Koordinat sayısı 135

Uploaded 30 Mayıs 2019 Perşembe

Recorded Mayıs 2019

-
-
1.331 m
952 m
0
4,8
9,5
19,05 km

86 kere bakıldı , 13 kere indirildi

yer Kirazoğlu, Ankara (Türkiye)

DİRİLİŞ YOLU
GENEL:
Yürüyüş her yerde ve her zaman yapılabilecek faydalı bir faaliyettir. Faydalarının yanında herkes tarafından yapılabilmesi de önemli özelliklerindendir. Yürüyüş yaparken düşünmek, yürüyüşün bir anında bedeninizin nereye gittiğinden öte, aklınızın nereye gittiğini ve bastığınız topraklarda yaşanmış olayları o an hissetmenizde çok önemli. Günümüzde bu duyguyu yaşayacağınız tematik yürüyüş yolu çok azdır. Bizlerde Başkent Ankara’ya 100 yıl önce kendisini siper etmiş, 22 gün 22 gece devam eden dünyanın en uzun meydan muharebesi olan Sakarya Meydan Muharebesinin geçtiği alanlarda sizin için bir yürüyüş rotası çalışması yaptık.
Neden ‘’DİRİLİŞ YOLU’’ dedik?
Çünkü; 100 yıl önce, bu topraklarda yaşananları incelediğinizde, tükenmiş, yok olmuş bir milletin uyanışı, akıl almaz direnişi ve yeniden ayağa kalkışını göreceksiniz.
Ayrıca; Sakarya Meydan Muharebesi Milli Mücadelenin merkezi olan Ankara’nın iki ilçesinde son yüzyılımızın da Türk Milletinin son savunma savaşıdır. Türk Ordusu’nun 1683 yılında 2.Viyana Kuşatmasındaki yenilgisinden beri süregelen çekilmesi Ankara yakınlarındaki Polatlı ve Haymana da sona ermiştir. Bu savaş bütün dünyaya yeni bir Türk devletinin varlığını kabul ettiren istiklal savaşının bir dönüm noktasıdır. Yani;
Ümitsizliğin umuda, tükenişin dirilişe dönüştüğü,
Düşman azim ve iradesinin kırıldığı,
Öldü denilen yerde dirildiğimiz yerdir. Bu nedenle bu destanın yaşandığı bu topraklardaki yürüyüşümüz bir DİRİLİŞ YÜRÜYÜŞÜDÜR.
Mustafa Kemal ATATÜRK’ün emir ve komutasında, ‘’Ya İstiklal ya ölüm’’ parolasıyla başlayan istiklal savaşında Türk milleti sadece düşmanla değil yoklukla ve çaresizlikle de savaşmıştır. Tekalif-i Milliye Emirleri’ (Ulusal Yükümlülük Emirleri) nin yayınlanmasının ardından Mustafa kemal şöyle der ‘’Amacım bütün milleti savaşla ilgilendirmek, bütün kaynakları harekete geçirmek; her evi, her iş yerini, cephenin bir parçası yapmaktır.’’ Aslında bu sözleriyle dünya harp tarihine kanıtladığı top yekün savaştan bahsetmektedir.
Atatürk bitmiş tükenmiş bir Milleti yeni bir bilinç ve şuurla ayağa kaldırmak istiyordu. Gelişen bu milli bilinç ve şuurla Türk ulusunun kanıyla yapılan Türk Kurtuluş Savaş’ı yani Sakarya Destanı 22 gün 22 gece Polatlı ve Haymana topraklarında devam etmiş ve 13 Eylül günü Yunanlıların Sakarya Nehri’nin doğusunu terk etmesiyle son bulmuştur.
Amacımız; siz doğa severleri tarihle buluşturmak, özellikle Sakarya Meydan Muharebesinin geçtiği yerleri ömründe bir kez de olsun görmenizi sağlamaktır. İnanıyoruz ki savaşın tüm şiddetiyle yaşandığı bu mekanları gördüğünüzde, o havayı soluduğunuzda tüyleriniz ürperir, yürekleriniz titrer. 100 yıl önce yapılmış mevzi taşlarına, isimsiz şehit mezarına dokunduğunuzda o günlere gidecek ve duygu dolu anlar yaşayacaksınız.

