Hareket süresi  2 saat 57 dakika

Süre  3 saat 59 dakika

Koordinatlar 1801

Yüklenme tarihi 11 Haziran 2020 Perşembe

Kayıt tarihi Haziran 2020

-
-
93 m
-1 m
0
2,6
5,2
10,35 km

45 kere bakıldı , 2 kere indirildi

yakınında: Adalan, İstanbul (Türkiye)

Heybeliada Vapurdan indiğiniz an, deniz sesine karışan Rum müzikleri çalınır kulağınıza Heybeliada’da. İstanbul’a bu denli yakın olup, bir o kadar şehir havasından uzak kalabilen bir sahil kasabasını gezmeye hazırsanız, gelin görülmeye değer yerlere birlikte bir göz atalım. İşte detaylarıyla Heybeliada gezilecek yerler listemiz… Bir ada insana bir deniz, bir kum, bir de şiir gibi bir gün batımından başka ne sunabilir? İşte Prens Adaları’nın en bakiri Heybeliada, kucakladığı koskoca bir tarih ve muhteşem bir doğayla beklentilerinizden çok daha fazlasını önünüze koyuyor. Henüz denizin üzerinde adım adım yaklaşırken kendine has dokusunu hissedebileceğiniz Heybeliada gezilecek yerler açısından sunduğu tarih dolu miras ile keşfedilmek için bir günden fazlasını hak ediyor. Heybeliada Gezilecek Yerler Listesi Bahar ayları yaklaştıkça, kaçılabilecek en yakın tatil rotalarından biri olarak karşımıza çıkan Heybeliada, daracık sokaklarında gezebileceğiniz, mis gibi deniz havasını içinize çekebileceğiniz ve tarih kokan mimarilerinin kapılarını aralayabileceğiniz eşsiz bir durak.
Arkeolojik sit

Süslü Mezar

Süslü Mezar İtalya’dan getirilen mermerler ile neoklasik tarzda yapılan Süslü Mezar (Kangelaris Ailesi Anıt Mezarı), hüzünlü bir aşk hikayesine dayanıyor. Spyridon Kanglaris ve öldükten sonra hemen yanına defnedildiği eşi Sebaste Kangelaris Pellone‘un mezarlarına ev sahipliği yapan Süslü Mezar, görkemli yapısıyla Heybeliada’ya gelen tüm ziyaretçilerin akınına uğruyor.
Arkeolojik sit

Aya Yorgi Uçurum Kilisesi

Aya Yorgi Manastırı Diğer adıyla Uçurum Manastırı diye anılan ve bu lakabı uçurumun kenarında konumlanmasından alan Aya Yorgi Manastırı, 1500’lerde inşa edilmiş pembe renkli bir mimari ve ağaçların arasındaki muhteşem manzarası ile hem doğaya, hem de tarihi bir yapıya tanıklık etmenize olanak tanıyor
fotoğraf

Senatoryum

Senatoryum İsviçre’deki bir sanatoryumdan ilham alınarak 1924 senesinde, Atatürk’ün emriyle inşa edilen Heybeliada Sanatoryumu, dönemin verem hastalığına çözüm bulunduğu yer olarak dikkat çekiyor. Aynı zamanda verdiği tıp eğitimiyle Siyami Ersek gibi yerli ve hatta yabancı doktorlar yetiştirmesi ile de hatırlanan Heybeliada Sanatoryumu, maalesef kapatıldığı 30 Eylül 2005 tarihinden bu yana yalnızca kültürel bir ziyaret noktası olarak öne çıkıyor.
manzara

