Koordinat sayısı 108

Uploaded 15 Ocak 2018 Pazartesi

-
-
56 m
2 m
0
1,0
2,1
4,13 km

19 kere bakıldı , 1 kere indirildi

yer Eminönü, İstanbul (Türkiye)

Liman kenarındaki Eminönü, şehrin çarşılarının yakınındaki vapur iskelelerinde yolcu indiren teknelerle doludur. Mısır Çarşısı'nda meyve, çay ve baharatlar satan tezgahlar, hemen bitişiğindeki Kapalıçarşı'da ise rengarenk halı, kumaş, lamba ve takılar bulunur. Süleymaniye Camii, bölgeyi yukarıdan seyrederken 16. yüzyılda inşa edilen Rüstem Paşa Camii, İznik çinileriyle ünlüdür.

View more external

Dini mimari

YENİ CAMİ

Yeni Cami ya da Valide Sultan Camii, İstanbul'da 1597 yılında Sultan III. Murad'ın eşi Safiye Sultan'ın emriyle temeli atılan ve 1665'te zamanın padişahı IV. Mehmed'in annesi Turhan Hatice Sultan'ın büyük çabaları ve bağışlarıyla tamamlanıp ibadete açılan camidir.
Arkeolojik sit

Mısır Çarşısı

Mısır Çarşısı'nın tarihi Çarşı, 1660 yılında IV. Mehmed'in annesi tarafından, mimar Kâzım Ağa'ya yaptırıldı. Restorasyon çalışmaları bugün (4 Mayıs 2018) tamamlanan ve yapımı 17. yüzyıla dayanan Mısır Çarşısı, İstanbul’un doğulu yüzünü en egzotik biçimde yaşatan, en eski kapalı çarşılarından biri. Kurulduğu dönemlerde, Hindistan’dan Arabistan’a kadar Uzakdoğu ülkelerinden gelen binbir çeşit baharat ve her derde deva şifalı otlar özellikle bu çarşıda satılırdı. Malların büyük bir kısmı Mısır üzerinden geldiği için zamanla buraya Mısır Çarşısı denilmeye başlandı. Eminönü’ndeki Yeni Camii ile Çiçek Pazarı'nın hemen yanında yer alan Mısır Çarşısı, ağırlıklı olarak baharat, bitki çayları ve lokum gibi geleneksel Türk lezzetlerini arayanların ilk adresidir. 1660 yılında IV. Mehmed'in annesi Hatice Turhan Sultan tarafından mimar Kâzım Ağa'ya yaptırılmış, zaman içinde restore edilerek günümüze kadar gelen ve altı farklı kapıdan giriş yapılan çarşıda toplam 86 dükkân yer alıyor. Eskiden 'doğal eczane' görevi gören çarşıda, belli ot karışımlarından yapılan ilaç reçeteleri dükkânların önüne asılır ve isteyen müşterilere bu karışımlar sunulurmuş. Bu gelenek günümüzde de devam ediyor. Birçok dükkânda, çeşitli hastalıklara iyi geldiği bilinen farklı baharat ve ot karışımları satılıyor.
Building of interest

Büyük Posthane

Büyük Postane, Sirkeci PTT Merkezi İstanbul'un Fatih ilçesindeki Sirkeci semtinde yer alan Türkiye'nin en büyük postane binasıdır. Açılış tarihi: 1909 Kat sayısı: 4 Mimari tarz: Birinci Ulusal Mimarlık Akımı Sahibi: PTT İnşaat başlangıç tarihi: 1905 Mimar: Vedat Tek
Train stop

Sirkeci Garı

Sirkeci Garı, Türkiye'nin İstanbul şehrinde yer alan bir tren istasyonudur. II. Abdülhamid devrinde inşa edilen gar, Avrupa Yakası'nda Sirkeci semtindedir. TCDD'nin, Haydarpaşa Garı ile birlikte İstanbul'daki iki ana istasyonundan biridir. 2015'te İBB'ye devredilmiştir. Adres: Hocapaşa Mahallesi Ankara Cadddesi,Halil Lütfü 4. İş Merkezi K: 1 No:113,Hoca Paşa,, 34110 Fatih/İstanbul Tren işletmecileri: TCDD Taşımacılık Açıldığı tarih: 27 Temmuz 1872 Yapı türü: Hemzemin; Yer altı (Marmaray) Hatlar: 7
Arkeolojik sit

