• Fotoğraf ST. PAUL YOLU; Eğirdir - Barla
  • Fotoğraf ST. PAUL YOLU; Eğirdir - Barla
  • Fotoğraf ST. PAUL YOLU; Eğirdir - Barla
  • Fotoğraf ST. PAUL YOLU; Eğirdir - Barla
  • Fotoğraf ST. PAUL YOLU; Eğirdir - Barla
  • Fotoğraf ST. PAUL YOLU; Eğirdir - Barla

Koordinat sayısı 1000

Uploaded 27 Nisan 2012 Cuma

Recorded Nisan 2012

-
-
1.775 m
1.022 m
0
5,8
12
23,33 km

7629 kere bakıldı , 94 kere indirildi

yer  Gökçe, Isparta (Türkiye Cumhuriyeti)

ST. PAUL YOLU; Eğirdir – Barla – Pisidia Antioch – Yalvaç

St. Paul yolunda; Aksu – Perge’den Adada antik şehrine kadar 2008 yılında ve Aspendos’tan Eğirdir’e kadar 2009 yılında yürümüştüm. Bu yıl ilk uzun doğa yürüyüşümü Eğirdir – Yalvaç arasında yaparak St. Paul Yolunu tamamlamak istedim.
Yürüyüş yoldaşlarım sevgili oğlum Oytun Kurt ve değerli arkadaşım Ekrem İpekçi hocam oldular.
14 Nisan 2012. Eğirdir’de Lale Pansiyon’da (İbrahim bey; 02463112406 - 05422417213) aldığımız kahvaltıdan sonra bir araç ile gittiğimiz Bedre (Beydere) köyünden yürüyüşümüze başladık. İlerledikçe dikleşen kuru bir dere yatağında yükselmeye başladık. Ormancılar sel akışlarını yavaşlatmak için dere yatağına kayalarla setler (engeller) yapmışlar. 5-10 metrede bir karşımıza çıkan setler bizleri bıktırınca sol yan sırta çıkarak ve dere yatağını kaybetmeden tırmanışa devam ettik. Bu setler bize çok zaman kaybettirmişti. Hava bozmaya, siyah bulutlar çoğalmaya ve hafif olan rüzgar şiddetlenmeye başladı. Bugünkü hedefimiz çıkmakta olduğumuz Kaymaz Dağını aşarak öte yandaki Kocapınar Yaylasına ulaşmak ve kamp yapmaktı. Bunun mümkün olamayacağını anlayınca yağmur bastırmadan uygun bir kamp yeri aramaya başladık. Çok şanslıyız. Geniş bir çimenlik bulduk ve rüzgar altında üç çadır kurduk. Suyumuz azalmıştı. Ekrem hocam yan sırta çıktı ve iki tencere kar getirdi. Suyumuz yetmeyince karları erittik, süzdük, kaynattık ve kullandık. Gece fırtınanın uğultusuyla uyandık. İnanılmaz şiddetli bir rüzgar vardı. Rüzgar önce yavaştan sonra şiddetli bir uğultuyla yaklaşıyor ve çadırlarımıza adeta bir yumruk darbesi şeklinde vuruyordu. Çadır çubukları eğiliyor ve neredeyse başımıza değiyordu. Çadırlarımızı zemine çok iyi demirlemiş ve gerdirmiş olduğumuz için şükrettik ve hasarsız bir şekilde sabaha eriştik.
15 Nisan 2012. Kaymaz Dağı geçitini (1699 m.) kar üzerinde aşarken solumuzdaki Barla Dağına zirve yapmağa gelen yürüyüşçüleri uzaktan izledik. Barla Dağına çıkmaktan vazgeçen İzmir 9 Eylül Üniversitesi yürüyüşçüleri ile birlikte Kocapınar Yaylasında verdiğimiz molada buluştuk. Keyifli bir iniş ile Barla’ya ulaşırken yağmur başladı. Evinde pansiyon ve bahçesinde kamp hizmeti verebilen Sezai Yağızer’i (05417885483) ararken Barla’yı da gezmiş oldum. Barla Bediüzzaman Said Nursi’nin 17 yıl mecburi ikamete tabi tutulduğu ve risalelerini yazdığı kasabamızdır. Barla’nın bütün ekonomisi ve geçimi onun yaşadığı yerleri ziyarete gelen inananları üzerine kurulmuş. Sezainin evinde konaklamaya karar verdik. Sezai Yağızer ve ailesi bizleri mümkün olan en iyi şekilde ağırladılar.
