ADOG

Koordinat sayısı 391

Uploaded 17 Haziran 2019 Pazartesi

Recorded Haziran 2019

-
-
1.077 m
820 m
0
5,2
10
20,93 km

7 kere bakıldı , 4 kere indirildi

yer  Demirözü, Ankara (Türkiye)

DİRİLİŞ YOLU
GENEL:
Yürüyüş her yerde ve her zaman yapılabilecek faydalı bir faaliyettir. Faydalarının yanında herkes tarafından yapılabilmesi de önemli özelliklerindendir. Yürüyüş yaparken düşünmek, yürüyüşün bir anında bedeninizin nereye gittiğinden öte, aklınızın nereye gittiğini ve bastığınız topraklarda yaşanmış olayları o an hissetmenizde çok önemli. Günümüzde bu duyguyu yaşayacağınız tematik yürüyüş yolu çok azdır. Bizlerde Başkent Ankara’ya 100 yıl önce kendisini siper etmiş, 22 gün 22 gece devam eden dünyanın en uzun meydan muharebesi olan Sakarya Meydan Muharebesinin geçtiği alanlarda sizin için bir yürüyüş rotası çalışması yaptık.
Neden ‘’DİRİLİŞ YOLU’’ dedik?
Çünkü; 100 yıl önce, bu topraklarda yaşananları incelediğinizde, tükenmiş, yok olmuş bir milletin uyanışı, akıl almaz direnişi ve yeniden ayağa kalkışını göreceksiniz.
Ayrıca; Sakarya Meydan Muharebesi Milli Mücadelenin merkezi olan Ankara’nın iki ilçesinde son yüzyılımızın da Türk Milletinin son savunma savaşıdır. Türk Ordusu’nun 1683 yılında 2.Viyana Kuşatmasındaki yenilgisinden beri süregelen çekilmesi Ankara yakınlarındaki Polatlı ve Haymana da sona ermiştir. Bu savaş bütün dünyaya yeni bir Türk devletinin varlığını kabul ettiren istiklal savaşının bir dönüm noktasıdır. Yani;
Ümitsizliğin umuda, tükenişin dirilişe dönüştüğü,
Düşman azim ve iradesinin kırıldığı,
Öldü denilen yerde dirildiğimiz yerdir. Bu nedenle bu destanın yaşandığı bu topraklardaki yürüyüşümüz bir DİRİLİŞ YÜRÜYÜŞÜDÜR.
Mustafa Kemal ATATÜRK’ün emir ve komutasında, ‘’Ya İstiklal ya ölüm’’ parolasıyla başlayan istiklal savaşında Türk milleti sadece düşmanla değil yoklukla ve çaresizlikle de savaşmıştır. Tekalif-i Milliye Emirleri’ (Ulusal Yükümlülük Emirleri) nin yayınlanmasının ardından Mustafa kemal şöyle der ‘’Amacım bütün milleti savaşla ilgilendirmek, bütün kaynakları harekete geçirmek; her evi, her iş yerini, cephenin bir parçası yapmaktır.’’ Aslında bu sözleriyle dünya harp tarihine kanıtladığı top yekün savaştan bahsetmektedir.
Atatürk bitmiş tükenmiş bir Milleti yeni bir bilinç ve şuurla ayağa kaldırmak istiyordu. Gelişen bu milli bilinç ve şuurla Türk ulusunun kanıyla yapılan Türk Kurtuluş Savaş’ı yani Sakarya Destanı 22 gün 22 gece Polatlı ve Haymana topraklarında devam etmiş ve 13 Eylül günü Yunanlıların Sakarya Nehri’nin doğusunu terk etmesiyle son bulmuştur.
Amacımız; siz doğa severleri tarihle buluşturmak, özellikle Sakarya Meydan Muharebesinin geçtiği yerleri ömründe bir kez de olsun görmenizi sağlamaktır. İnanıyoruz ki savaşın tüm şiddetiyle yaşandığı bu mekanları gördüğünüzde, o havayı soluduğunuzda tüyleriniz ürperir, yürekleriniz titrer. 100 yıl önce yapılmış mevzi taşlarına, isimsiz şehit mezarına dokunduğunuzda o günlere gidecek ve duygu dolu anlar yaşayacaksınız.
GAZİ TEPE 12 Ağustos 1921 günü Başkomutan Mustafa KEMAL, yanında Fevzi Paşa, İsmet Paşa, Kazım Paşa, Tevfik bey ve Yarbay Salih(Omurtak) olmak üzere, Albay Halit bey’in komutasındaki 12’nci grup’u ziyaret etmek için iki arabayla grup karargâhının bulunduğu Toydemir köyü’ne gelmişti. Grup Sakarya nehri boyunca demiryolundan Yıldız tepe’ye kadarki kesimde tertiplenmişti. Karargâh incelemesi ve durum değerlendirmesini müteakip savunma hattının incelenmesi maksadıyla Yıldız tepe’ye çıkılmış, bazı mevziler gezilmiştir. Cephenin güney kesiminin görülmesi için buradan