-
-
427 m
10 m
0
5,1
10
20,48 km

103 kere bakıldı , 1 kere indirildi

yer  Balıklıova, İzmir (Türkiye)

MİMAS YOLU,
İYONLARIN ÜLKESİNDE

Başlangıç
18.03.2018 - Urla İskele (Klazomenai)

Sabah saatlerinde Urla İskele 'ye ulaştık. Kahvaltıdan sonra Pandora Pansiyona yerleşince keyfimiz yerine geldi.

Klazomenai antik şehrinden bugünlere kalanları kazı alanlarında inceledik.

Antik çağların zeytin işliklerinden birinin restore edilmiş örneğini inceledik, zeytinyağı üretimini ve anfora doldurum işliğini gördük.

İskeleyi dolaştık, fotoğraflar çektik.

15. yy dan kalma Yahşibey Camisini ve Şair Yorgo Seferis'in yaşadığı evi gördük ve İskele Parkında Tanju Okan heykelini fotoğrafladıktan sonra martılarla dolu sahilde Tanju Okan şarkıları dinledik.

Beğendiğimiz balıkları satın alıp temizlettik, balık pişirme evine teslim ettik. Açık pazara uğradık, salatalık, domates, marul, maydanoz, tere, limon satın aldık. Bunların yanına aslan sütümüzü ekledik.

Yol arkadaşlarım Metin Uluışık, Yahya Kabak ve Mehmet Özbek ile bu akşam kutlama yapacağız.

1.gün: 19.03.2018
Urla İskele (Klazomenai) - Torasan / 15,6 km

Hafifçe yükselerek kıvrıla kıvrıla giden traktör yolları ile Klazomenai'den uzaklaştık. Önce makilikler arasında sonra çam ormanlarında ilerledik. Çoğu düzlüklerde papatyalar yeşil çimenlikleri sanki konfeti yağmuruna tutmuşlar.

Özbek köyü 9. km de bizleri karşıladı. Mola verdik. Özbek köyünün şanı meşhur köftesinden, bol etli iri taneli ev yapımı mantısından ve keşkekinden gelir, yemeden geçilir mi? Bunların tadına baktık ve beğendik. Asıl sürpriz "tatlınız var mı?" sorusu ile ortaya çıktı:
İNCİR UYUTMASI
Küçük parçalar halinde doğranmış kuru incirin süt ile karıştırılıp bir gece boyunca mayalanmaya bırakılması ile oluşan bir çeşit boza. Boza ertesi günü su bardağı şeklindeki kupalar içinde üzerine birkaç parça ceviz dökülerek servis ediliyor ve tatlı kaşığıyla yeniliyor. Çok beğendik ama maalesef son kalan bardağı dört kişi kaşıkladık.

Özbekten sonra parkur asfalt yolu izliyor. Kısa bir ara sahile inerek kumsalı takip ediyor. Bu bölgedeki yazlık evlerin çoğunun foseptik çıkışları maalesef denize kadar uzanan akıntı kanalcıkları halinde, zaten çok pis olan kıyı boyunu iyice kirletiyorlar.

Nihayet Torasan mahallesine ulaştık. Özbek ile Torasan ve hatta yarınki parkur üzerinde olan İçmeler mahallesine kadar 7-8 km asfalt yol var. Bu rotayı yürüyecek arkadaşlarıma Özbek - İçmeler arasını araçla geçmeyi öneriyorum.

Torasanda Göztepe Spor Yelken Klübünün hemen yanındaki çim alanda kamp kurduk. Sıcak ve soğuk su ile tuvalet ihtiyacımızı Klüb tesislerinde karşılıyoruz. Herşey mükemmel.

2. Gün - 20.03.2018
Torasan - Barbaros / 19,6 km
Toplam yol...35,2 km

Torasan'dan başlayan asfalt yol yürüyüşü İçmeler mahallesinin çıkışına kadar devam etti. Asfalt yürüyüşü insanı çok yoruyor.

İçmeler'i geçince MİMAS topraklarına girmiş oluyoruz. O halde bu Mimas adının nereden geldiğini açıklama zamanı da gelmiş oluyor.