Çam Limanı

manzara

Yukarıdan Çam Limanı

Arkeolojik sit

Terk i Dünya Manastrı

Terki Dünya Manastırı Terk-i Dünya Manastırı, Heybeliada’nın güneybatı sahilinde, Çam Limanı olarak bilinen, hilal biçimindeki dev koyun batıda kalan ucunu oluşturan burun üzerine kurulmuş bir manastır. Eskiden dünya hayatıyla ilişkisini kesmek isteyen keşişler buraya gelir, uçurumun kenarındaki bu manastırda inzivaya çekilirmiş. Keşişler terk-i diyar edip geldikleri için manastırın adı Terk-i Dünya Manastırı diye anılmaya başlamış. Manastır adada ve İstanbul’da yaşayan Rumların ibadet yerlerinden biri. Her ne kadar Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) etnik bazda sayım yapmadığı için İstanbul’da ne kadar Rum yaşadığına dair net bir veriye erişmek kolay olmasa da Heybeliada Aya Triada Manastırı Başrahibi Dr. Elpidophoros Lambriniadis, 2006’da yapılan bir sayımda İstanbul, Gökçeada ve Bozcaada’daki Rum sayısının 4 bin 700 civarında olduğunu belirtiyor. Hatay’da yaşayan Rumların büyük bir kısmı zamanla İstanbul’a göç etmiş. İstanbul’daki Rumların da büyük çoğunluğunun Kurtuluş’ta yaşadığı biliniyor ve bu muhitte 600 kadar Rum olduğu söyleniyor. 6–7 Eylül olaylarından sonra Rumlar ülkeyi terketmek zorunda kalınca ve epey azalan Heybeliada’da da Rum nüfusundan geriye kalanlar ise adadaki ve İstanbul’daki yaşamlarını devam ettirmeye çalışıyor. Heybeliada’daki Terk-i Dünya Manastırı ise, adada bulunan Ruhban Okulu’ndaki rahipler tarafından yönetiliyor ve Hristiyanlara hizmet ediyor. Ada merkezine bir hayli uzak olan manastırın içinde, manastırın bakımını üstlenen Rum bir aile yaşıyor. Manastırda yaşayan ailenin kızı Bahar’a göre ise, Terk-i Dünya Manastırı’nda yaşamanın en büyük zorluğu her şeye uzak olmak. Manastır ne zaman kuruldu? 1860’larda genç bir keşiş tarafından keşişhane olarak çok küçük bir yapı şeklinde kurulmuş. 1890’da deprem sonucu yıkılmış ve 1954’te bir psikopos tarafından restore edilerek bu halini almış. O zamandan beri bu
fotoğraf