arabalarla İnler köyü’ne intikal edilmiş, Sakarya nehri’ne karışan Ilıca deresi’nin oluşturduğu vadinin daha iyi incelenebilmesi için de köyün güney batısında şimdi Gazi tepe olarak anılan tepeye çıkmayı uygun bulunmuştur. Tepe’de yaşananları Batı Cephesi Kurmay Başkanı Albay Asım Gündüz ile Yakup Kadri Karaosmanoğlu’un hatıralarından dinleyelim. YAŞANMIŞ OLAY :3 Aldığımız haberler, Yunan kuvvetlerinin Ankara üzerine büyük bir taarruza hazırlandığı merkezindeydi. Araziyi kâfi derecede değerlendirecek bir harita bulamayan Başkumandan, bizzat karargâhımıza gelmişti. Gazi, Mareşal (Fevzi Çakmak), İsmet Paşa, ben ve yeteri kadar istihkâm subayı ve teknik personel ile araziye çıkmıştık. Öğle molası vereceğimiz köyün güneyindeki tepe üzerinde durmuş, harita üzerinde durumu tartışmış, görüşmüştük. Mustafa Kemal çok düşünceli idi. Bir şeye karar vermek durumunda olduğu anlaşılıyordu. Biraz sonra beyaz atını getirdiler. Mustafa Kemal Paşa, bir yandan atına biniyor, bir yandan da gözleriyle bir şeyler arıyordu. O anda, onun kafasında, bir ihtimalin fırtınalaştığına şüphe yoktu. Atının üzerinde de tereddütlü idi. Bakışlarıyla ilerideki engebeli tepeleri tarıyor gibiydi. Galiba müdafaa hattını buraya almayı düşünüyordu. İşte bu dalgınlıkla, atına atlamak üzere iken, ayağı üzengiden kaydı ve yüz üstü yere düştü. Hepimiz şaşırmıştık. Atı bile, yaptığından utanmış gibi donmuş kalmıştı. Onun baygın yatışı hepimizi telâşlandırmıştı. O sakin hali içinde Fevzi Paşa bağırdı: “Çabuk bir matara su verin!” İsmet Paşa heyecan içindeydi ve etrafındakilere: “Ne duruyorsunuz,” diyordu... “Hemen bir doktor bulunuz...” Bu arada, bir süvariyi dörtnala, en yakın kıtaya göndermiş ve doktor istemişti. Biraz sonra Mustafa Kemal Paşa kendisine gelmişti. Dudaklarında her zamanki emniyet ve tebessüm ile bizleri süzüyor ve: “Yok, yok” diyordu... “Bir şey yok. Telâş etmeyin... İşimize devam edelim... Bakınız hiç bir şeyim yok görüyorsunuz.” Gerçekte ızdırabı vardı... Birkaç kaburga kemiği kırılmıştı. Acısını belli etmemeye çalışarak ayağa kalktı. Atının başını okşadı... Sanki onu teselli ediyor gibiydi. Çevreye menfi bir haber yayılmasını önlemek için takatinin son haddini kullanıyordu. Onun bu hassasiyeti göstermesindeki sebep kısa bir süre sonra anlaşılmıştı. Zira Yunan saflarında, Türk Başkumandanının bir kaza sonucu öldüğü haberi yayılmıştı. Haber, İstanbul’daki belli kaynaklara kadar ulaştırılmış, Müslüman Türkler arasında büyük üzüntü ve ümitsizlik yaratmıştı. Ancak haberin tekzibi, bir süre sonra kazanılacak zaferle yapılacaktır. Sakarya meydan muharebelerinde; Gazi tepe’de emniyet kuvvetleri tertiplenmiş ve emniyet harekâtı icra edilmiştir. İnler-Katrancı batısı istikametine ilerleyen 3’üncü Yunan kolordusu’na bağlı 10’uncu tümen ile Keçikıran istikametine doğru ilerleyen 1’inci Yunan kolordusu’na bağlı 2’nci Yunan tümeni, 23 Ağustos’ta topçularının desteğinde taarruzla, 8’inci ve 15’inci tümen emniyet birlikleriyle çetin bir muharebeye tutuşmuş, sabah saatlerinde başlayan muharebeler sonucunda da Temürözü deresi (Katrancı bölgesi dâhil) güney sırtlarını ele geçirmişti. Buradaki emniyet harekatı esnasında 13 şehit verilmiştir. Gazi tepedeki Anıt bu şehitlerimizin anısına Ağustos 2003 tarihinde inşa edilmiştir. Müteakiben işgal edilen İnler-Katrancı bölgesi Yunan birliklerinin lojistik üssü ve karargâhı olarak kullanılmıştı.
Kayalara işaret
