-
-
1.883 m
1.621 m
0
2,9
5,8
11,54 km

1058 kere bakıldı , 4 kere indirildi

yer  Zile Yaylası, Ordu (Türkiye Cumhuriyeti)

ORDU VE GİRESUN YAYLALARINDA

Sabah erken saatlerde Mesudiye'ye ulaştık. Kaleköy Muhtarı Mustafa Delice otomobili ile bizi karşıladı, evine davet etti, mükemmel bir kahvaltı sundu ve bizi Mesudiye'den Kaleköy'e taşıdı.
Candan davranışları ve misafirperverliği ile bizleri onurlandırdı. Delice Ailesine minnettarız, teşekkür ediyoruz.

1.gün / Kaleköy-Yeşilçe / 11,8 km.
Kaleköy kalesinin ilk kuruluşu M.Ö.100 tarihlerinde Pontus Kralı 6 ncı Mithridates dönemindedir. Mithridates-6, 240 yıllık Pontus devletinin son kralıdır. Romalılara karşı bir kaleye sığınarak hükümranlığını korumaya çalışmak yerine ülkesinin bütününü korumayı amaçlayan bir strateji uygulamak amacıyla Batum'dan Sinop'a kadar bir çizgi boyunca 75 adet kale inşa ettirmiştir. Kaleköy bunlardan biridir.
Fakat M.Ö.63 yılında son savaşında Romalılara yenilince kendini zehirleyerek öldürmek istemesine rağmen ölmemiş ve bunun üzerine bir askerine kendisini öldürtmüştür. Şerefiyle ölmüş ve bu Pontus devletinin sonu olmuştur.
Kaleköy'den çok az eğimli bir yükseliş şeklinde İmrahor ve Konarcık köylerinin yakınlarından geçerek ilerledik.
Yeşilyurt köyünde Beyhan Aksu hanımefendi ve kızı Benhür hanımefendi ekibimizi bahçelerine davet ettiler, kahve ikram ettiler. Diğer bazı köy hanımları da toplantımıza katılınca sohbetimiz renklendi ve çeşitlendi. Bizler de yorgunluğumuzu atmış olduk.
Yeşilçe köyüne ulaşınca BENHÜR HANIMIN LOKANTASI'na uğradık. Benhür Hanım akşam yemeğinde bize yöresel yemeklerini sunacak
Yeşilçe köyünde bir vakıf kuruluşu olan İMECE HOTEL'e geldik. Bahçesine kampımızı kurduk.
Güzel bir ilk yürüyüş günü geçirdik.

2.gün/Yeşilce-Kızılağaç Obası
Günlük Yürüyüş=11,2 km
Toplam Yürüyüş=23,0 km

Bugünkü notlarıma Yeşilce 'den manilerle başlıyorum.

Köprüden geçer iken
Köprü salladı beni
Yeşilcenin kızları
İpsiz bağladı beni

Salındım girdim bağa
Başım değdi yaprağa
Kız ben seni almazsam
Girmem kara toprağa

Yeşilçede bir ADSIZ RESTORAN vardı. Ben adını koydum. Artık adı BENHÜR HANIMIN LOKANTASI. Benhur ve Ulvi Erarslan ailesi hazırladıkları yöresel ev yemekleri ve kahvaltıları ile ve hoş sohbetleri ile bizlere dostluklarını sundular. Yeşilce'ye uğrayanlara önemle tavsiye ediyorum.
Dere boyu yükselen bir orman yoluyla ilerledik. Zaman zaman orman içine girdik. Kısa bodur ağaçlardan sonra çimen kaplı açık alan yaylalara ulaştık. 1779 m kotunda yerleşik ve Eriçok dağının eteklerinde kurulu Kızılağaç obasına kadar nefis manzaralar içinde yürüdük.

3.gün/Kızılağaç Obası-Çukuralan Yaylası
Günlük yürüyüş=15,3 km
Toplam Yürüyüş=38,3 km

Dün gece şimşekli ve yağmurlu geçti, sabah yağış yoktu.
Önce alçalan bir orman yolunda ilerledik. Sonra Köşeobası'na ulaşmak için yükselen bir orman yolundaydık.
Köşe Obası'nda mola verdik. Bir evin kapısını çalıp ekmek isteyince bütün oba evleri adeta bize yardımcı olmak için yarıştılar.
Piknik tüpü ve üzerinde demlenmeye hazır çaydanlık ve demlik, 5 ekmek, 2 pide, bir tava yemeğe hazır menemen ve bir büyük tas yayla yoğurdu. Ve en güzeli tatlı sohbet ve hatıra fotoğrafları.
Onlara nasıl teşekkür edeceğimizi bilemedik. Minnettarız.
Çok sık ağaçlı bir orman yolunda yükselerek Çukuralan Yaylasına ulaştık. Bir göl evinin arkasında çimene kampımızı kurduk.

