-
-
719 m
-6 m
0
13
26
52,96 km

2119 kere bakıldı , 53 kere indirildi

yer  Sarnıçköy, Muğla (Türkiye Cumhuriyeti)


11.gün; Sarnıç Köyü-Akbük
Yol=13,6 km
Toplam Yol=141,4 km
Sarnıç Köyünde 670 m kotunda yayla havasını içimize soluyarak çok güzel bir kamp gecemiz oldu. Köy halkı bizimle dost oldu, arkadaş oldu ve sabah uğurladı. Sağolsunlar, dilimizin döndüğü kadar Karya Yolunun önemli bir yol noktası olarak pansiyonculuğa önem vermeleri konusunda tavsiyelerde bulunduk.
Sarnıç Köyü mezarlığının yanından geçerken bazı mezarlardaki süslemeler dikkatimi çekti. Mezar taşı niyetine dikilen baş ve ayak tahtalarının arasına mezar boyunca bir ip geriliyor, ipe renkli bez parçaları bağlanarak asılıyor. Mezar etrafına çiçekler ve değişik çiçek süslemeler yapılıyor. Mezar üstü bir renk cümbüşü içinde. Yurdumun başka yerlerinde bu uygulamayı hiç görmediğim için merak edip köylü hanımlara sordum.
Bu işlemin adı OYUK BAĞLAMAK. Çok eskiden gelen bir gelenek. Eskiden bu bölgede yüksek kotlarda vahşi hayvanlar, özellikle sırtlanlar yaşarmış. Sırtlanlar taze mezarları eşerek ölülerimizi dışarı çıkarır yerlermiş. Oyuk Takılan mezarlara sırtlanlar yanaşamazmış.
Hala devam eden bu geleneğe göre kadın mezarlarına meftanın yeni elbiselerinin renkli tarafları kesilerek Oyuk İpine asılmaktaymış. Erkek mezarlarına ise beyaz bezler asılarak Oyuk bağlanmaktaymış.
Bugün yanından geçtiğim ve dualar ettiğim Sarnıç Mezarlığında 4 adet renkli Oyuk Bağlanmış mezar vardı. Beyaz bezle Oyku Bağlanmış mezar göremedim. Bu köyde kadınlar erken mi vefat ediyor diye aklımdan bir soru geçmedi değil.
Çok güzel bir orman yolu ve daha sonra patikaları izleyerek ilerledik. Oldukça yaşlı bir çam ağacının gövdesine dayanarak inşa edilmiş, 5 m kadar yüksekte kurulu bir sehpayı görünce başka bir konu daha çıktı benim için. Bir çobana sordum. Bu domuz avcılığı tekniği imiş.
Domuz avcıları en uygun yere bu sehpayı kurarmış. Domuzların çok sık ziyaret ettiği bu yerde mısır koçanlarını bütün halde toprağa değişik yerlere gömerlermiş. Domuz avcısı sabaha karşı bu sehpanın üzerine çıkar, kamuflaj pançosunu sırtına geçirir ve hiç kıpırdamadan domuzların o sehpanın altına gelip gömülen mısırları bulmalarını beklerlermiş. Şans bu ya gelirse; domuz kafasını yukarı kaldırıp görme yetisine pek sahip olmadığı için avcı silahını domuza doğrultup tepeden inme kurşunlarmış. İşte size bir domuz avı tekniği.
Derken inişe geçtik. Alçalırken Gökova körfezini ve sonunda Akbük kıyısını gördük.
Akbük sakin sessiz sit alanı olduğu için inşaata izin verilmeyen, fakat Gökova Körfezinin kuzey kıyısı boyunca batı rüzgarını almayan ve bu sebeple çok sevilen bir kıyı şeridi. Küçük ve sevimli bir sahil. Sahilinin batı ucunda yeni bir tesis açılıyor; Doğa Restoran (02525291010, 05369285912). Restoranın üst katı pansiyon olarak bu sezon işletmeye açılıyor. Ayrıca çam ormanı içinde çadır kurmak ve kamp yapmak imkanı da sunmaktadır. Doğa Sporları yapanlara duyurulur.
Bu akşam Akbük kampımızdayız.