16 Nisan 2012. Terk edilmiş Rum Kilisesinden itibaren yükselerek Barla’yı terk ettik. Kaymak Dağının Eğirdir Gölüne bakan yamaçlarında 4 saat kadar tırmanmaya devam ederken Parlais antik şehrinin yakınından geçtik. Kış boyunca Kaymak Dağından kopup gelen çığlar yamaçtaki akıntı yataklarının çukurluklarını doldurmuş. Yol işaretleri görünmüyordu. 10-15 adet çığ akmanını geçerek yamaçta yükselmeye devam ettik. Geçite ulaştık. (1788 m.). Benzeri çığ geçişleri inişte de devam etti. Çarşak çok fazla. Dikkatli olmalıyız. Nihayet sedir ormanı çizgisine ulaştık, fakat sevinemedik. Çünkü Çam Dağının sedir ormanı kaplı bu yüzü güneşe ters konumda kaldığı için hala kar altındaydı. Çok sayıda sedir ağacı kar ağırlığı ile kırılmış ve yıkılmış, patikalar kaybolmuş, ağaç dalları eğilmiş geçit vermiyor. Çok zorlandık. Bazı ağaçlarda görülebilen boyalı yol işaretlerini ve çoğunlukla GPS cihazımdaki kayıtlı yol noktalarını kullanarak bu karlı ormanı geçebildik. Yorulduk ve geciktik. Dikmen Çiftliği’ne ulaştığımızda hava neredeyse kararmıştı. Balıkçı Mustafa (05303898157) ve oğlu bizi karşıladılar. Tam 11 saattir yürüyüş halindeydik. Bu noktada kamp yapılabilecek bir alan maalesef yok. Balıkçı Mustafanın evinde konaklamaya karar verdik. Sağolsunlar, her ihtiyacımızı karşıladılar.
17 Nisan 2012. Planımız, Balıkçı Mustafanın motorlu kayığı ile Eğirdir Gölünün karşı kıyısına, Kemerdamlar köyüne geçmek ve göl kıyısına yakın giden yol işaretlerini takip ederek Aşağı Tırtar köyüne ulaşmaktı. Mustafa; göl sularının bu yıl çok yükseldiğini, yol işaretlerinin ve patikanın önemli bir bölümünün suların altında kaldığını, bu sebeple çok dik ve çürük yapılı, dar bir kayalık sırtta inişli çıkışlı tehlikeli bir yürüyüş yapmamız gerekeceğini, arkamızdaki 20-25 kg. lık sırt çantalarıyla bunun yapılamayacağını açıkladı. Bu etabı atlamaya karar verdik. Eğirdir’den bir araç çağırdık ve Dikmen Çiftliğinden Aşağı Tırtar köyüne kadar araçla gittik. Aşağı Tırtar köylüleri ile yaptığımız güzel sohbetten sonra yürüyüşümüze başladık. Yukarı Tırtar köyünde kısa bir mola verdik. Akşama doğru Eyüpler köyünden birkaç km önce bulduğumuz bir su kaynağında kamp yapmağa karar verdik. Ekrem hocamın yaktığı kamp ateşi başında çay sohbetimiz çok keyifli idi.
18 Nisan 2012. Yürüyüşe devam. Eyüpler köyünde kısa bir dinlenme ve sohbet. Hedefimiz Sücüllü beldesi. Başlangıçta her şey güzeldi. Eyüpler’den sonra başlayan esinti kısa bir süre sonra şiddetli bir lodos rüzgarı halini aldı. Henüz yeşillenmemiş ekili tarlalardan kalkan toz, toprak ve kumlar kamçı gibi kollarımıza ve yüzümüze çarpıyor. Rotamız üzerindeki Yukarı İleği köyüne zor sığındık. Ali Turan ve Bayram Erdem beyler bizi köy odasına davet ettiler, çay yaptılar. Bizler de bisküilerimizi çıkardık. Derken köy odasının bacası rüzgardan yıkıldı. Deprem oluyor zannettik. Kiremitler uçtu, tuvaletin çatısı kanatlandı gitti. Bekledik biraz, fakat rüzgar şiddetini hiç kaybetmedi. Yolumuzun genellikle tarlaların arasından geçen toprak bir yol olacağını bildiğimizden ilerlemeye karar verdik. Arkamızdan gelen rüzgar o kadar şiddetliydi ki yokuşları hiç zorlanmadan hatta fren yaparak çıkabiliyorduk. Ekrem hocamın çok sevdiği şapkası uçtu gitti. Benim bandanam da uçtu, fakat çalılara takıldığı için yakaladık. Bir toz bulutu içinde sadece önümüze bakarak ilerledik. Artık yol işaretlerini takip edemiyor ve GPS cihazına bakamıyordum. Nihayet beklediğimiz asfalt yola ulaştık. Kuytu bir köşede GPS cihazına bakarak konumumuzu belirledik. Terziler köyüne gelmişiz, yani rotamızdan 3 km uzaklaşmışız. Buna da şükürler olsun. Bir araç sahibi bize yardım etti ve bizleri rotamızın asfalt ile kesiştiği noktaya kadar taşıdı. Tekrar toprak yolda ilerlemeye başladık. Sücüllü’ye kadar hafif rüzgarlı ve yağışlı bir yürüyüş oldu. Sücüllü Belediye Başkanlığı’nı ziyaret ettik. Bizleri misafirhanesinde konuk ettiler. Sücüllü Belediye Başkanı Sayın Şenel Özkanlı ve ekibine çok minnettarız.