Alay Köşkü

Alay Köşkü, Topkapı Sarayı'nın dış suru üzerinde, padişahların geçit yapan alayları seyretmesi için yaptırılan köşktür. Alay Köşkünün bulunduğu yerde 16. yüzyılda ahşap bir köşk bulunuyordu. Köşkün bugünkü binası II. Mahmud tarafından yaptırıldı. Adres: Cankurtaran, Alemdar Cad., 34122 Fatih/İstanbul Alay Köşkü, Bâb-ı Âli’nin karşısında, Gülhane Parkı’nın Soğukçeşme Kapısı’nın solunda, Topkapı Sarayı surlarının Alemdar Caddesi’ne bakan burçlarının üstünde yer almaktadır. Geçmişte köşkün şu andaki yerinde, Fatih Sultan Mehmet zamanında yapıldığı düşünülen aynı isimli ahşap bir köşk bulunduğu bilinmektedir. Köşkün pencere kemerlerinde bulunan tunç harfler ile yazılmış manzum kitabesinden mevcut köşkün, eski köşkün konumuna göre daha yüksek bir şekilde 1819 yılında Sultan II. Mahmut döneminde yaptırıldığı anlaşılmaktadır. Alay Köşkü padişahların resmi geçit törenlerini izlemesi, asker ve halkı selamlaması amacıyla inşa edilmiştir. Bu nedenle köşkün bir diğer ismi de “Selam Köşkü”dür. İmparatorluk döneminde sefere çıkılmadan önce, askerler teçhizatları ile birlikte bir geçit töreni düzenler, padişah da onları bu köşkten izler ve selamlardı. Ayrıca, şehrin Alay Köşküesnaf ve tüccarlarının seyyar sayımının yapıldığı lonca alaylarını da padişah yine bu köşkten izlerdi. Lonca alaylarının sonuncusu 1769 yılında Sultan II. Mustafa zamanında yapılmıştır. Alay Köşkü, ampir üslubu ile yapılmış üç katlı kagir bir yapıdır. Kesin bir kanıt olmamakla birlikte, mimari üslubu nedeniyle köşkün mimarının devrin gözde mimarlarını yetiştiren Balyan ailesinden Kirkor Amira Balyan olduğu düşünülmektedir. Köşkün ahşap olan dış cephesi mermer ile kaplanmıştır. Gülhane Parkı’na bakan iki kanatlı iki kapısı ile on dört adet penceresi bulunmaktadır. Köşkün pencere kemerleri, Hattat İzzet Molla tarafından yazılan yazılar ile pencereler ise demir parmaklıklarla süslüdür. Yapının üstünü örten kurşun kaplı külahın altında yer alan kubbenin içinde ve sofanın tavanında zengin kalem işi süslememeler bulunmaktadır. Köşkte, köşe burcu üzerine Alay Köşküoturtulmuş yuvarlak hünkâr salonu ile çeşitli büyüklüklerde hizmet odaları mevcuttur. Alay Köşkü Osmanlı tarihindeki bir takım önemli olaylara da sahne olmuştur. Sultan IV. Mehmet döneminde, Halep valisi Vezir Haseki Mehmet Paşa yolsuzluk yaptığı iddiası ile İstanbul’a getirilerek, köşkün önünde divan katibi ve kethüdası ile birlikte idam edilmiştir. Alay Köşkü’nün yer aldığı bir diğer önemli tarihi olay ise Vakay-i Vakvakiye (Çınar Olayı)’dir. Girit kuşatmasını izleyen süreçte, maaşlarını alamadıkları ve paranın tağşiş edilmesi (değerinin