Yunan mitolojisinde yeryüzü tanrıçası GAİA, TİTANLAR ve başka birçok çocuklar dışında sayıları 100 kadar olan GİGANT'ları da dünyaya getirmişlerdi. Titanların ve Gigantların annesi olan yeryüzü tanrıçası GAİA tanrılar tanrısı ZEUS'UN da babannesidir.

Gigantların doğa üstü, korkunç görünümlü, vücutları pullu,kertenkele kuyruklu, dağınık saçlı, uzun sakallı idi ve ellerinde parlayan mızrakları vardı. Bu Gigantların en önemlisi de MİMAS adlı olanı idi.

Titanlar ZEUS ve diğer Olimpos tanrılarıyla 10 yıl süren bir savaşı kaybettikleri zaman ZEUS bütün Titanları dünyanın çok derinliklerinde bulunan Tartarus Zindanlarına atmıştı.

Tanrıça GAİA, oğullarını yeraltı zindanlarına atan torunu ZEUS 'a çok kızdı ve diğer çocukları Gigantları ZEUS 'a karşı kışkırttı. Amansız bir savaş başladı. Birçok Gigant öldürüldü, fakat Mimas ZEUS ve ATHENA 'yı çok zor bir duruma düşürdü. ZEUS 'un yarı tanrı oğlu Demirci ve Ateş Tanrısı Hephaistos çelik, demir ve bakırı eriterek kızgın alaşımlı Mimas 'ın üzerine fırlatıp onları kurtardı. Mimas dağın derinliklerine gömüldü.
Bugünkü Bozdağ'ın mitolojik Mimas Dağı ismi buradan gelmektedir.

Biz yolumuza devam edelim. Asfalttan ayrılarak sahil boyunca kayaları atlayarak epeyce ilerledik, sonra hafifçe tırmanarak Gülbahçe mahallesine tatlı bir iniş yaptık.

Gülbahçe'de bir çay molası vererek dinlendikten sonra dar ve irili ufaklı taşlarla kaplı akıntı yatağı patikalarda yükselmeye başladık. Yükseldikçe koy manzarası bütünüyle ortaya çıktı.
Bir müddet sonra domuz sürülerinin çok zaman geçirdiği açıkca belli olan patikalarda, uzayan dikenlerin kapattığı patikalarda zorlukla 180 m kotuna kadar çıplak kollarımız kanayarak ilerledik. Yaklaşık 4 km lik bu yürüyüş yolu mutlaka temizlenmelidir. Kısa zaman içinde kapanabilir.
Sonra biraz toprak yol ve nihayet 2 km lik asfalt ile Barbaros mahallesine ulaştık.

Barbaros çok temiz, alt yapısı yenilenerek tamamlanmış, Çanakkale savaşında 75 şehit vermiş bir güzel nokta.
Muhtar beyin bizleri karşılaması ve en uygun kamp noktasına kadar bizlere yardımcı olması bizleri mutlu etti.

Sanatçı Batuhan Bozkurt beyin "EMEK KÜLTÜR VE SANAT EVİ" ni ziyaret ettik. "Çakıl Taşları İle Mozaik Resimler" çalışmalarını yerinde görmek, kendileriyle sohbet etmek günümüze farklı bir renk kattı.

Sanat Evinin hemen karşısında bulunan "İLK DÖRDÜN KÜLTÜR VE SANAT VAKFI" nı ziyaret ettik. Vakıf bakıma ve yardıma muhtaç kıymetli sanatçılarımıza mükemmel bir yaşam ve öğretmenlik yapma imkanı veriyor. Çeşitli sanat dallarında başarılı olacağına inanılan kabiliyetli gençlere burslar vererek gelişmelerini sağlamak amacıyla daha yeni hayata geçti.
Bizleri karşılayarak bu bilgiler veren, Vakfı tanıtan ve sevincini paylaşan Vakıf Yönetim Kurulu Başkanı Sayın Gülnur Vural hanımefendiye çok teşekkür ediyoruz.

