint

Su4

10-TEM-19 14:44:14
Müze

TasMescit

Waypoint

ToprakYol2

10-TEM-19 9:13:14
Waypoint

Yenice

incegelis

Yorumlar

    You can or this trail