View more external

DERE GEÇİŞİ
YERİ :MANGALDAĞI GİDİŞ YÖNÜ : Türbetepe : 10 km İkiztepeler : 20 km (K) Gazitepe :36 km (K) Sarıçal Göleti 60 km (K) Sarıçaltepe : 63 km Yıldızdağı : 70 km Sakarya Köyü 84 km (K) Karatepe : 90 km Beştepeler : 93 km Kartaltepe : 97 km Üçpınar : 100 km (K) DUATEPE : 106 km
YERİ : ŞEHİTLİK GİDİŞ YÖNÜ: Türbetepe : 15 km İkiztepeler : 19 km DÖNÜŞ YÖNÜ : Mangaldağı : 1 km
YERİ: KİRAZOĞLU GİDİŞ YÖNÜ : Türbetepe 6 km İkiztepeler : 14 km DÖNÜŞ YÖNÜ : Şehitlik : 3 km Mangaldağı : 4 km EK YÖN 01 Haymana: 33.4 km (Çaldağı – Mangaldağı rotası için ) (Haymana – Kesikkavak- Çaldağı 7 km)
YERİ : TÜRBETEPE GİDİŞ YÖNÜ : İkiztepeler : 10 km DÖNÜŞ YÖNÜ : Mangaldağı : 10 km EK YÖN 01 Karapınar 4 km TÜRBE TEPE Muharebenin ilk gününde Mangal Dağı’nın Yunanlıların eline geçmesinden önce, Türbetepe’yi savunan 9 ncu Tümen burayı kısmen tahkim etmişti. Bu mevzileri tepenin güney yamaçları ile zirvesinde görebilirsiniz. Mangal Dağı kaybedilince Demirözü vadisinin kuzeybatı yamaçlarını kontrol eden türbe tepe önem kazanmıştı. 9 ncu Tümen’in 27 nci Alayı ile Hücum Taburunu bu bölgenin savunması ile görevli olan 7 nci Tümen emrine verildi. 24/25 Ağustos gecesi 2 nci Yunan Tümeni’nin bu istikamete taaruzla ile başlayan türbe tepe muharebeleri yaklaşık iki gün boyunca karşılıklı tepenin birkaç defa alınıp verilmesi şekilde cereyan etmiştir. Birinci günde; 1 nci Yunan Tümeni, özellikle 3 ncü Kafkas Tümeni 7 nci Alayı’nın süngü hücumları karşısında büyük ölçüde kayba uğramıştı. 3 ncü Kafkas Tümeni 7 nci Alayı bölüklerinde de er mevcudu 90’dan 40’a düşmüştü. Alayın yalnız 3 ncü Taburu’ndan 6 subay şehit ve yaralı verilmişti. Alayın 3 ncü Taburu ile Tümen Hücum Taburu cephelerinde Yunan ölüleri sayılamayacak derecede çoktu. Bu durumda, Yunanlıların Türbetepe’den atılması için Batı cephesi komutanlığının ihtiyatı olan 57 nci Tümen’in 3 ncü Grup emrine verilmesi hakkında Grup Komutanı’nın saat 10:30’da yaptığı teklifi uygun gören Cephe Komutanlığı, saat 13:00’te özetle şu karşılığı verdi: ‘’57 nci Tümen, 3 ncü Grup emrine verilmiştir. Grup, bu tümeni Türbetepe’nin düşmandan geri alınmasında kullanacaktır. 2 nci Grup, emrinde bulunan 3 ncü Kafkas Tümeni ile düşmana taarruzunu devam ettirecek ve diğer kuvvetleri ile mevzilerini kesin olarak muhafaza edecektir.’’ Bunun üzerine, Karapınar’a gelmiş bulunan 57 nci ve 7 nci Tümenler, Karapınar kuzeyi çevresinde mevzilenen 17 sahra topunun desteğinde kuzeyden ve 3 ncü Kafkas Tümeni de Gedikli civarından birlikte taarruza başladılar. Türk hücumları karşısında saat 16:00’dan itbaren Türbetepe’ye doğru gerilemeye başladılar. Devam ettirilen taarruzlarla Türbetepe’de tutunamayan Yunan kuvvetleri, Türbetepe-Bahçecik hattı güneyine perişan bir halde çekildiler. 57 nci ve 7 nci Tümenler saat 18:30’da Türbetepe’yi tamamen işgal ettiler. Yunanlıları takviye alarak karşı taaruzları pek işe yaramadı. Gece, Türbetepe mevzileri 57 nci Tümen’e devredildi. 7 nci Tümen, grup ihtiyatı olarak Kavak köyü-Evliyafakı bölgesine; 9 ncu Tümen’in 27 nci Alayı ve Hücum Taburu, Karapınar’a grup ihtiyatına alındılar. Grup Karargahı da Karapınar’a geldi. 