3.gün - 21.03.2018
Barbaros - Balıklıova / 17,0 km
Toplam yol..... 52,2 km

240 m kotu aşmayan, daralan ve genişleyen, yeşillikler içinde mükemmel bir patika. Karayoluna yakın kısımlarına dökülen çöpler ve inşaat pislikleri olmasa çok daha iyi olurdu.
Grub halinde gelen yürüyüşçüler için ideal bir parkur.

Birkaç göletten geçiyoruz, zirve bölgesinde mola veriyoruz ve Balıklıova 'ya yaklaşınca bir manzara noktasından görüntüler alıyoruz.

Son 2 km asfalt bir yol ile mübadelede terk edilmiş bir Rum köyünün önünden geçerek Balıklıova 'ya giriyoruz.

4.gün - 22.03.2018
Balıklıova - Mordoğan / 20.5 km
Toplam yol.... 72,7 km

Öncelikle bu parkurun da dün yürüdüğümüz Barbaros - Balıklıova parkuru gibi grub yürüyüşlerine çok uygun, mükemmel işaretlenmiş bir yürüyüş yolu olduğunu açıklamalıyım.
İlk 10 km geniş bir traktör yolu halinde uzanarak kıvrıla kıvrıla yükseliyor. Bu bölümde Manastır düzü denilen bölgede Eski Kılıç Çeşmesini aramamıza rağmen maalesef bulamadık. Makilikler ve zeytinlikler içinde ilerledik.

Homeros 'un, şiirlerinde, Tanrıça Athena'nın kutsal zeytini ilk kez Mimas 'ta yetiştirdiğini söylediğini hatırlıyorum.

300 m kotundaki ilk zirveyi geçince yürüyüş yolu muhteşem bir patikaya dönüşüyor. Sanki Likya yolunda yürüyormuş gibi hissedersiniz. Bu patika ile Çatalkaya mahallesine kadar neredeyse sahile iniyor ve sonra aniden tırmanışa geçiyorsunuz. Zikzaklar yaparak 400 m kotuna kadar yükselirken, rüzgar güllerinin uğultusunu duyabiliyorsunuz. Bu tırmanış biraz zorlu geçiyor. Mitolojik Mimas Rüzgarının kamçısı sürekli sağ tarafınızda şaklıyor.

Sırtı aşınca patikaları takip ederek ulaşılan Eski Mordoğan mahallesi sizleri karşılıyor.

Eski Mordoğan'da Ayşe Kadın Camiini ziyaret etmeden geçemedik. 14.yy da genç yaşta vefat eden Ayşe Kadının vasiyeti üzerine annesi tarafından yaptırılmıştır. Kubbesine ve duvarlarında kök boyası ile yapılmış gül, nergis, sümbül, zeytin ve karanfil motifleri vardır.

Mordoğan sahiline, restoranlara ve pansiyonlara kavuşmak için daha 2 km lik asfalt yol var.

Bu akşam pansiyondayız.

5.gün - 23.03.2018
Mordoğan - Kösedere / 16,2 km
Toplam yol.....88,9 km

Çok güzel işaretlenmiş harika bir patika üzerinde yükseliyoruz. Mitolojik bir hikayesi olan Dilek Pınarı'nın yakınlarından geçiyoruz. Şimdi bu hikayeyi anlatmanın tam zamanı.

Mimas dağının bu bölgesinde Narkissos isimli çok yakışıklı bir avcı yaşarmış.
Tanrıça Nemesis'in kızı Echo, Narkissos 'a aşık olur fakat Narkissos 'tan karşılık bulamayınca çok üzülür. Annesi Tanrıça Nemesis Narkissos 'a kızar ve onu cezalandırır: Der ki ;"Madem ki kızıma böyle davrandın, o halde sen de aşkına asla kavuşamayacaksın"
Birgün Narkissos'un yolu Dilek Pınarı'na düşer. Pınardan su içerken durgun suda kendi yansımasını görünce kendine aşık olur.
Aşkına uzanmak ister ama parmakları suya değince yansıma kaybolmaktadır. Pınar başından ayrılamaz. Binlerce kez tekrarlar, asla görüntüsüne kavuşamaz. Çılgına döner ve pınar başında kendini öldürür.
Dilek Pınarı yakınlarında bir gün bir çiçek çıkar ve bu çiçeğin adı Narkissos veya Nergis olur.
Narsizm adı da buradan türemiştir.
Nergis çiçeği Dilek Pınarından başlayarak zamanla bölgeye yayılmıştır.
Günümüzde Karaburun ilçesine bağlı Bozköy 'de Ocak ayında kısa süreli ortaya çıkan güzel kokulu ve güzel görünümlü Nergis meşhurdur. O dönemde Karaburun ve Yeniliman 'da satılır, iyi bir kazanç kapısıdır.