AKDENİZDEN EGEYE
KARYA YOLUNDA
12.gün; Akbük-Ören
Yol=18,8 km
Toplam Yol=160,2 km
Akbük'teki kampımızda gece kamp ateşi başındaki sohbetlerimiz anılarla ve gelecek planları ile doluydu.
Rutubetsiz, kuru fakat tertemiz pırıl pırıl bir Akbük sabahında uyandık. Kahvaltı, toplanış derken yine yollardayız.
Orman yollarıyla başlayan tırmanış giderek dikleşti ve gerçekten asla unutamayacağımız bir patikaya dönüştü. Bazan makiler arasında kayboluyoruz, bazan da sarp kayalıkları sık zikzak keçi yollarıyla aşıyoruz. Zirvelere yaklaştıkça panorama genişliyor ve biz fotoğraf meraklıları yarışırcasına sağa sola dönüp duruyoruz. Ekrem hocamız bu görüntüleri canlı kaydetti.
505 m kotunda birinci geçiti daha sonra 525 m kotunda bir başka geçiti aştık. Kısa bir yemek molasından sonra Alatepe Köyüne ulaştık.
Önemli bir bilgi vermeliyim. Alatepe köyünde kahvehane var fakat gündüz çalışmıyor. Sadece akşamları açılırmış.
GPS cihazımdan takip ettiğim iz kayıtlarını inceleyince Karya Yolunun Alatepe yamaç paraşütü atlama noktasından geçmediğini farkettim. Yol arkadaşlarımı bu noktada görebilecekleri muhteşem Keramos-Ören sahil şeridi manzarasından yoksun bırakamazdım. Alatepe köyünde bir araç kiralayıp 3 km uzaklıktaki Yamaç Paraşütü atlama noktasına transfer olduk.
Biz ekip olarak asfaltı hiç sevmiyoruz.
Kafeteryada soğuk biralarımızı yudumlarken nefis manzarayı seyretmeye doyamadık.
Kafeteryanın alt duvarını takip eden yeni bir patika açılmış. Bu patikayı takip ederek 1 km kadar ilerleyince Karya Yolu izleriyle buluştuk. Bizden sonra yürüyecek arkadaşlarıma bu rota değişikliğini özellikle tavsiye ediyorum.
Karya Yolu yürüyüşüne başlamadan 2 hafta kadar önce başta Muğla Valiliği olmak üzere Marmaris, Ula ve Milas Kaymakamlıklarına yürüyüş planımız ve katılımcılar hakkında bilgi arzetmiştim. Yürüyüşümüzün 1.gününden itibaren bölgesine girdiğimiz Jandarma Karakol Komutanlıkları benimle telefon ile bağlantı kurdular. Ekibimize gerekirse yardımcı olabilmek için hazır olduklarını bildirdiler. 12 gündür Devletimizin Kolluk Gücünü hep yanımızda hissettik. Bize çok büyük güç ve kuvvet verdiler.
Karya Yolumuzun bütün Jandarma Komutanlıklarına saygı ve sevgilerimizi gönderiyoruz.

AKDENİZDEN EGEYE
KARYA YOLUNDA
13.gün; Ören-Bozalan Köyü
Yol=18,0 km
Toplam Yol=180,2 km
Bizim ekip asfalt yürüyüşünü sevmiyor. Gecelediğimiz hotel Ören ovasının doğu ucunda, fakat tırmanışın başlayacağı nokta 8,7 km batıda Türk Evleri mahallesinde. Milas otobüsü ile o noktaya transfer olduk.
Bir orman yoluyla başlayan tırmanış önce düzgün sonra aglomera taşlarla kaplı, makiler içinde ilerleyen patikalara dönüştü. Sırtları takip ederek yükseliyoruz.
Ören'in herkesce bilinen en önemli yapısı Kemerköy Termik Santrali ve onun 300 metrelik bacasıdır. 80'li yılları hatırlıyorum. Çevre ve turizm konuları ön plana alınarak yapılan tartışmalarla bu santral uzun zaman gündemde kalmıştı.
Dün akşam sahilde tanıştığımız, bu tesisin kuruluşundan beri işletmede çalışmakta olan yetkili bir yöneticiden soru-cevap şeklinde santralin günümüzdeki durumunu öğrenmeye çalıştım. Son yıllarda yapılan yatırım ve yenileme projelerinin neticesinde şu anda santral bacasından kükürtten %99,5 oranında arındırılmış baca gazının salındığını memnuniyetle öğrendim. Gerçekten de yıllar önce bu bölgeye yaptığım ziyarette hissetmiş olduğum kükürt oksitleri kokusunun artık olmadığını farkettim. Çevrenin korunması halinde 300 metrelik bacanın bana estetik görünmeye başladığını ifade etmek istiyorum.
Ekibimiz yan sırtlarda yükselirken önce 350 m sonra 500 m kotunu aştı. Ören ovasını kıyı şeridi ve santral işletmesi manzarasını defalarca fotoğrafladık.
500 m kotunda makilikler kayboluyor ve 550 m lerde artık orman dokusu başlıyor. 2 saat 50 dakikada 7 km yol alarak en yüksek noktaya ulaştık. Zirvede mola verip dinlendik.
Zirveyi aşınca karşı Kocadağ'ın yamacında beyaz badanalı evleriyle güneşte parlayan Bozalan köyünü gördük. Çok yakın gibi görülse de köye ulaşmak için 10 km daha yürümemiz gerekecekti.
Kocadere vadisinin önce doğu yamacında zikzak yapan patikalarda, sonra batı yamacına geçerek düzgün orman yollarında ilerledik.
Bozalan köyünde kahvehane var. Bakkal iş yapamadığı için kapanmış. Yürüyüşçülerin bu bilgiyi dikkate almalarını öneriyorum. Ayrıca köyde pansiyon yok. Biz köyün aşağı tarafında harman yeri denilen düz alanda köyden yeterli su temin ederek kamp yaptık.
Bu yürüyüşe ait fotoğraflar ve daha fazlası için;

https://www.facebook.com/metin.kurt.756/photos_albums

Yürüyüşlerim hakkında bilgi almak için;

http://metinkurtiletrekking.blogspot.com

adreslerine gidiniz.
15-NIS-14 8:23:17
15-NIS-14 14:33:28
16-NIS-14 15:18:38
17-NIS-14 8:38:27
14-NIS-14 12:41:05
14-NIS-14 10:07:23
15-NIS-14 16:54:53
16-NIS-14 9:40:37
14-NIS-14 13:45:33
15-NIS-14 12:29:21
15-NIS-14 13:25:40
16-NIS-14 11:13:48

Yorumlar

    You can or this trail