-
-
459 m
199 m
0
2,5
5,0
9,94 km

214 kere bakıldı , 1 kere indirildi

yer İgnedikli, Kocaeli (Türkiye)

MErhaba,

Her zamanki gibi sabah 05:30'da İstanbul'dan 2 araçla yola çıktık. Sayımızın az olması nedeni ile minibüs tarzı bir araca gerek kalmadı. Bu nedenle rotamızı da araçlarımıza göre belirledik. İlk olarak bitiş noktamıza ulaşarak bir tanesini burada bırakmak, diğeri ile de başlangıç noktasına gitmeyi ve onu da orada bırakmayı planladık.
Otobandan devam ederek körfez çıkışından çıktık. Mezarlıkların devamında bitiş noktamız olan taş ocaklarına geldik fakat araçlarımızı bırakacak güvenli yer bulamadığımız için yeni bir rota belirlemek durumunda kaldık.
Yeni plana göre ilimtepe üzerinde bulunan ilimtepe sitesine gittik. Site güvenliği ile görüşerek bir aracımızı burada bıraktık. Diğer araçla belen ve dereköy üzerinden başlangıç noktamız olan 5-10 evin bulunduğu küçük bir köy diyebileceğimiz yere geldik.

Yürüyüşe başlamadan önce sıcak kahve ve çaylarımızı içtik.. Rota üzerinde kısa bir görüş alışverişinden sonra aracımızı burada bırakarak ( diğer araçla da akşam geri gelip bu aracımızı almayı planladık. Başlangıç ve bitiş noktası arasındaki araçla olan mesafe 15-20 dk. olduğu için böyle bir plan yaptık ) yola koyulduk.

Parkurun ilk yarısı kolay diyebileceğim bir şekilde geçti. Patika yollardan geçtik. Kimi zaman hafif tırmanışlarla zirveye ulaştık. Kimi zaman da toprak yollardan devam ettik. Yoğun kar nedeni ile devrilmiş birçok ağaç gördük.

Ve sonunda adrenalin tutkunu arkadaşların istediği, planlamış olduğumuz dere yatağına indik. Dere çok küçük olduğu için parkuru agadere kanyonu olarak isimlendirmenin doğru olmayacağını düşünerek sadece dere olarak tarifledim.

Dere küçük ve sığ olduğu için geçişler genelde kolay oldu. Güzergah üzerinde 3 adet şelale ile karşılaştık. İlk ikisini zorlanmadan geçtik fakat en son şelaleden geçmek mümkün olmadığı için bu şelalenin üzerinde sucuk mangal yaparak hem dinlenmeye hem de geçiş rotası bulmak için mola vermeye karar verdik.

Mangalın başında, bu işin piri, yürüyüşlerimizin vazgeçilmezi ( bazen bizi ekse de ) Şükrü arkadaşım vardı. Yine elleriyle bizi besledi.
Bir taraftan sucuklar pişerken ben de diğer taraftan şelaleyi geçmenin yollarını aramaya başladım. Gidiş istikametimize göre önce sol taraftan iniş olup olmadığına baktım. Çok sık bitki örtüsünden geçerek vardığım noktada dik bir uçurum olduğunu görünce başka da şansımız kalmadığı için gidiş istikametine göre şelalenin sağ tarafından ilerlemeye, dereyi gördüğümüz anda da bir iniş bulmaya karar verdik.

Yemek sonrası kısa bir dinlenmeden sonra şelalenin sağ tarafından sık bitki örtüsünün içerisine rampa yukarı girdik. Burada ne bir patika ne de yol vardı. Karşımızda salkım dikenli gülleri ile meşhur, içi görünmeyen bir maki bitki örtüsü vardı. Birçok yerde dizlerimizin üzerinde sürünerek ilerlemek durumunda kaldık. Bırakın yürümeyi neredeyse nefes almak bile mümkün değildi. Ben en ön tarafta bitki örtüsünü yararak yol açmaya çalıştığımı için enerjim neredeyse kalmamıştı. Salkım dikenlerden dolayı da üzerimizdeki elbiseleri de çıkaramadığımız için su için de kaldık.

Burada çok zorlandık. Bu şekilde yaklaşık 300 mt. ilerledikten sonra nihayet dereye inebileceğimiz daha az yoğunlukta bitki örtüsü olan bir yer bulduk. Bu mesafeyi yaklaşık 40 dakikada geçtik. Bu nedenle bayan arkadaşlara çok tavsiye etmiyorum. Bu noktadan dereye indik.
Bir süre dere içinden ilerledik. O ana kadar yaşadıklarımız, birazdan yaşayacaklarımızın yanında " bir hiç " kaldı. Asıl zorluk bundan sonra başladı. Yazımın başında da bahsetmiştim. Taş ocağı güvenli olmadığı için yeni bitiş noktası olarak ilimtepe'yi belirlemiştik. İnternet te çekmediği için dere ile ilimtepe arasındaki yükseklik farkını sağlıklı hesaplayamamıştık. Asıl gözden kaçırdığımız ise lokasyondaki bitki örtüsü oldu.

Derede ilerlerken harita üzerinde ilimtepe koordinatına geldiğimiz için dereden ayrılmak ve çok dik bir tırmanışla ilimitepeye varmamız gerekiyordu.
Bütün bu yorgunluğumuzun üzerine böyle bir tırmanış yapmak için hiç birimizde enerji ve moral kalmamıştı. Yaklaşık 300-400 mt'lik boyuncar çok dik bir tepe tırmanışı, yine çok sık ve dikenli bitki örtüsü, zeminin çamur olması nedeni ile ayaklarımızı basacak yer olmaması, yürüme imkanı olmadığı için birçok noktayı rampa yukarı sürünerek geçecek olmamız, bacaklara fazla yük vermemiz nedeni ile kasılmaların başlaması açıkçası bizi bitirdi.
Tüm bu zorluklardan sonra nihayet ilimtepe sitesinin de bulunduğu tepede bulunan yola geldik. Geldik gelmesine ama bizi bir sürpriz daha bekliyordu. Yol ile aramızda 3 mt yüksekliğinde sitenin tel örgüsü vardı. Geçme imkanımız olmadığı için tel örtüsünün dış tarafından yola paralel olarak sitenin girişine kadar ilerledik. Yürüdüğümüz yerin sol tarafının uçurum olması, bitki örtüsünün dikenli olması, bu kısmı da zorlu hale getirdi. Sonunda güvenliğin bulunduğu yere gelebilmiştik.

İçimizde en diri olan 2 arkadaşımızı, başlangıç noktasındaki aracımızı almak için gönderdik. Bir yürüyüşümüz daha kazasız belasız ve bol aksiyonlu olarak sona erdi.


Bu nedenle bu rotamızı kullanmak isteyen arkadaşlar için kesin tavsiyelerim ;

1. Bitiş noktası olarak taş ocaklarıyada yajın bir noktayı belirleyin.
2. Yanınızda mutlaka bitki örtüsünü kesmek için pala getirin.
3. İp ihtiyacınız olacak. Yanınızda bulundurmalısınız.
4. Bu rotayı ilkbaharda ve yaza doğru. Bitki örtüsünün en yoğun olduğu mevsim ilkbahar olduğu için yazımda bahsettiğim yerlerden de geçmek çok daha zor olacak


Sevgilerimle,

2 yorum

You can or this trail