4.gün/Çukuralan Obası-Armutkolu Obası
Günlük Yürüyüş=13,0 km
Toplam Yürüyüş=51,3 km

Sabah koyun sürüsünü uğurlayarak Çukuralan Obasından ayrıldık. Sık orman içindeki patikalarda yolumuzu bulmakta zorlandık. Sık ağaçlar sebebiyle GPS haberleşmesi zorlanıyor. Zaten yol işaretlemeleri de hatalı, sık değil. Yağmur da başladı. 4 kişi olmanın avantajıyla zor da olsa bulduk.
Eriçok Zirvesi yolu çok dik. Yükümüz de fazla. İtiraf etmeliyim ki çok zorlandık. 2298 m lik dik bir zirveye şiddetli yağmur altında ve sis içinde tırmanmayı başarmanın mutluluğunu paylaştık.
Zirve çok sisli olduğu için 10 m lik görüş alanı içinde birkaç kare fotoğraf alabildik.
İnişimiz zaman zaman sis içinde oldu. Hafif eğimli bir sırtı takip ederek inerken sabah uğurladığımız sürünün köpekleri ile karşılaştık.
Armutkolu Obasına geldiğimizde oba halkı bizi sevinçle karşıladı. Önce közde pişmiş patatesler ikram edildi. Sonra Muhtar beyin evinde hazırlanan masaya davet edildik. Bütün evlerden birşeyler geldi.
Zengin bir yeşil salata, haşhaşlı börek, kuşburnu pekmezi, yayla yoğurdu ve ayranı, pişi dolu bir tepsi, yayla peyniri, çaylar. İnanılmaz bir karşılama oldu.
Daha sonra biz kamp alanımıza gidip çadırlarımızı kurduktan sonra kampımıza bir tencere dolusu tereyağlı pancar yemeği (karalahana) gönderdiler. Şahane bir kamp uykusu böyle başladı.

5.gün/Armutkolu Obası-Sinanlı Obası
Günlük Yürüyüş=12,2 km
Toplam Yürüyüş=63,5 km

Armutkolu Obasındaki gecemizde sabaha kadar yağan şiddetli yağmur bu gün 11:30 a kadar devam etti. Kesilince hızla topladık kampımızı.
Dere boyunu takip ederek dar bir vadide ilerledik.
Sonra Ertaş Obasına yükseldik.
Kavaklıca Obasından sonra eski bir göç yolunu takip ederek Kaleboynu Tepesi ile Kırgir Tepesi arasındaki 1910 m rakımlı bir geçidi aşarak Sinanlı Obasının Caniğine (mahallesine) ulaştık.
Her yerde olduğu gibi bu obada da Giresun Bulancaklı Abdullah Erdem ve Ordulu Ahmet Canbay ile aileleri bize kamp yeri bulmakta, su ve çay ayran temininde adeta yarıştılar. Bizlere Türk Misafirperverliğini gösterdiler. Çok onurlandık. Teşekkürler dostlarımıza.
Hava açtı. Çakıl taşları gibi yıldızların altında eski bir buğday harmanı olan düzlükte çok güzel bir uyku için çadırlarımıza çekildik.

6.gün/Sinanlı Obası-Bozat Taşı Obası
Günlük Yürüyüş=13,2 km
Toplam Yürüyüş=76,7 km

Sinanlı Obasından dik bir iniş ile Hekimoğlu Obasına ve bir dere boyunu takip ederek Germeçağzı geçitinin başlangıç noktasına ulaştık.
Tam bu noktada Dudu Odabaş hanımın evi karşıladı bizi. Dudu hanımın soğuk yayla ayranına hayır denilemez.
Germeçağzını aşmak demek 1600 m kotlarından 2100 m ye dik bir rampayı hiçbir düzlükle karşılaşmadan tırmanmak demektir. Güneş bugün ne kadar sıcak. Yük altında tırmandık, canımız çıktı dersem yeridir.
Sonra yayla yolunu takip ederek önce Rızvan Obasına ve sonunda Bozat Taşı Obasına ulaştık.
Hekimoğlu obasından sonra Giresun Yaylarında yürüdüğümüzü söylemeliyim.
Bozat Obasındaki kamp yerimizi birçok komşumuz ziyaret ederek bütün eksiklerimizi temin ettiler. Yardımcı olmak için çırpınan güzel yurdumun insanlarını çok seviyorum. Yurt dışında da birçok ülkede bulundum. Bizdeki bu güzelliği hiçbir yerde bulamadım. Milletim gururumdur.