düşürülmesi) ile zor duruma düştükleri iddiası ile yeniçeriler tarafından başlatılan isyan sonucu henüz on beş yaşında olan Sultan IV. Mehmet, isyancılar tarafından bir ayak divanına mecbur bırakılmıştır. İsyancıları Alay Köşkü’nde kabul eden padişah, isteklerinin ne olduğunu sorduğunda el kaldırarak söz alan Mehmet Ağa, Alay Köşkükendilerinin padişaha bağlı olduklarını ancak bir takım saray görevlilerinin kellelerini istediklerini söylemiştir. Sultan IV. Mehmet isyancıları taleplerinden vazgeçirmeye çalışmışsa da başarılı olamamıştır. Bunun üzerine, padişahın emri ile aralarında Kızlarağası Behram Ağa, Kapuağası Ahmet ve İbrahim Ağaların da bulunduğu yaklaşık otuz kişinin cesedi isyancılara teslim edilmiştir. Cesetler, isyancılar tarafından At Meydanı’na götürülerek bir çınar ağacına asılmıştır. Bu ağacın, cehennemde bulunduğuna inanılan ve meyveleri insan kafası şeklinde olan Vakvak Ağacı’na benzetilmesi nedeniyle, olay Vakay-i Vakvakiye olarak adlandırılmıştır. Alay Köşkü’nü etkileyen bir başka olay ise; 1808 yılında Sadrazam Alemdar Mustafa Paşa döneminde çıkan bir yeniçeri ayaklanmasında teslim olmayı reddeden Alemdar Mustafa Paşa’nın konağını havaya uçurarak kendisi ile birlikte yüzlerce yeniçeriyi öldürdüğü patlamadır. Bu patlamanın etkisiyle Alay Köşkü de zarar görmüştür. Ayrıca bir takım Alay Köşkü - Ahmet Hamdi Tanpınar Edebiyat Müze Kütüphanesikaynaklarda, Sultan (Deli) İbrahim’in köşkü, yoldan geçen kişileri tatar yayı ile vurmak için hâkim bir yer olarak kullandığı da belirtilmektedir. Yenileşme ve değişim hareketleri ile birlikte Dolmabahçe Sarayı’nın yapılması sonucunda, Alay Köşkü de geçit törenlerindeki yerini Dolmabahçe Sarayı içerisinde yer alan Pembe Köşk’e bırakmıştır. 1855’te İsviçreli mimar Fossati kardeşlerin projesi üzerine, Alay Köşkü ile Soğukçeşme Kapısı yanındaki burç arasında ve surun dışına bitişik olarak yapılan Telgrafhane-i Amire binası ile birlikte Alay Köşkü de bir dönem telgrafhane nazırının makamı olarak kullanılmıştır. Telgrafhanenin buradan taşınması ve surun dibine yapılan binanın yıkılmasının ardından köşk uzun süre atıl bir durumda kalmış ve kullanılmamıştır. Cumhuriyet’in ilk yıllarında Güzel Sanatlar Birliği’ne tahsis edilen köşk, 1938’de Topkapı Sarayı Müdürlüğü’ne bağlanmış ve kapsamlı bir tadilattan geçirilmiştir. 1959-60 yıllarında tekrar bir tadilat geçiren köşke sonradan eklenen ahşap katlar ve bölmeler kaldırılmıştır. Alay Köşkü, Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından, 12 Kasım 2011 tarihinde Ahmet Hamdi Tanpınar Edebiyat Müzesi ve Kütüphanesi olarak tekrar hizmete açılmıştır.
fotoğraf