3 ncü Kafkas Tümeni, 2 nci Grup Komutanlığı emriyle, ertesi günü taarruz etmek üzere, iki topla takviyeli 8 nci Alayını Temürözü deresinde tutan 15 nci Alay ile irtibatlı olarak İncirli-Tepeköy güneyi hattında bıraktı ve Gedikli köyünde toplandı. 3 ncü Kafkas Tümeni’nin, Türbetepe’nin Yunanlılar’dan geri alınması için katıldığı bu kanlı ve çetin olduğu kadar da başarılı muharebelere Gedikli Muharebeleri adı verildi. YAŞANMIŞ OLAY :2 “15 nci Kolordu’nun 3 ncü Kafkas Fırkası’ndaydım. Ondan sonra Halit Paşa’yla birlikte bizi birkaç subay Garp Cephesi’ne gönderdiler. Geri çekilmede Halit Paşa’nın grubu olan 12 nci Grup’la birlikte Sakarya’ya doğru çekildik. Çekilmeden sonra düşmanla karşılaşmamız Türbe Tepe’de oldu. Düşmanın müthiş topçu ateşi altında bulunuyorduk. Diyebilirim ki tepenin rakımını bile düşürdü bu kesif ateş. Buna rağmen bıkmadan, usanmadan, yılmadan saldırıyorduk düşmana. Çok kayıp verdik. Süngü savaşıydı hep. Düşman Eskişehir tarafından yükleniyormuş. Bizim 39 ncu Alay, o gece yürüyüşle Polatlı İstasyonu’na geldi. Polatlı’daki savaşlar artık bir ölüm kalım savaşıydı. Daha geriye çekilecek durumda değildik. Bu muharebelerde, 22 gün 22 gece hiç uyumadan, hiç dinlenmeden savaşıldı. Yiyecek, içecek aranmadı. Öyle ki Konya’da pişen bulgur pilavı, cephane sandıklarında, kurşun muhafazalar içinde cepheye geliyordu. Onları, kasaturalarla kırarak yerdik. Donmuş olurdu hepsi…” (1973 de Nail EKİCİ, Derman BAYLADI ve Mahmut ALPTEKİN tarafından yazı
CESME
***********TAB(05)*********** YERİ : GERMİK GİDİŞ YÖNÜ : İkiztepeler 7 km DÖNÜŞ YÖNÜ : Türbetepe : 3 km Mangaldağı 13 km EK YÖN 01 Demirözü 4 km EK YÖN 02 Karapınar 5 km
2. KAMP YERİ: İKİZTEPE
***********TAB(06)********** YERİ : YOLA ÇIKIŞ YOL ÜZERİ TALİ TABELA 3 YÖNLÜ İKİZTEPELER – İKİZTEPELER KAMP YERİ-TÜRBETEPE GİDİŞ YÖNÜ İkiztepeler (KM siz levha) GİDİŞ-DÖNÜŞ YÖNÜ İkiztepeler Kamp yeri (Kmsiz levha) DÖNÜŞ YÖNÜ Türbetepe (KM SİZ LEVHA)
Tesiste tuvalet ve su vardır. İçilmez
1.Kamp alanı Mangaldağı Kamp alanı 2.Kamp alanı İkiztepelere mesafe :
MANGAL DAĞI Mangal Dağı, Sakarya dirseğinin 40 km. kadar doğusunda Haymana’nın 25 km. güneyinde ana savunma çizgisinin sol ucunda ileriye doğru çıkıntı yapan tek başına bir mevzii durumundaydı. Yunan Ordusu 21 Ağustos 1921 günü Sakarya güney kolu üzerindeki Hacı Hüseyin ve Fettahoğlu köprülerinden Sakarya’yı geçtiler ve Mangal Dağı genel doğrultusunda ilerlemeye başladılar. Amaçları Ordumuzu bu bölgede kuşatmaktı. Fakat Mangal Dağı’nı ele geçirmeden etkili bir kuşatma yapmaları olanaksızdı. Bu hareket, Yunan Ordularını hedefinden gittikçe uzaklaştırıyor ve güneye kaydıkça kendileri için gittikçe güçleşen ve Türk kuvvetlerinin hareket ve manevrasına tabii kalan durumlar içersine sokuyordu. Mangal Dağı bölgesindeki mevziler, hem zaman yetersizliği hem de arazinin kayalık ve sarp oluşundan, birçok yerlerde boy çukuru bile kazılamamış; ancak dağın güneye bakan yamaçlarında grup grup siperler kazılabilmiş, kuzeye bakan yamaçlarında ise ihtiyatlar için çok basit ve az sayıda sığınak ve siperler yapılabilmişti. Dağın tepe gölgesinde ise hiçbir tahkimat yapılmamıştı. 