7.gün/Bozat Taşı Obası-Karagöl Dağı Zirvesi
Günlük Yürüyüş=10,7 km
Toplam Yürüyüş=87,4

Bozat Taşı obasındaki kampımızı bozmadık. Küçük çantalarımızı alarak tırmanışa başladık.
Çayırlar çabuk bitti. Hafifçe dikleşmeye başlatan parkurumuz önce küçük sonra büyük kayalarla kaplı bir yamaç halini aldı. Neyse hoplaya zıplaya (yükümüz yok ya) Aygır Gölü kavşağına ulaştık.
KARAGÖL Dağı aslında çok eski bir sönmüş volkandır. 6 km kadar yarı çevreye sahip geniş bir ağzı var. Zamanla burada 4 büyük buzul gölü oluşmuş. Aygır gölü ulaşılması en kolay birinci göldür. Güzel fotoğraflar verdi bize. Dinlendik. 2850 m kotunda olan Aygır gölünü terk ettikten sonra Ekrem İpekçi hocam ve ben Metin Kurt zirveye çıkmaya, diğer arkadaşlarımız Mehmet Bayrakdar ve Cengiz Arısoy kamp yerine dönmeye karar verdik.
Zirve 3107 m de. Kot olarak 257 m daha yüksekte fakat bütün parkur boyunca çok büyük kayaların üzerinden sıçrayarak atlayarak ilerlemek gerekiyor. Küçük taşlarla dolu çarşaklar tehlikeli, kayıyorlar. Uzun otlarla kaplı bölgeler derin çukurlarla dolu, tehlikeli.
Neticede ulaştık.
Hava açık. Panoramik görüntüler muhteşem. Görüş mesafesi çok fazla. Nefis fotoğraflar çektik. Fakat Karadenizi göremedik, çünkü denizin üzeri beyaz bulutlarla kaplı idi.
Bulunduğumuz zirve Giresun'a ait. Batıda Ordu'nun en yüksek noktası 2736 m ile Gönderiç Tepesi. Güneyimizde Sıvas toprakları. Etrafımızda çepeçevre yüksek yaylalar.

8.gün/Bozat Taşı Obası-Aksu Köyü
Günlük Yürüyüş=10,5 km
Toplam Yürüyüş=97,9 km

Emekli Öğretmen Rıfkı Bekçi, Bozat Taşı Obasındaki 4 güzel ineğini yaylanın çimenine bıraktı ve bizleri uğurladı. Dün akşam yemeği için bize getirdiği tencere dolusu karalahana yemeği ve kuru soğanların tadı hala damaklarımızda. Sağ olsunlar.
Yayla yollarını takip ederek Aksu Köyüne doğru yola çıktık. Geniş çayırlıklarda yayılan inek ve koyun sürülerini fotoğraflayarak yürüyoruz.
Aksu Köyü Muhtarımız Ömer Okumuş bey bize köy misafirhanesini açtı. Bu yürüyüşte ilk kez kapalı bir mekanda kalacağız. Elektrik, su, çek yat, odun sobası her şeyimiz var. Giderek modern dünyaya yaklaşıyoruz.
Yarın yola devam.

9.gün=Aksu Köyü-Şebinkarahisar Giresun Karayolu İkisu Köprüsü
Günlük Yürüyüş=13,1 km
Toplam Yürüyüş=111,0 km

Aksu Köyünün misafirhanesinde geçirdiğimiz rahat bir gece ve Aksu Köyü İmamı Muhammed Bilir ailesinin nefis akşam yemeği sayesinde 8 günlük yorgunluğu geride bıraktık. Aksu Köyü Muhtarı Ömer Okumuş ve köy imamı Muhammed Bilir beylere gönülden teşekkür ediyoruz.
Yayla yolları yürüyüşümüz Aksu köyünde tamamlandı. Şimdi Şebinkarahisar - Giresun karayoluna kadar bir asfalt yürüyüşü gerekiyor.
7. km de Kızıltaş Köyüne ulaştık. Köy Muhtarı Murat Ayhan bey ile tanıştık ve dinlendik.
6 km daha yürüyerek hedefe ulaştık.
Hepimiz sağlıklı ve mutluyuz. Çok güzel anılarımız ve paylaşımlarımız oldu. Birbirimizle çok iyi uyum sağladık.
Yol arkadaşlarım Ekrem İpekçi, Cengiz Arısoy ve Mehmet Bayrakdar'a bu etkinliğime iştirak ettikleri için çok teşekkür ediyorum.
İnşallah başka bir doğa parçamızda yine birlikte oluruz.
Doğada Kalalım ve Sağlıklı Olalım.

Fotoğraf albümü için;

https://www.facebook.com/metin.kurt.756/photos_albums

adresini tıklayınız.

Yorumlar

    You can or this trail