Soğuk Çeşme sk

Soğukçeşme Sokağı İstanbul'un Sultanahmet semtinde yer alan, üzerinde tarihsel evlerin bulunduğu küçük bir sokaktır. Ayasofya Müzesi ve Topkapı Sarayı arasında yer alan bu sokak trafiğe kapalıdır.
Dini mimari

Ayasofya

Ayasofya Doğu Roma İmparatorluğu’nun İstanbul’da yapmış olduğu en büyük kilise olup aynı yerde üç kez inşa edilmiştir. İlk yapıldığında Megale Ekklesia (Büyük Kilise) olarak adlandırılmış, 5. yüzyıldan itibaren ise Ayasofya (Kutsal Bilgelik) olarak tanımlanmıştır. Ayasofya Doğu Roma İmparatorluğu boyunca hükümdarların taç giydiği, başkentin en büyük kilisesi olarak katedral işlevi görmüştür.3 kez aynı yerde yeniden inşa edildi Birinci kilise, İmparator Konstantios (337-361) tarafından 360 yılında yapılmıştır. Üstü ahşap çatı ile örtülü, uzunluğuna gelişen (bazilikal) planlı birinci yapı, İmparator Arkadios’un (395–408) karısı İmparatoriçe Eudoksia ile İstanbul Patriği İoannes Chrysostomos arasında çıkan anlaşmazlıklar nedeniyle, patriğin sürgüne gönderilmesi üzerine 404 yılında çıkan halk ayaklanması sonucunda yakılıp yıkılmıştır. (Bugün patriğin mozaik tasviri, Ayasofya’nın kuzey tymphanon duvarında görülebilmektedir.) Günümüzde ilk kiliseye ait herhangi bir kalıntı bulunmamakla birlikte, müze deposunda bulunan Megale Ekklesia damgalı tuğlaların bu yapıya ait olduğu düşünülmektedir. İkinci Kilise, İmparator II. Theodosios (408-450) tarafından 415 yılında yeniden inşa ettirilmiştir. Bu yapının, beş nefli, ahşap çatı ile örtülü ve anıtsal bir girişe sahip bazilikal planda olduğu bilinmektedir. Kilise, İmparator Justinianos’un (527–565) 5. saltanat yılında, aristokrat kesimi temsil eden maviler ile esnaf ve tüccar kesimi temsil eden yeşillerin İmparatorluğa karşı birleşmesi sonucunda çıkan ve tarihte “Nika İsyanı” olarak geçen, büyük halk ayaklanması sırasında 13 Ocak 532 yılında yıkılmıştır. 1935 yılında İstanbul Alman Arkeoloji Enstitüsü’nün A. M. Scheinder başkanlığında yapılan kazılarda, bugünkü zeminin yaklaşık 2.00 m altında görülebilen II. yapının Propylon’una (anıtsal giriş kapısı) ait basamaklar, sütun kaideleri ve On İki Havari’yi temsil eden kuzu kabartmaları ile süslü friz parçaları bulunmuştur. Ayrıca anıtsal girişe ait diğer mimari parçalar ise batı kısımdaki bahçede görülebilmektedir. Günümüz Ayasofya’sı İmparator Justinianos tarafından dönemin iki önemli mimarı olan Miletos’lu (Milet) İsidoros ile Tralles’li (Aydın) Anthemios’a yaptırılmıştır. Tarihçi Prokopios’un aktardığına göre, 23 Şubat 532 yılında başlayan inşa, 5 yıl gibi kısa bir sürede tamamlanmış ve kilise 27 Aralık 537 yılında törenle ibadete açılmıştır. Kaynaklarda, Ayasofya’nın açılış günü İmparator Justinianos’un, mabedin içine girip, “Tanrım bana böyle bir ibadet yeri yapabilme fırsatı sağladığın için şükürler olsun” dedikten sonra, Kudüs’teki Hz. Süleyman Mabedi’ni kastederek “Ey Süleyman seni geçtim” diye bağırdığı geçer.
Arkeolojik sit

Hipodrum At Meydanı

Sultanahmet Meydanı İstanbul'un en önemli meydanlarından biridir. Bizans devrinde Hipodrom, Osmanlı döneminde At Meydanı olarak bilinen Roma sirki de Meydanın içerisindedir
çeşme/kaynak

Alman Çesmesi

Alman Çeşmesi, İstanbul'daki Sultanahmet Meydanı'nda, Sultan I. Ahmed Türbesinin karşısında yer alan çeşme. Alman İmparatoru II. Wilhelm'in Sultana ve İstanbul'a hediyesidir. Almanya'da yapılıp 1901'de İstanbul’daki yerine monte edilmiştir. Neo-Bizanten üslubunda bir çeşmedir; içeriden altın mozaikle süslüdür. Adres: Binbirdirek, Atmeydanı Cd., 34122 Fatih/İstanbul Mimari tarz: Byzantine Revival architecture
Dini mimari

Sultanahmed Cami

Sultan Ahmet Camii, 1609-1617 yılları arasında Osmanlı Padişahı I. Ahmed tarafından İstanbul'daki tarihî yarımadada, Mimar Sedefkâr Mehmed Ağa'ya yaptırılmıştır. Adres: Sultan Ahmet, Atmeydanı Cd. No:7, 34122 Fatih/İstanbul Açılış tarihi: 1616 Yapım başlangıç tarihi: 1609 Kapasite: 10.000 Mimar: Sedefkâr Mehmed Ağa
Waypoint

Aya İrini

Building of interest

Çinili Köşk

Çinili Köşk, Topkapı Sarayı'nın dış surlarının içinde yer alan, 1472 yılından kalma bir köşktür. Osmanlı sultanı II. Mehmed tarafından yazlık saray ya da köşk olarak yaptırılmıştır. Mimarı kesin olarak belli olmasa da bazı kaynaklar Mimar Atik Sinan tarafından yapıldığını belirtmektedir. Bulunduğu yer: İstanbul Arkeoloji Müzeleri Adres: Cankurtaran, Osman Hamdibey Yokuşu, 34122 Fatih/İstanbul Açılış tarihi: 1953 Çalışma saatleri: Açık ⋅ Kapanış saati: 17:00 Telefon: (0212) 520 77 40 İşlevi: Müze
Müze