23 Ağustos 1921 günü Türk istiklal savaşı tarihine Mangal Dağı muharebeleri olarak geçmiştir. Burada görevli 2 nci Grup 5 inci Piyade Tümeni bulunmaktadır. Topçuları (dört toplu Şnayder, iki toplu kudretli dağ bataryaları) Mangal Dağı kuzey yamaçlarında mevzilenmişti. 1 nci Yunan Tümeni 23 Ağustos günü öğleden sonra birliklerimize taarruza başladığında şiddetli yağan yağmur daha da şiddetini artırmış, fırtına ve gök gürültüleri ve yıldırımlar bölgeyi korkunç bir hale sokmuştu. Türk siperlerine karşı esen rüzgar, yağan yağmur ve sisten dolayı düşman siperlerimizin önüne kadar yaklaşabilmişti. Birliklerimizin etkili savunma ateşleri karşısında Saat 17:00’de ilk mevzilerde düşman durduruldu. Fakat hava gittikçe kötüleşti, göz gözü görmeyecek derecede bulutlarla kararıp loşlaşan ve kalın bir sis tabakasıyla da örtülen Mangal Dağı ve çevreleri, fırtınanın uğultuları ile yıldırımların zaman zaman aydınlattığı müthiş gürültülerle çalkalanan bir bölge haline geldi. Atış imkanını kaybeden birliklerimiz saat 21:30’a kadar dayanabildiler. Tümen merkez kesimindeki 24 ncü Alay, sağ kanadındaki göğüs göğüse kanlı muharebelerin etkisiyle birinci hat siperlerini terk edip kendiliğinden tepeye çekildi. Uyugunsuz ve sonucu çok acı olabilecek bu duruma rağmen, Mangal Dağı tepe bölgesi 5 nci Tümen birlikleri elinde kalmak üzere karşılıklı ateş muharebesi saat 23:00’a kadar sürdü. 2 nci Grup Komutanı, 5 nci Tümeni bir alayla daha takviye imkanı bulamadığından, yarın ( 24 ağustos ) düşmanın daha büyük kuvvetlerle Mangal Dağı’nı kuşatarak yapacağı taarruzlar karşısında daha da ağır durumlarla karşılaşabileceğini, hatta mevzideki toplarını da düşmana kaptırabileceğini düşündü. Bütün sorumluluğu üzerine alarak Mangal Dağı mevziinin terk edilmesine karar verdi ve bir raporla durumu Batı Cephesi Komutanlığı’na bildirdi. Savaşın ilk gününde yaşanan bu olaya Batı cephesi komutanı İsmet İnönü ve Başkomutan Mustafa Kemal çok sert bir tepkiyle karşılık verdiler. Yayınladıkları emirlerle Tümen komutanı kenan beyi görevden aldılar ve erlere kadar okunmasını istedikleri emirler yayınladılar. Bölgede oluşan sıkıntıyı giderecek birlik yoktu. YAŞANMIŞ OLAY : 1 GİRESUN GÖNÜLLÜ ALAYI (47. ALAY) 24 Ağustos sabahı 1.Yunan Tümeni Mangal Dağı’nı işgal etti. Bu bölgeye yeni gelmiş 47.Alay’a Mangal Dağı doğusunda taarruza hazırlanması emredildi. Kaybedilmesi Türk birlikleri üzerinde psikolojik bir çöküntü yaratan Mangal Dağındaki gedik daha fazla genişletilmeden geri alınmalıydı. Mustafa Kemal Paşa, ihtiyattaki kuvvetlerimizden yardım, gönderilmesini ve süngü hücumuyla düşmanın eski mevzilerine sürülmesini emretti. Aldığı cevap şu oldu: -İhtiyatta kuvvetlerimiz kalmadı. Yalnız Osman Ağa’nın askerleri var. Mustafa Kemal Paşa, bu kez emirlerini şöyle yeniledi: -Kim olursa olsun, süngü hücumu yapılacak. Emir yine yerine getirilemedi. Aldığı cevap şuydu: -Bunların süngüsü yoktur. Mustafa Kemal Paşa yanında korumalığını yapan karadeniz uşaklarına bakarak son ve kesin emrini şöyle verdi: -Osman Ağa’nın askerleri düşmana bıçaklarıyla saldıracaklar ve düşmanı eski mevzilerine sürecekler. Giresun Gönüllü Alayı 4.Tümenin emrine verildi. süngü yerine sivri uçlu bıçaklar kullanıldı ve düşman eski mevzilerine sürüldü. O gece Osman Bey Tepesi’nde kan gövdeyi götürdü. Alay, çarpışmada yüzde altmış kayıp verdi. Alayın kahramanlıkları takdire layık görülerek ödüllendirildi.
