-
-
236 m
84 m
0
2,4
4,9
9,76 km

2 kere bakıldı , 0 kere indirildi

yer Duraklı, Kocaeli (Türkiye)

Sabahın erken bir saatinde Yağcılar’dayız, kısa bir zaman öncesi kadar köy olan ama büyükşehir sınırları içerisinde alındıktan Gebze’ye bağlanan mahallede. Kahve de sabah çayı çoktan hazırlanmış. İnce belli bardaklardan sıcak yudumlar alacağız ama önce marketten son alışverişlerimizi yapma ve lavaboya küçük bir ziyaret gerçekleştirme telaşı var içimizde :) Sonrasında Duraklı’ya araçla yarım saat yolumuza ya var ya yok.

Köyün hemen altındaki köprüye varmadan araçtan inip toprak yolda yürümeye başlıyoruz. Birkaç hafta önceki kar üstünde attığımız adımlar şimdi bir rüya gibi, ortalık günlük güneşlik. O kadarki aldanan birkaç çuha bile pembe pembe açmış çiçeklerini. İlk adımlar biraz zorlu bir zeminde atılıyor.

Henüz toprak yolla beraberiz. Önümüz sıra çalışmış traktörler oldukça bozmuş yolu. Umudumuz ilerde, onların giremediği bölümlere saklı. Çayırların, onları gölgeleyen kavakların kapladığı geniş düzlükler yavaş yavaş arkamızda kalıyor. Yükseklerde, hemen karşımızdaki yamaçları kaplayan meşelerin üstünde turlayan bir çift şahin takılıyor gözümüze, muhtemelen av peşinde.

Asırlık bir meşenin altında ilk molamızı veriyoruz, yürüyüş boyunca aç kalmak mümkün değil, herkes de ikram edecek bir şeyler var, Serap Hn’ın kurabiyeleri ise unutulmaz. Nefesimizi tamamladıktan sonra güneşe aldanıp kendini ortalığa atan ama ısınamadıkları için yeterince hızlı kaçamayan kertenkelelerin ve kurbağaların yoldaşlığında devam ediyoruz parkura.

Çok geçmeden tüm coşkusuyla akan Büyükdere’yi sağımıza alıyoruz, adımladığımız yol ise artık bir patika. Sağımız solumuz şimşirlerle kaplı ama garip bir şekilde hiç birinin yaprağı yok üzerinde, hepsi çırılçıplak. Her dem yeşil olan bir ağaççık için hiç alışıldık bir durum değil bu ve ne yazık ki neredeyse tüm vadi bu durumda. Biraz yakından bakınca dalların arasında, kuru yapraklardan oluşmuş sanki tırtıllara ait kozamsı oluşumları seçiyor insan ama net bir tanı koyamıyor. Her halükarda üzücü, yeşil tamamen yok olmuş…

Parkurun ortalarına doğru vadi iyice daralıyor ve koca dere neredeyse bir iki metre genişliğinde dar bir boğazdan gürüldeyerek akıyor. Bu bölüm görsel açıdan da son derece keyif verici. Sonraki bölümlerde ise suyun yükselerek geçişimizi sınırladığı noktalarda küçük tırmanışlar yapmamız gerekiyor, yardımlaşarak aşıyoruz hepsini.

Ve şimşirlerle kaplı son patikayı da aştıktan sonra , Büyükdere’nin ilk önce Dikenli Köyü’nden (Mahalle) sonra da Hatipler’den (Mahalle) gelen iki ayrı kolla buluştuğu noktada veriyoruz öğlen molasını. Burası suyun kuvvetli bir düşüşle kayaları oyduğu, düştüğü yerde büyük bir kazan meydana getirdiği noktanın hemen yanı başı aynı zamanda.

Meraklılarımız bu serbest zamanı kullanıp küçük keşiflerin peşinde koşarken diğerlerimiz acıkan karınlarımızı susturmak için hazırlıklara başlıyor ufaktan. Birazdan ilk önce biberleri, sonra soğanları, sonra da sucukları ateşle tanıştıracağız :)

Yemekten sonra ilk önce, bize engelmiş gibi gözüken küçük dereyi aşıyoruz, suyun ortasına basamak olarak kullanacağımız iki büyük taş koyarak. Ardından tırmandığımız bayırsa, başta nefesimizi kesse de hemen önümüzde beliren “Balkayası” nın yüksek kaya duvarları ve onu içine alan panoramik manzara bu zorlanmayı bir nebze hafifletiyor.

Sonraki adımlarımız da sırt boyu zig zaglar yaparak yükselen ve bizi Tepemanayır Köyü’ne(Mahalle) kadar götürecek olan toprak yola giriyoruz. Arada ayaklarımızın altından eski deniz canlılarına ait fosiller kayıp gitse de birkaçını inceleme fırsatı buluyoruz.

Nihayetinde köydeyiz. Kahvede tatlı bir yorgunlukla yudumlayacağımız sıcak çaylar bizi bekliyor . Hayattan bir gün daha çalmanın verdiği keyif ve yüzümüzde küçük bir tebessümle bitiyor gün. Ve doğayla sonraki buluşmaya özlemle…

Yorumlar

    You can or this trail