19 Nisan 2012. Son etabı çoğunlukla orman içinde yürüdük. Mesafe kısa. 2 saat 30 dakikada Pisidia Antioch (Antiochos, Antiokheia) antik şehrine ulaştık. Antiochos, İ.Ö.3.yy. da Büyük İskender’in ölümünden sonra generalleri arasında Anadolu’da devam eden paylaşım kavgalarının sonunda bu bölgenin hakimiyetini ele geçiren Seleukos hanedanından I. Antiochos Soter tarafından, dedesinin adını vererek, kurulmuştur. (İ.Ö.275). Kent en parlak dönemini Roma egemenliğinde özellikle Augustos döneminde (İ.Ö.27-İ.S.14) yaşamıştır. Bu dönemde Antiokheia’ya Colonia Caesareia (Sezarın Şehri) ünvanı verilmiş ve Pisidia bölgesinin başkenti yapılmıştır. Şehrin önemini fark eden Aziz Paulus (St. Paul) İ.S.46 ve 62 yılları arasında Antiochos’a üç kez gelerek hristiyanlığı buradan dünyaya yaymaya başlamıştır. Bizans döneminde hristiyanlığın serbest bırakılmasından sonra Antiokheia önemini dini merkez olarak sürdürmüştür. İ.S.518 ve 529 depremlerinde şehrin büyük kısmı yıkılmıştır. İ.S.549 yılından sonra baş gösteren salgın hastalıklar, İ.S.615 yılında başlayan Pers tehditleri ve VII. yy. daki müslüman Arap akınları şehrin dağılmasına sebep olmuştur. Kent İ.S.713 yılında yağmalanmış, kaçamayan halk köle olarak alınmış ve şehrin sonu gelmiştir.
Pisidia Antioch, anıtsal girişi (batı kapısı), Miletoslu mimar Hipodamos’un ızgara şeklindeki şehir planının uygulandığı ana caddelerle bütünleşen büyük meydanları, revaklı alışveriş dükkanları (stoalar), tiyatrosu, anıtsal çeşmesi (nympheanum), kutsal alanı (Augustos Tapınağı), hamamı ve bazilikası (St. Paul Kilisesi) ile surlarla çevrili yaklaşık 10.000 nüfuslu bir kent idi. Kentin su ihtiyacı 10 km kadar uzakta olan bir dağdaki Suçıkan Kaynağından temin ediliyor ve su kemerleri (aquaduct) ile şehre iletiliyordu.
Günün son bölümünde Yalvaç ilçe merkezini gezdik. Yalvaç müzesini ziyaret ettik. Son ziyaretimizi Men Askaenos Ay Tanrıçası Tapınağı’na ayırdık. Men (Ay) inanışı, İ.Ö. 4. bin yıllarında özellikle Mezopotamya bölgesinde yaygınlaşmış bir dini eğilimdir. Ay’ın şifa verici gücüne inananlar bir rahip eşliğinde dertlerine çare ararlardı. Ay’a yakın olmak için yüksek yerlere yaptıkları tapınaklarda hastalıklarına derman bulmak için ayinler yaparlardı. İyileşenler, şükran için, tapınağın dış duvar taşlarına ay figürleri işlerlerdi. 1600 m. yüksekliğinden Yalvaç’a kuşbakışı bakan Karakuyu Tepesinde ardıç ağaçlarının arasında Men (Ay) Askaenos Tapınağının basamaklı alt yapı kalıntılarını, yer yer 2 m yüksekliğine kadar ayakta kalabilmiş olan dış duvarlarını ve ayrıca kutsal odanın yıkıntılarını buldum. Şifa bulan hastaların duvar taşlarına yaptıkları ay figürlerini fotoğrafladım. Men Askaenos Tapınağı hristiyanlığın yaygınlaşmasından sonra hristiyanlar tarafından bilinçli olarak yıkılmış ve bu yerel inanışa son verilmiştir.
St. Paul Yolu yürüyüşümüzü (yaklaşık 90 km.) mükemmel bir noktada, Yalvaç’ı günbatımında Men (Ay) Askaenos Tanrıçasının Tapınağından seyrederek tamamladık. Yoldaşlarım (oğlum Oytun Kurt ve arkadaşım Ekrem İpekçi hocam) ile uyumlu bir ekip oluşturduk. Onlara teşekkürlerimi gönderiyorum.
Sizleri, fotoğraflarımı