At Çiftliği

fotoğraf

Photo

fotoğraf

Plaj

fotoğraf

Photo

Arkeolojik sit

Hüseyin Rahmi gürpınar müzesi kapalı

fotoğraf

Photo

fotoğraf

Photo

fotoğraf

Aya Tiriada Manastrı

Arkeolojik sit

Heybeliada Ruhban Okulu

Ruhban Okulu Özünde, Aya Triada isminde bir 9. yüzyıl inşası olan bu yapı, zaman içerisinde din adamı yetiştirmek amacı güden bir Rum Ortodoks Ruhban Okulu görevi görmüş; ancak kapatıldığı günden bu yana konferans, sergi ve festival gibi çeşitli etkinliklere ev sahipliği yapıyor. Heybeliada Ruhban Okulu ne zaman ve nasıl kuruldu? 19. yüzyılda, Fener Rum Patrikhanesi, Ortodoks milletler arasında dini birliği korumak amacıyla bir teoloji okulunun açılmasını gündeme getirdi. 9. yüzyılda yaptırılan Heybeliada’daki Ayia Triada Manastırı, Patrik 4. Germanos tarafından 1 Ekim 1844’de Heybeliada Ruhban Okulu olarak açıldı. Ortodokslar için önemi nedir? Ruhban Okulu, Ortodoks âleminde, Atina Üniversitesi İlahiyat Fakültesi’nden sonra kurulan akademi düzeyindeki ilk okul olma özelliği taşıyordu. Tüm Ortodoksların okulu olduğu için ayrı bir anlamı vardı. Hangi statüde eğitim veriyordu? Heybeliada Ruhban Okulu açılışından 1923 yılına kadar Yüksek Ortodoks Teoloji Okulu adını taşıdı. 1844-1915 yılları arasında yedi sınıflıydı. Bunların dördünde lise, üçünde teoloji eğitimi veriliyordu. 1915 -1918 yılları arasında Birinci Dünya Savaşı nedeniyle burada da eğitime ara verildi. 1918 -1923 yılları arasında ortaöğretimsiz beş yıllık yüksek okul statüsüne yükseltildi. 1923 -1951 yılları arasında dört yıl ortaokul ve üç yıl teoloji eğitimi, 1951-1971 yıllarında dört yıl lise ve üç yıl teoloji eğitimi verildi. Okula, yabancı öğretmen ve öğrenci kabul ediliyor muydu? Okul, Demokrat Parti iktidarının izniyle, 1950- 1964 yıllarında başta Balkan ülkeleri olmak üzere, Mısır, Etyopya, Suriye ve Britanya’dan gelen yabancı öğrencileri kabul etti. Ancak 1964’te güvenlik gerekçesiyle, yabancı öğrenci yasaklandı. Kaç mezun verdi? 127 yılda 1000’e yakın mezun verdi. Mezunlardan 12’si sonradan İstanbul Ortodoks Patriği oldu, ikisi İskenderiye Patriği, üçü Antakya Patriği, dördü Otosefal Atina Başpiskoposu, biri ise Otosefal Arnavutluk Başpiskoposu seçildi. Sadece din adamı mı yetişiyordu? Okulun amacı din adamı yetiştirmekti ancak mezunlarının sadece din adamı olacağı yönünde kesin bir sınır yoktu. Mezunları arasında öğretmen, akademisyen, diş hekimi gibi meslekleri tercih eden çok kişi vardı. Ne zaman ve neden kapandı? 1971’de Anayasa Mahkemesi tarafından bütün özel yükseköğretim kurumlarının bir devlet üniversitesine bağlanması kararlaştırıldı. Heybeliada Ruhban Okulu da ‘özel yüksekokul’ statüsünde değerlendirildi. Okulun varlığını sürdürebilmesinin ancak Türk üniversitelerinden birisine veya bir ilahiyat fakültesine bağlanarak mümkün olabileceği belirtildi. Patrikhane’nin, okulun Türk üniversitelerine bağlanmasını istememesi üzerine Heybeliada Ruhban Okulu kapatıldı. Patrikhane, okulun bir üniversiteye bağlanmasına niye karşı çıkıyor? Patrikhane, okulun ruhani papaz yetiştirmek üzere yatılı bir okul olarak kurulduğunu belirtiyor. Herhangi bir üniversiteye bağlı normal bir tedrisatta, öğrenciler derslerini gördükten sonra okuldan ayrılırsa Ruhban Okulu’nun amacına ulaşamayacağı düşünülüyor. Ruhban Okulu’nda yalnız Ortodoks ilahiyatı okunuyordu. Okulun bir üniversite bünyesine alınması sonucunda Protestanlar, Ermeniler, Katolikler, Süryanilerin de eğitime katılabileceği ve okulda sadece Ortodoks teolojisi verilemeyeceğine yönelik endişeler bulunuyor. Bu nedenle, Patrikhane, hiçbir üniversiteye bağlı olmadan okulun MEB denetiminde açılmasını ve okula yabancı öğretmen-öğrenci alınmasına da izin verilmesini istiyor. Patrikhane’nin istediği gibi MEB’e bağlı yüksekokul statüsünde açılması için ne tür yasal değişiklikler gerekiyor? Anayasa’nın 130. maddesi, bilimsel özerkliğe sahip üniversitelerin devlet tarafından kanunla kurulmasını öngörüyor. Aynı maddede ‘Kanunda gösterilen usul ve esaslara göre kazanç amacına yönelik olmamak şartıyla vakıflar tarafından devletin gözetim ve denetimine tabi yükseköğretim kurumları kurulabilir’ deniliyor. Ancak Anayasa’nın 132. maddesinde, ‘Sadece TSK ve Emniyet’e bağlı özel yüksek öğretim kurumları açılabilir’ ifadeleri var. Patrikhane’nin istediği statü için bu maddenin değiştirilmesi gerekiyor. Okulun Patrikhane’nin istediği statüde açılmasına itiraz nedeni ne? Okulun, bir üniversite bünyesinde olmadan ‘Ortodoks Teolojisi’ konusunda eğitim vermesinin, Türkiye’deki bazı tarikatların ‘Biz de kendi okulumuzu açalım’ demesine neden olacağı ileri sürülüyor. MEB ve YÖK’ün yaklaşımı nasıl? Ruhban Okulu, hükümetin, AB üyeliği çerçevesinde konuyu gündeme getirdiği 2003 yılından itibaren MEB ile YÖK arasında gerginliğe neden oldu. MEB, “Okul, YÖK’e bağlanmalı. Bunun için de 2547 sayılı YÖK Yasası değiştirilmeli. Bizim okulu denetlememiz zor olur” derken dönemin YÖK Başkanı Prof. Dr. Erdoğan Teziç, “YÖK Yasası’nın Atatürk ilkelerine bağlılık gibi temel hükümleri var. Ruhban Okulu’nun bu ilkelere uymasını nasıl sağlayacağız?” itirazıyla, okul üzerinde YÖK otoritesinin kurulamayacağını öne sürmüştü. Bugüne dek ne formüller düşünüldü? 2004 yılında hükümet tarafından, Ruhban Okulu’nun Milli Eğitim Bakanlığı denetiminde, vakıf bünyesinde iki yıllık önlisans programı şeklinde eğitim verebileceğine ilişkin bir formül geliştirildi. Bunun için yasa değişikliği öngörüldü ancak bir sonuca bağlanamadı. 2005 yılında ise Dişişleri Bakanlığı daha somut bir formül üzerinde durdu. Vakıf bünyesinde ve MEB denetiminde açılması öngörülen okul için Bakanlar Kurulu’nda özel karar alınacaktı. Türkiye ile Yunanistan arasındaki ‘karşılıklılık’ ilkesine göre alınacak karar gereğince, okulun açılması için Yunanistan’a ‘Gümülcine Celal Bayar Lisesi’ndeki Türk öğretmen sayısını artırın’ koşulu sunulacaktı. Ancak bu formül de tutmadı.
ağaç

Değirmenburnu Tabiat Parkı

fotoğraf

Plaj

Yorumlar

    Bu rotaya veya rotayı