Biz yine yolumuza dönelim.
420 m kotuna kadar yükseldik. Rüzgar güllerinin tam altından geçtik. Rüzgar deli gibi esiyordu.
Bu noktadan itibaren toprak yol başlıyor.
Uşakpınarı Çeşmesini geçince Eğlencehoca mahallesine ulaştık. Kahvede biraz atıştırma ve dinlenme zamanı.

Bu bölgede mahalleler aralarına birer sırt koyarak ayrılmışlar. İlk sırtı aşarak İnecik mahallesine ve ikinci sırtı aşarak Kösedere mahallesine ulaştık.

Kösedere'nin meşhur ÖKÜZ KÖFTESİ 'ni tatmadan olmaz. Bu köftede bıçak ve satırla küçültülen kuzu eti hamurla yoğrulurken içine soğan ve dere otu da katılıyor. Sonra köfte büyüklüğünde parçalar halinde bol zeytinyağında kızartılıyor. Köy meydanındaki büyük ağacın altında farklı bir tad.

Bugünkü parkurumuzu burada tamamlıyoruz ve bir araçla Karaburun ilçesinde Yalı Pansiyon'a intikal ediyoruz. Yarın aynı araç bizi tekrar Kösedere 'ye götürecek ve bıraktığımız noktadan Mimas Yolu'na devam edeceğiz.

6.gün - 24.03.2018
Kösedere - Karaburun / 14,6 km
Toplam yol.... 103,5 km

Kösedere mahallesinin çıkışından başlayan işaretli parkur bir katır yolu patikası halinde ilerliyor. Çok az bir yükseliş ve iniş halinde yatay gidiyor.

Karaburun karayolu ile kesişince işler karışıyor. Bu bölgede bir heyelan olmuş, yol doldurularak genişletilmiş ve işaretler kaybolmuş. GPS iz kaydı kullanmayan yürüyüşçüler burada takılırlar. Bu bölgenin işaretlemeleri acilen yenilenmelidir.

Bu noktadan sonra bir traktör yolunu izleyerek Ambarseki mahallesine ulaştık. Merkezdeki kahvehanenin manzarası mükemmel. Çandarlı ve Yeni Foça sahilleri ile Midilli adası seyirin ana konusu oluyorlar.
Bugün kahvehane sahibinin teyzesinin vefatının 52. gün anma töreni varmış. Allah rahmet eylesin, ruhuna duamızı okuduk ve tavuklu pilav ile ayrandan oluşan tören yemeğini kabul ettik.
Ruhu şad olsun.

Traktör yolunu takip ederek Saip mahallesine ve hemen sonra Karaburun ilçesine ulaştık. Yürüyüşümüz Abdullah Ağa Camisinde son buldu.

7.gün - 25.03.2018
Karaburun - Yeniliman / 14,4 km
Toplam.... 117,9 km

Rahat bir tırmanışla yükseliyoruz. Yükseldikçe ufuk genişliyor, Çullu mevkisine ulaşınca Karaburun ilçesi bütün cazibesi ile ayaklarımızın altında. Sanki Likya yolunda tepedeki su deposundan Kaş ilçesinin görünüşü gibi.
Patika yükselmeye devam ediyor. Parkurun zirve noktasında panorama daha da güzelleşiyor.

Aslında bütün bu güzelliklerin sebebi RÜZGARLI VE ULU MİMAS DAĞI 'dır.