Arkeoloji Müzesi (şARK eSERLERİ mÜZESİ)

Neredeyim :İstanbulGezilecek Yerler Eski Şark Eserleri Müzesi Türü: Müze Turizm Çeşidi: Kültür Turizmi Açıklama: Eski Şark Eserleri Müzesi koleksiyonları, Anadolu ve Mezopotamya'nın Yunan öncesi, Mısır ve Arap Yarımadası'nın İslam öncesi çağlarına ait eserlerinden oluşur. Bu eserlerin çoğunluğu 19. yüzyıl sonunda başlayıp, I. Dünya Savaşı'na kadar süren arkeolojik kazılarda ortaya çıkarılmış ve bu ülkelerin o zamanki hakimi olan Osmanlı İmparatorluğu'nun başkenti İstanbul'a getirilmiştir. İslamiyet Öncesi Arabistan Eserleri, Mısır Eserleri, Mezopotamya Eserleri, Anadolu Eserleri, Urartu Eserleri ve Çivi Yazılı Belgeler bölümlerinden oluşan Eski Şark Eserleri Müzesi'nde anlatım bölgesel bir sınıflama ile yapılmış; Arabistan Yarımadası, Mısır, Mezopotamya ve Anadolu kültürleri kendi tarihi gelişimleri içinde sunulmuştur. Akad Kralı Naramsi'nin Steli, Kadeş Anlaşması, İştar Kapısı gibi eşsiz eserlerin yanında 75.000 tane çivi yazılı belgenin bulunduğu Tablet Arşivi de bu bölümde yer alır. Tarihçe Eski Şark Eserleri'nin bugün içinde bulunduğu bina, Osman Hamdi Bey tarafından 1883 yılında Sanayi-i Nefise Mektebi yani Güzel Sanatlar Akademisi olarak inşa ettirilmiştir. İleride Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi'nin temellerini oluşturacak olan bu akademi Osmanlı İmparatorluğu'nda açılmış olan ilk güzel sanatlar okuludur. Binanın mimarı daha sonra İstanbul Arkeoloji Müzeleri Klasik binasını inşa edecek olan Alexander Vallaury'dir. 1917 yılında içindeki akademinin Cağaloğlu'nda başka bir binaya taşınması üzerine bu bina müzeler müdürlüğüne tahsis edilmiştir. Dönemin müze müdürü Halil Edhem Bey Yakındoğu ülkelerinin eski kültürlerine ait eserleri Yunan, Roma ve Bizans eserlerinden ayrı sergilenmesinin daha uygun olacağını düşünmüş ve binanın Eski Şark Eserleri Müzesi olarak düzenlenmesini sağlamıştır. Bu iş için davet edilen Alman uzman Eckhard Unger, 1917-1919 ve 1932-1935 yıllarında İstanbul'da çalışmış, müzenin teşhirini tamamlamış ve eserler üzerine bir dizi yayın yapmıştır. II. Dünya Savaşı sırasında savunma amacıyla boşaltılan müze, daha sonra Osman Sümer tarafından Unger'in ilkelerine göre tekrar düzenlenmiştir. 1963 yılında müze yapısında büyük bir düzenleme yapılarak 1974 yılında tekrar ziyarete açılmıştır. En son 1999-2000 yıllarında bakım ve onarımları yapılan Eski Şark Eserleri Müzesi 8 Eylül 2000'de bugünkü haline kavuşmuştur.
Müze

Topkapı Sarayı

Topkapı Sarayı, İstanbul Sarayburnu'nda, Osmanlı İmparatorluğu'nun 600 yıllık tarihinin 400 yılı boyunca, devletin idare merkezi olarak kullanılan ve Osmanlı padişahlarının yaşadığı saraydır. Bir zamanlar içinde 4.000'e yakın insan yaşamıştır. Adres: Cankurtaran, 34122 Fatih/İstanbul Açılış tarihi: 1475 Çalışma saatleri: Açık ⋅ Kapanış saati: 18:00 Mimari tarz: Osmanlı mimarisi Mimarlar: Mimar Sinan, Sarkis Balyan, Davut Ağa, Acem Ali

1 comment

You can or this trail