https://picasaweb.google.com/118185800513683596503/1419Nisan2012STPAULYOLUEgirdirBarlaPisidiaAntiochYalvac


sitelerinden izlemeye davet ediyorum.

Gelecek uzun doğa yürüyüşlerimde buluşmak üzere,
Doğada Kalın ve Sağlıklı Olun.

Metin Kurt
15-NIS-12

8 yorum

  • Fotoğraf aksu09

    aksu09 30.Nis.2012

    Merhaba. Yürüyüşünüz zahmetli geçmiş. Ben Mayıs ayındaki Etudost'un şenliğine katıldıktan sonra bir gün St. Paul yolunda günübirlik bir yürüyüş yapmak istiyorum. Eğirdir tarafından yürüyebileceğim zorluk derecesi orta bir parkur sizce hangisi?
    Teşekkür ederim.

  • Fotoğraf metin kurt

    metin kurt 30.Nis.2012

    Size Barla - Dikmençiftliği parkurunu önerebilirim. O tarihte zevkli bir yürüyüş olacaktır. Her açıdan iyi bir parkur.

  • mehmet fici 02.Haz.2013

    imrendim.
    https://tr.wikiloc.com/gezi-yuruyus-rotalari/st-paul-yolu-egirdir-barla-2767580/photo-1113523

  • mehmet fici 15.Haz.2013

    türkleri doğa yürüyüşlerinde görmek beni gururlandırıyor,yaşadığımız coğrafyanın ne kadar görkemli olduğunu gezerek ve sizin gibi arkadaşlarla paylaşarak anlıyoruz,öğrendikçede dehşete düşüyorum ne kadar cahil bırakılmışız ,ne boş bilgilerle beynimizi yormuş enerjimizi boşa harcamışız.ayağınıza gözünüze dilinize,elinize sağlık nice yürüyüşlere sağlıkla devam etmenizi dilerim sevgiler.

  • Fotoğraf metin kurt

    metin kurt 16.Haz.2013

    Çok teşekkür ederim Mehmet Bey, çok naziksiniz.
    Facebook kullanıyorsanız sizi daha yakından tanımak isterdim. Doğa ve yürüyüşlerle ne derece ilgilisiniz acaba? Belki birlikte yürürüz.

  • Fotoğraf cevatyigit

    cevatyigit 19.Haz.2013

    Metin bey selamlar, St. Paul yolunu bende bisikletimle pedallamak istiyorum. Arastirmalarima bugün baslamis birisi olarak sizin rotanizi gördüm. Sizin yürüyüs yolu olarak kullandiginiz yol, dag bisikleti icin uygunmudur acaba ?

  • Fotoğraf metin kurt

    metin kurt 19.Haz.2013

    Cevat Bey Merhaba,
    Dağ bisikletinin neleri başarabileceği hakkında yeterli bilgim yok fakat yürüdüğüm parkurun önemli bir bölümü yürüyerek bile zorlukla geçilebilecek kadar engebeli ve kayalık. Örneğin Eğirdir Barla ve Dikmen Çiftliği bölümü. Bu bölüm için bisikletinize uygun gelecek alternatif bir parkuru belki İbrahim Ağartan beyden öğrenebilirsiniz. İbrahim Bey St Paul Yolunun Eğirdir bölümü genel koordinatörüdür ve yukarıdaki yazımın başlangıç kısmında telefon numarası ve yeri açıklanmıştır.
    Aşağı Tırtar dan itibaren Yalvaç a kadar bisikletinizle rahatlıkla gidebilirsiniz.
    İyi sürüşler dilerim.

  • Fotoğraf cevatyigit

    cevatyigit 20.Haz.2013

    Verdiginiz bilgiler icin cok tesekkürler Metin Bey. Bir kac kisiden daha aldigim bilgiler dahilinde St. Paul yolu bisiklet icin cok uygun bir rota degil. Arastirmalarima devam ederken Trans Taurus yolunun eğirdir-manavgat kisminin rotasini buldum. Orasi bisiklet icin daha uygun gözüküyor.

You can or this trail