Tanrılar tanrısı ZEUS 'un kıskanç karısı Tanrıça HERA, ZEUS ' un, ölümlü güzel kızlarla ve başka tanrıçalarla yaptığı kaçamakları gözetlemek için yüksek tepelere iki gözcü yerleştirir. Bu gözcülerden birisi Kanatlı Gökkuşağı olan ve aynı zamanda Olimpos tanrılarının habercisi olan Tanrıça İRİS 'tir ve gönderildiği yer MİMAS dağının zirvesidir. Çünkü oradan bütün adalar kolayca görünmektedir.
Günün birinde HERA, ZEUS 'un Tanrıça LETO'yu hamile bıraktığını öğrenir. LETO ikiz çocuklarını doğurmak üzeredir. HERA, gözcü İRİS 'ten LETO 'nun gittiği her yeri öğrenir ve LETO 'yu oradan kovdurur. HERA, MİMAS dağının eteklerine gelen LETO 'yu MİMAS 'tan da kovdurur. LETO ikiz çocukları APOLLO ve ARTEMİS 'i sonunda Delos adasında dünyaya getirir.

Günümüzde, Yeniliman 'dan biraz daha ilerde Mimas Dağı eteklerinde yağışlarla oluşan ve yazın kuruyan bir gölümüz vardır. Adı İris Gölüdür.

Mimas Dağının tepesinin Olimpos tanrıları için bir gözetleme yeri olduğunu söylemiştim.
Günümüzde, Mimas dağının yani bugünkü Bozdağ'ın tepesinde modern cihazlarla donatılmış gözetleme ve radar tesisleri bulunmaktadır.
İlginç değil mi?

Biz yine yürüyüş yolumuza dönelim.
Yol işaretlemeleri mükemmel yapılmış.
Çeşme üzerinde yazılı tarihten 1946 yılında yaşanır bir yer olduğu anlaşılan, fakat şimdi terkedilmiş bir yıkıntı halinde olan ve sadece birkaç ev duvarının ayakta kalmaya çalıştığı Eskihisarcık mahallesinden geçtik.

Bozköy mahallesinde mola verdik. Muhtarlık ve kahvehane kapalı olup sokaklarında hiçbir kişiye rastlamadık. Herkes İzmir 'e gitmiş.

Tepeboz mahallesine ulaşmak için 250 m kotuna kadar sıkı bir tırmanış yaptık. Zirvede manzara muhteşem idi.

Yeniliman küçük bir balıkçı köyü gibi, sakin ve sevimli.

7 gündür yollardayız.
Yürüyüş parkurları, patikalar ve traktör yolları olarak çok güzel ve kullanışlı. Manzaralar doyumsuz güzellikte.
FAKAT EN BÜYÜK SIKINTI SU KAYNAKLARININ HEMEN HEMEN HİÇ OLMAYIŞI. Sadece yerleşim yerlerinden alacağınız su ile yetinmelisiniz.
Kamp yapılabilecek yer yok denecek kadar az ve orada da su yok.
Yeniliman mahallesinden sonra planladığımız Sarpıncık - Tolos Plajı - Karareis - Balıklıova parkurlarını su sıkıntısı ve kamp yapılacak yer azlığı yüzünden iptal ettik. Henüz yazlıkçıların sezonu başlamadığı için parkurun bu bölgesinde çözüm bulmak daha da zor.

Yürüyüş arkadaşlarım Yahya Kabak, Metin Uluışık, Mehmet Özbek ve ben uyumlu, yardımlaşan, kolay organize olabilen, programlara uyan ve birbirini her konuda destekleyen mükemmel bir ekip olduk.
Yol arkadaşlarıma minnettarım ve ayrı ayrı teşekkür ediyorum.

Bu etkinlik ile ilgili fotoğraflara ve diğer etkinliklere erişmek için;

https://www.facebook.com/metin.kurt.756/photos_albums
http://metinkurtiletrekking.blogspot.com

adreslerine gidiniz.

Doğada Kalalım, Sağlıklı Olalım.

Yorumlar

    You can or this trail