************TAB(09)*********** YERİ : İKİZTEPELER KAMP YERİ GİDİŞ YÖNÜ : Taburoğlu Kalesi 5 km Gazitepe 20 km (K) DÖNÜŞ YÖNÜ : İkiztepeler : 2 km Türbe Tepe 6 km Mangaldağı 20 km
PANO (03) HARİTALI PANO (Atatürkün kaburga kemiğini kırma ve İnönü ile arasında geçen anektodlar . Bu pano Gazitepenin üstünde olacak. Kamp yerinde olmayacak.) **********TAB (12)************ YERİ İNLER (YOL AYRIMI) : GİDİŞ YÖNÜ : Ilıca (Kamp Yeri) : 7 KM DÖNÜŞ YÖNÜ : Gazitepe : 2 KM İkiztepeler : 16 km EK LEVHA VE İŞARETLER : 1- Taburoğlu kalesi 2- Demirözü mağarası 3- Yunan mevzileri 4- Balıklar
***********TAB(10)************ YERİ : TABUROĞLU KALESİ GİDİŞ YÖNÜ : Gazitepe 15 km (K) DÖNÜŞ YÖNÜ : İkiztepeler 7.58 km DEMİRÖZÜ (TABUROĞLU) KALESİ Demirözü Köyü, Kızılhisar mevkiinde yeralan Taburoğlu Kalesi 300 metre yükseklikte olan sarp bir kayalık tepede kurulmuştur. Tepe düz olup 300x250 metrelik bir alanı kapsar. Kalenin batı ve güney kısmı çok sarptır. Kuzey ve doğu kısmı ise kolay ulaşabilen yerlerdir. Burçlar doğuda yuvarlak planlı olup, kabaca dikdörtgen şeklinde kesilmiş yöresel kireçtaşından yapılmıştır. Kuzey duvarı batı duvarından farklıdır. Burası en kolay ulaşabilen ve saldırılara karşı zayıf olan yüzdür. Bu duvar devşirme taşlardan yapılmış, birbirine yakın beşgen burçlar ile inşa edilmiştir. Bu alışılmışın dışındaki mimari tarzının en yakın örneği Ankara kalesidir. Kalenin tam orta yerinde bir Bizans Kilisesi ve bazı yapıların temel, duvar izleri görülebilir. Bizans devrinde inşa edilmiş olan bu kale, Bizans askeri yolu üzerinde yer almaktadır. Kale nispeten iyi korunmuş ve günümüze kadar gelmiştir. 1. Derece Arkeolojik sit alanıdır.
Yunan mevzileri
2. KAMP YERİ: İKİZTEPE
***********TAB(11)************** YERİ : İNLER(MUHTARLIK) GİDİŞ-DÖNÜŞ YÖNÜ : Gazitepe 1.50 km GİDİŞ YÖNÜ : Gazitepe (Kamp Yeri) 1,5 km DÖNÜŞ YÖNÜ : Taburoğlu Kalesi 9 km İkiztepeler (Kamp yeri) 14 km İNLER KÖYÜ Eski adı ‘’İnler Katrancı’’ olan köy, Ilıcaözü Deresi’ne karışan ve Haymana Ovası’ndan beslenen Katrancı Deresi yatağında, Polatlı ilçenin güneydoğusunda ve ilçe merkezine 41 km uzaklıktadır. İsminin inler olmasının sebebi ise köy yerleşiminin bulunduğu alanda arazide birçok mağaranın bulunmasındandır. Vadilerinde çok sayıda yerleşme amaçlı mağaralar ile kaya mezarlar görülür. Özellikle Tekerkayası mevkiinde çok sayıda Mağara vardır. 1749 yılından sonra Mikaili aşiretinden olan aileler Katrancı çayı vadisinde bulunan İnler mevkiine gelerek yerleşir. İnler Köyü kabristanında çok sayıda ‘’Mikaili’’aşireti hanedanına ait kitabeli mezarlar bulunmaktadır. Mezarlıkta okunabilir en eski tarihli mezar taşı ‘’Mikaili’’aşireti hanedanından Hacı İbrahim Zade Osman Efendi’ye ait olup 1799 tarihlidir. Başkomutanımız Mustafa Kemal Atatürk’ ün bizzat geldiği; Gazi Tepe’ yi topraklarında barındıran Gazilik unvanını hak etmiş bir köyümüzdür. Sakarya Meydan Muharebesi başlamadan 12 Ağustos 1921 günü Mustafa Kemal Atatürk köye gelerek cephede keşif ve inceleme faaliyetleri yürüttüğü sırada ata binerken düşüp kaburga kemiklerinin kırıldığı, üzerinde anıt bulunan Gazi Tepe bu köyün yanı başındadır. Aynı zamanda savaş esnasında Yunan Ordusunun karargah olarak kullandığı köy bir çok olaya tanıklık etmiştir. Cumhuriyetin ilanından sonra karma eğitimin ve modern tarım uygulamalarının yapıldığı ilk köy olmakla beraber ülkemizin arazi bakımından en büyük köylerinden biridir. Akarsu ve yer altı suları yönünden zengin olan yörede kuru ve sulu tarım yapılmaktadır. Buğday, arpa, ayçiçeği, pancar, mısır ve bostan (kavun-karpuz) ekilir. Akarsu kenarlarında koruluklar bulunur. Geniş meraları dolayısıyla küçük ve büyükbaş hayvan yetiştirilir.
Kamp3
Dere geçişi

Yorumlar

    You can or this trail