Mangaldağı Şehitliği
Mangaldağı Mevzilerii
işaret
Kirazoğlu köyü mola yeri
İKİZTEPELER 25 Ağustos 1921 .Yunan topçuları öğleye doğru olanca güçleriyle 15. Tüm. nin mevzilendiği bu tepeleri dövmeye başlıyordu. Ağustos sıcağı. Zerre kadar gölge yok. Mehmetçik sıcaktan bunalmış, güneşte kaynayan bir matara suyu birer yudum paylaşarak güneşin bu etkisinden korunmaya çalışırken, bu kez de yoğun topçu atışına maruz kalıyor. Ortalık toz duman. Bir yanda güneş diğer yanda cehennem gibi patlayan top mermileri. Ölüm kol geziyor. Top mermisinden kurtulsan, bu defa da güneş ve susuzluk öldürüyor. İşte bunu değerlendiren Yunan ateşi kesip hücum ediyor. Nasıl olsa canlı kimse kalmamıştır diye de biraz dağınık geliyorlar. Tam delik deşik olmuş siperlere yaklaşıyorlar ki, aniden başlayan makineli tüfek ateşiyle öndekiler yere düşüyor. Geriden gelenlerse hızla geri çekilerek canlarını zor kurtarıyor. Derken tekrar topçu ateşi başlıyor. Mehmetçik yaralıları kontrol ediyor. Yara hafifse hemen sarıyorlar, ağırsa geriye sürüklüyor, şehitse suyunu ve mermilerini alıp orada öylece bırakıyorlar. Ateş bitince bu defa Yunanlılar 15-20 m. sıçrayarak mevzilerimize yaklaşıyor. Güneş öyle kızgın ki, su da yok. Onların hareketleri de yavaşlıyor. Menzile girdiklerinde bu kez tek tek ve sakin atışlarla çok sayıda yitik veriyorlar. Ve başlarındakilerin tehditine rağmen Temur deresine doğru kaçıyor. 26 Ağustos 1921 günündeyiz. Yunanlar bir yandan cephemizin güney kanadını ele geçirip (Mangal Dağı) diğer yandan da cepheden yarma harekâtı yaparak bir an evvel Haymana' ya ve oradan da Ankara' ya girmek istiyordu. İngilizlerin Atina Ateşemiliteri Alb. Nairne ve Yunan Savunma Bakanı Theotokis bir kaç gün önce görüşmüş ve "5 Eylül'de Ankara'da buluşalım " demişlerdi.. Yunan saldırıları öyle yoğunlaşıyor ki, bazı mevzilerde tutunmak artık imkânsız hâle geliyordu. Kimi siperlere giren Yunanlıları buralardan söküp atmak zorlaşıyordu. Burada meydana gelecek bir çözülme, diğer birliklerede yansırsa, Eskişehir-Kütahya savaşlarındaki gibi bir yenilgi kaçınılmaz olurdu. Allah korusun bu da, son yurt parçasının da kaybedilmesi demek ki bu durum belkide Türk ırkının sonu demekti. İşte bu noktada rahmetli Atatürk, daha sonra dünya savaş stratejileri arasına da girecek ve ünlü Mılliyetçi Başkomutanı Çan Kay Şek tarafından da kullanılacak olan o meşhur emrini veriyor. " Hattı müdafaa yoktur, sathı müdafaa vardır. O satıh bütün vatandır. Vatanın her karış toprağı vatandaş kanıyla sulanmadıkça terk olunamaz. " Yani bulunduğu yerde tutunamayan birlik, hemen daha geride bir yerde yeniden mevzilenecek ve savunmaya devam edecekti. İşte bu strateji Yunanın da inancını yıkmış ve bu savaşın kazanılmasını sağlamıştır. Tesadüfe bakın ki bir sene sonra aynı gün 26 Ağustos 1922 'de Mustafa Kemal Büyük Taarruzla bu Yunanlılaru yenerek ülkelerine gönderecekti.

Yorumlar

    You can or this trail