-
-
1.518 m
1.041 m
0
2,8
5,6
11,15 km

2 kere bakıldı , 0 kere indirildi

yer Doğancı, Sakarya (Türkiye)

Baharın en coşkulu zamanlarında gelmiştik Kılıçkaya’ya. Her yer yemyeşildi ve çiçeklerle doluydu. Ve yaz sonu diyebileceğimiz şu günlerde tekrarladık bu ziyareti. Otlar sararmış, ortalıkta yeşil namına neredeyse hiçbir şey kalmamıştı. Yeni bir yüz kazanmıştı doğa. Artık düşmeye başlayacak sıcaklıklarla beraber o da güze hazırlıyordu kendini.

İlk önce “Vargit denilen acıçiğdem türleri göstermişti kendini bu yeni mevsimin habercisi olarak. Pembe ve iri gövdeleri vaktin geldiğini söylüyordu yükseklerin insanlarına. Yayla zamanının bittiğini, göçlerin daha alçaklara taşınması gerektiğiydi söylediği…

Birkaç saat süren karayolu yolculuğundan sonra aracımızı Doğancıl Köyü’nden birkaç km önce bırakıp, büyük bir meşe topluluğunun içinde ilk adımlarımızı atarak yürüyüşümüze başladık.

Gökyüzünde hava tahminlerini doğrularcasına bir tek bulut yoktu ve güneş pırıl pırıl parlıyordu. Meyvelerinin çoğu olgunlaşmış ama bizden önce ziyaret edilmiş bir ahlat ağacında bulabildiğimiz son armutların tadına bakıp parkurun ilk çeşmesin de küçük bir mola verdik ve soluklandık.

Daha ilk adımlarımızda bize eşlik etmeye başlayan vargitlere bu noktadan itibaren daha sık rastlayacaktık. Ne var ki önümüze ilk çıkan kocaoğlanın üzüm yediği bir öğünden sonra arkasında bıraktığı koca bir öbek oldu. Bu sayede bizde dolaştığımız bölgenin asıl sahiplerinden birinin varlığından haberdar olmuş olduk.

İzlediğimiz yol Kılıçkayanın yalçın kayalıkları ile taçlanmış sırtın gölgesinde, karaçam ve göknar ormanlarının içerisinde yatay bir şekilde ilerliyordu. Çokgözlü Mavi ve Orakkanat gibi kelebeklerin uçuştuğu yol kenarlarında sık sık küçük molalar verip olgunlaşmış böğürtlenlerin tadına bakmayı da ihmal etmedik.

Ark Yaylasına gelmeden önce üzerinde yavaş yavaş yükseldiğimiz yokuşta rastladığımız yaşlı amcalar ise ellerinde ağzına kadar Kanlıca Mantarı dolu kovaları ile bize yaban başka bir zenginliğini daha işaret ediyordu. Israrcı olanlarımız ise bu güzel mantardan birkaç taneyi öğlen ki ateşte közlemek üzere bulmayı ihmal etmedi.

Ark Yaylası’na geldiğimizde aracımızı bizi bekler bulduk. Acıkan karınlarımızın sesi muhtemelen karşı dağdan da duyulduğu için hemen yemek hazırlıklarına başladık. Hızını alan ateş, onun közleri üzerinde öldürdüğümüz soğan halkaları ve ağır ağır pişen sucuklar sayesinde bu ses yavaş yavaş azaldı, fokurdayan semaverden içilen çaylarla da tamamen kesildi :) Dolayısıyla yeni hedefleri artık enerjisini fazlasıyla toplamış olan ekibin gözünde oldukça küçüktü.

Yaklaşık 100 m daha yüksekte olan Orman gözetleme kulesine çıkmak için geride neredeyse kimse kalmadı. Öyle ki kulede görev yapan memur bile çıkış hızımıza hayranlığını belirtmek ihtiyacı hissetti. Günün ilerleyen saatlerde bulutlanan hava zirveye varıştan hemen sonra tüm dağı esir almıştı. Bulutların dans ettiği bu yükseklikte, onlar müsaade ettiği ölçüde buradaki manzaranın tadını çıkardık ve parkuru tamamladık.

Yorumlar

    You can or this trail